Makale Detay:
 


Kuzey Irak bölgesinin adı, “Kürdistan” olmasından gocunmuyorum. Osmanlılar döneminde de Kürtlerin bulunduğu bölgelerin adı “Kürdistan”dı. Bunda hiçbir sakınca da görülmemişti. Arap olmak, Türk olmak, Kürt olmak ve başka bir ırktan olmak Allah’ın ayetlerindendir. Bundan dolayı bizim meseleye bakış açımız ümmet eksenli olup, ırkçı bir yaklaşım değildir. “Düşman oklarını takip eder ve haklı tarafı belirleriz…”



Ümmetin düşmanları sürekli planlar hazırlanmakta ve yeni yeni oyunlar sergilemektedirler. Bunların bir kısmı deşifre edilmekteyse de büyük bir bölümü geniş halk kitleleri nezdinde gizliliğini muhafaza etmektedir. Amaç, İslam ümmetini bölmek, birbirine sımsıkı bağlı kitleleri sonu gelmez bir hercümerce sokmaktır. 1700’lü yıllarda, Osmanlı’nın ilk toprak kaybına neden olan Karlofça Antlaşması, Müslümanların bu uykulu halini dürtmüşse bile uyanma olmamış; gerileme ve yıkım iki yüzyıl gibi uzun bir süre almıştır. Yıkımın, yavaş ve uzun sürmesi yapı için şekilsellikten uzak, hakikate uygun kurtuluş çareleri geliştirmenin de önüne geçmiştir. Bir kurbağanın ılık suya konarak yavaş bir şekilde ısıtılarak, kaynamaya giden sürecin fark edilmemesi gibi yaklaşan son, fark edilememiştir. 1900’lü yıllarda artık Batı dünyası, maddi anlamda Müslüman ümmetin siyasal yapısını parçalama imkânına ulaşmıştır. Siyasal yapının çökmesi, milliyetçiliğin yaygınlaşması neticesinde, Müslüman ümmet parçalanıp ulus devletlere bölünmesi, kâfir devletlerin bu devletleri işgali, Müslümanları uzun süreden sonra siyasal yapıları olmadan ilk defa ciddi sorunlarla karşı karşıya getirmiştir.



Asırlar boyunca ırkı, dili ve beldesi farklı olmasına rağmen, Müslümanların kendi aralarında kurdukları beraberliği devam ettirmeleri İslam düşmanlarını bir hayli korkutmuştu. Sonunda muarızlar, ümmeti sömürmeye ve köleleştirmeye giden en iyi yolun “böl ve yönet” gibi son derece etkili bir taktikle iş görmektedirler ve Müslümanlar da pek çok nedenle onun kurbanı olmuşlardır. İtina ile yürüttükleri hummalı faaliyetlerini bu noktadan başlattılar. Günümüz İslam coğrafyasında, ırkçılık fitnesini ortaya koyanlar gayrimüslimlerdir. Arap dünyasında ırkçılığa ilk çağrı; Kostantin Zorek, George Habeş ve Anton Seadet’ten gelmiştir. Bunların üçü de gayrimüslimdir. Hıristiyan dünyası yüz yıl savaşlarından kurtulup, kendi aralarında birliklerini kurarken Müslümanların birbirlerine tahammülsüzlükleri niyedir? Bir an önce akıllarını başlarına devşirip ırkı hamasetin pençesinden kurtulmaları gerekmektedir.



Meseleye sloganik ve yüzeysel bakıldığında her milletin bir devleti vardır; Kürtlerin niye bir devleti olmasın? Denilebilir. Ancak meseleye insaflıca bakıldığı ve fotoğraf büyütüldüğü zaman durum bu olmayıp, Sevr’de oynanan oyunun devamıdır. Kürt’lere devlet vermeyenler Müslümanlar değil Sevr’de Osmanlının topraklarını parçalara bölenlerdir ve bunlar bellidir. O gün Kürt’lere devlet vermeyenler bugünün hesabını yapmışlardır. Günü geldiğinde Kürt’leri Müslümanlarla dövüştüreceklerdi. Bu dünya sinemasında Kürt’lere biçilen rol budur. Lozan antlaşmasıyla, Kerkük ve Musul Irak sınırları içerisinde bırakıldığında orduya Mustafa Kemal, Kerkük ve Musul’a girin talimatı verdiği zaman ile Türkiye’de Kürt isyanlarının başladığı tarih aynıdır. Bu tesadüfî midir? Bir an önce Barzani’nin ırki hamaseti bırakıp, muhtemelen kurulması planlanan büyük İsrail devletinin kuruluşuna ön ayak olmaması temennisiyle meseleyi hal çaresine gitme noktasında çareler aramasını öneririz. Malum İsrail Fil gibidir. Kendisine önce yer edinir ondan sonra da yerini genişletmeye çalışır. Filistin’de de aynı senaryoyu görmüştük. Filistin halkı da önceleri meseleye ırki açıdan yaklaşırken sonraları İslami şuur halk arasında yaygınlaştı, bu sefer de Filistin halkını terörize etmek ve uluslararasında terörist muamelesi görmek çabaları başladı ve başarılı da oldu. Aynı muamelenin Kürt halkının başına gelmemesi için şimdiden aklı-selim ile meseleye bakmamız gerekmektedir. Sahi ABD’nin PYD’ ye uçakları, helikopterleri, tankları ve son derece donanımlı top ve füzeleri yok edebilecek seviyedeki silahları vermesi sizce niyedir? Yarın yetmiş suyla yıkamalarına rağmen, kendisinden İslam kokusu gelen Barzani’yi bertaraf edip ABD destekli, Allah tanımaz Marksist ve Leninist örgütlere teslim edip İslam âleminin kalbine hançer saplayacaktır.



Bunu yaparken; uluslararasında, silah satışında partner durumuna gelmiş, ekonomisini düzeltmiş, dışarıda Müslüman ülkelerin güvenine mazhar olmuş, içeride de güvenliğini sağlamış, kendi silah sanayini kurmuş, topunu, silahını, helikopter ve savaş gemilerinin yanı sıra kendi savaş uçağını yapacak duruma gelmiş, dünya sıralamasında donanımlı sekizinci ordusuna sahip olan ve Oktay Sinanoğlu’nun deyimiyle “Hayır diyebilen bir Türkiye” durumuna gelen, Türkiye’nin önünü kesmek içindir. Türkiye yöneticileri kapılarında dilenci gibi yetmiş sente muhtaç haldeyken ve istedikleri zaman darbeler yaptıran ABD böyle bir güçlü bir Türkiye’yi ister mi?



 



Türkiye yöneticilerine de birkaç söz ve temennide bulunmadan geçemeyeceğim. Barzani’ye, ekmeğinle oynayacağım, vanaları kapatıp ekonomini batıracağım demek yerine kendisiyle emperyalist güçlerin desiselerini ve bölge üzerindeki oyunlarını paylaşıp, komşu ülkelerle ve dünya İslam Birliği Teşkilatıyla bu meselenin halline gitmelerini öneririz. Öyle hamasi söylemler, ağır ifadelerle bu mevzu hal olmaz. Hele Bahçeli’nin ırkçı yaklaşımları ve beş bin ülkücü Kerkük’e girmeyi bekliyor gibi gayri ciddi ve kışkırtıcı söylemleriyle hiç olmaz. Güzel söz daha tesirlidir, “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” demiştir atalarımız. Allah, Musa ve Harun’a, Firavuna tebliğde bulunmak üzere güzel üslubu kullanmalarını tavsiye etmiştir: “İkiniz Firavuna gidin… Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır.”(Taha:43-44) Allah, Musa ve Harun’a kaba konuşarak nefretini üzerlerine çekmemeleri için, en büyük ve kâfir olarak en şiddetli düşmanları olan Firavun’a yumuşak söz söylemelerini emretmiştir. Kaba söz söylemek dinleyeni, sözü söyleyenden uzaklaştırır. Yanlış hendek siyasetinden sonra Kürt milleti daha rasyonel düşünmeye başlamış ve semeresi referandumda alınmıştı. Yanlış beyanat ve hamasi söylemler Kürt milletinin ırkçısı dâhil dindarını da küstürmeye yetecektir. Ben tebliğimi yaptım. Allah şahit...  ALLAHA ENANET OLUN. 

Misafir Avatar
İsim
E-Posta
Başlık
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.