Eskiden emek, sabır ve ustalık gerektiren fotoğrafçılığın bugün teknolojiyle büyük ölçüde değiştiğini belirten Akan, dijitalleşmenin mesleğin değerini azalttığını söyledi.
fotoğrafçı Ziver Akan, uzun yıllardır sürdürdüğü mesleğin geçmişten günümüze yaşadığı dönüşümü değerlendirdi. Fotoğrafçılığın bir zamanlar yoğun emek, ustalık ve sabır gerektiren bir sanat olduğunu belirten Akan, dijital teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte mesleğin büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.
Yaklaşık 44 yıldır fotoğrafçılık yapan Akan, analog dönemde fotoğraf çekiminin yalnızca deklanşöre basmaktan ibaret olmadığını, filmlerin banyo edilmesinden rötuş işlemlerine kadar her aşamanın ayrı bir uzmanlık ve titizlik gerektirdiğini söyledi.
Mesleğin geçmişte daha sınırlı sayıda kişi tarafından icra edildiğini belirten Akan, günümüzde teknolojinin sağladığı imkânlarla birlikte fotoğrafçılığın erişilebilir hâle geldiğini ancak bunun mesleğin değerini ve ustalık yönünü zayıflattığını dile getirdi.
Düğün fotoğrafçılığından vesikalık çekimlere kadar sektörün birçok alanında önemli değişimler yaşandığını ifade eden Akan, dijitalleşmenin çalışma biçimlerini hızlandırırken fotoğraf üretim süreçlerindeki emeği azalttığını kaydetti. Fotoğraf stüdyolarının geçmişte yoğun iş hacmine sahip olduğunu belirten Akan, bugün ise birçok işletmenin yalnızca resmî işlemler için çekilen fotoğraflarla ayakta kalmaya çalıştığını söyledi.
Mesleğin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Akan, teknolojik gelişmelerin kaçınılmaz olduğunu ancak geleneksel fotoğrafçılığın sahip olduğu ustalık kültürünün giderek kaybolduğunu ifade ederek, fotoğrafçılığın geçirdiği dönüşümün yalnızca teknik değil aynı zamanda kültürel bir değişim olduğunu vurguladı.
"Mesleği rahmetli ağabeyimden öğrendim"
Ziver Akan
Akan, fotoğrafçılığa nasıl başladığını şu sözlerle anlattı:
"1958 doğumluyum. 1982’den beri fotoğrafçılık mesleğini sürdürüyoruz. Yıllarımızı bu işe verdik. Bu mesleği rahmetli ağabeyimden öğrendim. Asıl işin sahibi, kapının önünde fotoğrafı bulunan ağabeyimdi. Bu mesleği onunla birlikte yürüttük. O bıraktı, sonra ben devam ettim. Hâlâ da devam ediyorum."
"Eskiden düğünler evlerde yapılır, gelin ve damatlar stüdyoya gelirdi"
Mesleğe başladığı yıllardaki çalışma koşullarının bugünden çok farklı olduğunu belirten Akan "Eskiden işler çok farklıydı. Evlerde ve mahallelerde yapılan düğünler olurdu. Gelin ve damatlar stüdyoya gelirdi. Şimdi ise bunlar büyük ölçüde bitti. Düğün salonları ve düğün salonlarıyla anlaşmalı çalışan fotoğrafçılar var. Hatta kendi çocuklarımın düğününde bile fotoğraflarını ben çekemedim; düğün salonunun fotoğrafçısı vardı. Artık durum bundan ibaret." dedi.
"Karanlık oda ve rötuş, fotoğrafçılığın temeliydi"
Analog dönemde fotoğrafçılığın ciddi bir ustalık gerektirdiğini vurgulayan Akan, karanlık oda süreçlerinin ve rötuşun, mesleğin en önemli unsurları arasında yer aldığını ifade ederek "O dönemde fotoğrafçılık çok emek isteyen bir işti. Karanlık oda, banyo ilaçları, bu ilaçların doğru hazırlanması ve filmlerin özenle yıkanması büyük önem taşırdı. Ne çok koyu ne de çok açık olacak şekilde titizlikle çalışılırdı. Fotoğrafçılığın gereği buydu. Bu işlemleri güzel yaptığınız zaman ortaya çıkan sanat da güzel olurdu. Rötuşu özenle yaptığınızda hem siz yaptığınız işten zevk alırdınız hem de müşteri memnun kalırdı. Müşteri memnun oldukça işiniz de artardı. Her şey yapılan rötuşa bağlıydı. Güzel bir sanat ortaya koyduğunuz zaman meslekte uzun yıllar kalabiliyordunuz. Ben de 44 yıldır bu işi yapıyorum." diye belirtti.
"Dijital teknolojiyle birlikte herkes fotoğrafçı oldu"
Dijitalleşmenin fotoğrafçılık mesleğini köklü biçimde değiştirdiğini belirten Akan "Ancak artık o rötuş dönemi sona erdi. Dijital teknolojiyle birlikte herkes fotoğrafçı oldu. İş bilgisayara döndü, emek büyük ölçüde ortadan kalktı. Eskiden bir fotoğraf çekildiğinde müşteriye, fotoğraf üzerinde çalışabilmek için zamana ihtiyaç duyduğumuzu söylerdik. 'Haftalık mı istiyorsunuz, günlük mü?' diye sorardık. Güzel bir fotoğraf isteyen müşteri genellikle beklemeyi tercih ederdi. Böylece fotoğraf üzerinde daha fazla çalışabilir, daha iyi sonuç elde edebilirdik." ifadelerinde bulundu.
"Eskiden rötuş yapamayan biri fotoğrafçı sayılmazdı"
Akan "Bugün ise durum farklı. Fotoğraf çekiliyor, anında gösteriliyor ve birkaç tıklamayla düzenlenip teslim ediliyor. Artık haftalar süren süreçler, film banyoları ve bekleme dönemleri kalmadı. Bu da fotoğrafın değerini azalttı. Herkes bilgisayar kullanabildiği için kendisini fotoğrafçı olarak görmeye başladı. Eskiden rötuş yapamayan biri fotoğrafçı sayılmazdı. Şimdi ise bilgisayarda birkaç işlem yapan kişi fotoğrafçı olarak kabul ediliyor. Bu nedenle meslek büyük ölçüde değer kaybetti." dedi.
"Eskiden sayılı fotoğrafçı vardı"
Batman'da fotoğrafçı sayısının geçmişe kıyasla önemli ölçüde arttığını belirten Akan, buna rağmen sektörün eski canlılığını kaybettiğini söyledi.
Akan, "Eskiden Batman’da sayılı fotoğrafçı vardı. Şimdi ise sayısını bile bilmiyorum. Bazen mahallede yürürken yeni bir fotoğrafçı dükkânının ismini görüyorum ve şaşırıyorum. Mesleğimiz bu noktaya geldi. Yine de işimizi sürdürüyoruz. Günde 2 ya da 3 müşteri gelse şükrediyoruz. Bugünkü gelirimiz neyse onunla yetiniyoruz. Daha fazlasında gözümüz yok. Düğün salonlarında çalışan ve bu işi sürdüren arkadaşlarımız var; onların kazançları daha bol olsun. Çünkü asıl kazancı onlar elde ediyor. Diğer stüdyoların işi ise daha çok vesikalık fotoğraflara kaldı. Cüzdan, ehliyet, pasaport, okul kaydı ve iş başvuruları için çekilen fotoğraflar bizim temel işimiz hâline geldi." diye belirtti.
"Gazetelerin üzerine serip kuruturduk"
Geçmişte baskı işlerinin yoğunluğundan dolayı fotoğrafları kurutacak yer bulmakta zorlandıklarını anlatan Akan, teknolojinin çalışma süreçlerini tamamen değiştirdiğini dile getirerek "Eskiden fotoğrafları bastığımız zaman koyacak yer bulamazdık. Stüdyonun ortasına gazeteler serer, fotoğraf kartlarını onların üzerine dizip kurutmaya bırakırdık. O kadar çok iş olurdu ki yetişemezdik. Şimdi ise fotoğraf çekiliyor ve 10-15 dakika içinde teslim ediliyor. Bekletilen bir fotoğraf süreci kalmadı. Eskiden amatör fotoğrafçılar çektikleri filmleri bize getirirdi. Biz de filmleri yıkar, banyosunu yapar ve istenilen sayıda baskı alırdık. Bazen tek bir kareden 5, bazen 10 adet basardık. Toplam baskı sayıları yüzleri geçerdi. O işler de artık bitti. Film kalmadı." şeklinde konuştu.
"Bu meslek zamanla yok olmaya doğru gidiyor"
Telefonlarla çekilen fotoğrafların baskısının hâlâ talep gördüğünü ancak bunun mesleği ayakta tutmaya yetmediğini belirten Akan "Bugün hâlâ telefonla çekilmiş bazı fotoğraflar getiriliyor. İnsanlar çok önem verdikleri fotoğrafları bastırıyorlar. Telefonlarına bir şey olursa fotoğraflar kaybolmasın diye baskı almayı tercih edenler var. Ancak meslek artık büyük ölçüde bundan ibaret. Bu meslek zamanla yok olmaya doğru gidiyor. Dijital teknoloji fotoğrafçılığı büyük ölçüde bitirdi. Hatta bunu önceden gören birçok usta fotoğrafçılığı bıraktı. Ben ise emekli olduktan sonra bu işi bir meşgale olarak sürdürüyorum. Bırakırsam boşluğa düşeceğimi düşünüyorum." dedi.
"Teknolojiye ayak uyduracaksınız ya da uzaktan seyredeceksiniz"
Meslekte artık çırak ve kalfa yetişmediğini ifade eden Akan "Artık ne çırak yetişiyor ne de kalfa. Bilgisayar kullanabilen, biraz da Photoshop öğrenen kişi kısa sürede kendisini bu işin ustası olarak görüyor. Stüdyo fotoğrafçılığı ise yalnızca zorunlu ihtiyaçlar doğrultusunda devam ediyor. Ehliyet ve pasaport fotoğrafları gibi işler kaldı. Yakında bunlar da kurumlar tarafından çekilmeye başlanırsa meslek tamamen ortadan kalkabilir. Bu konuda yapılabilecek çok fazla şey yok. Teknolojiye ayak uyduracaksınız ya da teknolojiyi uzaktan seyredeceksiniz. Bizim geldiğimiz nokta da budur." şeklinde konuştu.