FLAŞ HABER
Makale Detay:
 


Kadınlardan da peygamber gelmiştir diyen bir dostumla konuşurken demiştim ki: Allah; “erkekler kadınlara hâkimdirler”(Nisa:34) diyor. Yani erkek, kadının reisi, büyüğü ve hâkimidir. “Bu da bazılarını bazılarına üstün kılması nedeniyledir” bunun içindir ki peygamberlik erkeklere has kılınmıştır. Devlet başkanlığı da böyledir. “Erkeklerin kadınlara bir derece üstünlüğü vardır”(Bakara:228) ayet kadınların kendi hislerine mağlup olduklarından dolayı, güçlü, istikrarlı erkeklerin himayesine muhtaçtırlar. Bu yüzden velayetin erkeklerde olmasının lazım geldiğini açık bir şekilde ifade etmektedir. “Senden önce de şehirler, halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik.” (Yusuf:109, Nahl:43, Enbiya:7) Kadınlardan Nebi olmadığına dair âlimler arasında icma vardır.(Askalani) “İsrailoğullarını peygamberleri yönetirdi.”(Buhari, Müslim) İsrailoğullarının peygamberleri arasında bir kadına rastlamak Kur’an ve sünnetle sabit değildir. Bundan dolayı devleti, kesinlikle, ehliyetli bir erkeğin yönetmesi gerekir. Dostuma her erkekten de yönetici olmaz ve bundan sonra hiçbir erkekten peygamber gelmeyecektir demiştim ve noktalamıştım. Çünkü beyhude bir tartışma olup getirisi sıfırdır.



Müslümanlar, maalesef hala bunları tartışıyor! Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettiği zaman, zamanın Hıristiyan din adamları melekler erkek mi dişi mi diye tartışması yapıyorlarmış. Bir baktılar ki İstanbul elden gitmiş. Haçlılar Müslüman memleketlere girerken Müslüman din adamları da namazda başa takılan sarığın kuyruğu sağa veya sola mı sarkıtmanın efdaliyeti tartıştıklarını söylenmektedir. Halbu ki sarığı takmasan ne olur? Sarıkla kılınan namazın sarıksız kılınan namazdan efdaliyeti hakkında gelen hadislerin tümü uydurmadır.(Elbani) Bunları ben niye anlatıyorum? Şüphesiz şu anda Araka’nda Müslümanlar katlediliyor ve yurtlarından ediliyor. Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Libya’da, Mısır’da ve dünyanın dört bir yanında Müslümanların kanı akıyor ve envai çeşit zulme duçar bırakılıyorlar, namusları, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları payı mal ediliyor, Müslümanlar ise hala ihtilaflı meseleleri kendi aralarında tartışıyorlar.



Televizyonlarında koca koca adamlar ve isimlerinin önü kalabalık olan ilim adamları! Deve sidiğini tartışıyor ve Müslümanların kafasını bulandırmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Biri Adem’e baba bulmaya ve peygamber’in yetim olduğunu, yetimliğin sünnet olduğunu söyleyerek insanları bu sünneti yerine getirmeleri için babalarını öldürmeye sevk ederken, diğeri Kur’an’nın kadına takdir ettiği mirasa itiraz ederek erkekle eşit olduğunu ileri sürüyor. Bir diğeri Allah kiminle evleneceğimizi bilmez derken, diğeri kaderi inkâr ediyor. Şairin şu mısraları terennüm etmek hak olmaz mı? “Niçin Kitab-ı İlahiyi payımal ettin? / Niçin şeriatı murdar elinle kirlettin?” Allah rızası için başka derdiniz yok mu? Bu tartıştıklarınız Müslümanların hangi derdine çare oluyor? Akan kan mı duruyor, yoksa Müslümanlar Emperyalist güçlerin sömürgesinden mi kurtuluyor? Eminim sizden sonra gelen Müslümanlar da sizin bu duyarsızlığınızı, ferasetsizliğinizi yerecek ve birbirlerine anlatacaklardır.



Müslümanların öncelikli meseleleri vardır biraz da onlarla ilgilenseniz olmaz mı? Azıcık duyarlı olmanız gerekmez mi? Televizyonlarda, vaiz kürsülerinde, seminer ve konferanslarınızda Müslümanların vahdetini işleseniz de bu konuda duyarlı olmalarını sağlasanız ve İslam dinini bozan bid’at ve hurafeler işlense ve bu konuda Müslümanlar bilgilendirilse eminim saf duru bir İslam anlayışı hâkim olacaktır. Malum peygamberimiz (sav) bir yandan İslam dinini ve devletini hâkim kılarken diğer yandan bid’at ve hurafelerle uğraşmıştı. Sizin şu haliniz Gazali’nin deyimiyle; karasineği andırıyor, sinek kocaman üzüm salkımının en güzel habbelerinden istifade etmez, teker teker inceledikten sonra en bozuğundan beslenir. Numune işte sizsiniz… Görmek isteyen görsün! Müslümanların öncelikli meseleleri yok mu? Sizin yoksa başka duyarlı Müslümanların vardır, gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.



 



Müslümanlar; Harici, Mutezile, Şii, Ehlisünnet oldular ama bir türlü Müslüman olmadılar. Allah’a halis kul olmak ona teslim olmakla olur. Ona teslim olmak peygamberine uymakla olur. Mezhepler ve tarikatlar müesses hale geldiğinden beri Müslümanlar gerilemeye başladı, çünkü salikleri taassup edip gruplaşmaya başladılar da bundan dolayı Müslümanların birliği sağlanamıyor. İçtihatların farklı oluşu her halükarda sevabı gerektirirken, taassuba dönüştüğü ve ayrılığa sebep olduğu zaman sevap yerine günah getirecektir. Bundan dolayı içtihatları din edinmeyelim, ihtilafları bir kenara itelim, kardeş olalım ve böylece vahdetimizi kuralım ki Allah ve insanlık düşmanı olan emperyalist güçleri Müslüman memleketlerden atalım. “Ya İlahi bize tevfikini gönder… / Doğru yol hangisidir, millete göster… Amin! ALLAH’A EMANET OLUN.

Misafir Avatar
İsim
E-Posta
Başlık
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.