USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

7 ÇOCUKLA BAŞLADI, BİNLERCE İNSANA ULAŞTI

Yedi yaşında otogarda su satarak hayata tutunan bir çocuk… Bugün binlerce insana uzanan bir iyilik hareketinin merkezinde duruyor.

7 ÇOCUKLA BAŞLADI, BİNLERCE İNSANA ULAŞTI

Bir Kalp Bin Umut Dernek Başkanı Veysi Mercimekçi’nin hikayesi, kişisel bir mücadeleden doğup toplumsal bir dayanışma ağına dönüşen uzun bir yolculuğa işaret ediyor.

Yaklaşık 17 yıl önce sigarayı bırakırken verdiği sözü bir başlangıç noktasına çeviren Mercimekçi, ilk adımını yedi yetim çocuk için aldığı bayramlıklarla attı. O küçük dokunuş zamanla büyüdü; yetimlerden yaşlılara, öğrencilerden özel gereksinimli bireylere, sokak hayvanlarından çevre çalışmalarına kadar uzanan geniş bir iyilik ağına dönüştü.

“Bir Kalp Bin Umut”un yolculuğu, aslında küçük bir niyetin nasıl büyük bir karşılığa dönüşebileceğinin de hikayesi. Biz de bu yolculuğun detaylarını, sahadaki emeği ve unutulmayan anıları Veysi Mercimekçi ile konuştuk.

Bu hikaye nerede başladı?

1980 yılında Batman’da doğdum. Hayatla tanışmam erken ve zorlu oldu. Daha 7 yaşındayken otogarda su satarak çalışmaya başladım. O yaşlarda emeğin, sabrın ve ayakta kalmanın değerini öğrendim. Farklı sektörlerde çalışarak hayatın zorluklarını yakından tanıma fırsatı buldum. Yaşadığım her tecrübe beni insanlara karşı daha duyarlı hale getirdi. Bu birikim zamanla yardım faaliyetlerine yönelmeme vesile oldu. Şu anda çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev alıyor, hayatımı insanlara dokunan çalışmalarla sürdürmeye gayret ediyorum.

 “Bir Kalp Bin Umut” fikri nasıl doğdu, sizi bu yola iten kırılma anı neydi?

“Bir Kalp Bin Umut” aslında bir proje olarak değil, bir vicdan muhasebesinin sonucu olarak ortaya çıktı. Yaklaşık 17 yıl önce, çalışmalarını yakından takip ettiğim ve çok kıymet verdiğim Hasan Argunağa ile birlikte çeşitli yardım faaliyetlerinde bulunuyorduk. O dönemde yaklaşık 15 yıllık sigara bağımlısıydım. Bir gün hayatımda önemli bir karar verdim. Sigarayı bırakacak, ona harcadığım parayı ihtiyaç sahiplerine ulaştıracaktım. Bu karar benim için sadece kötü bir alışkanlıktan vazgeçmek değil, aynı zamanda Allah’a verdiğim bir sözdü. Çok şükür bu sözümün arkasında durabildim ve sigarayı bıraktım. Biriktirdiğim parayla ilk olarak yedi yetim çocuğa bayramlık hediye aldım. O gün onların gözlerindeki mutluluğu görmek, tarif edilmesi zor bir duyguydu. Belki de hayatımda ilk kez yaptığım küçük bir dokunuşun bir insanın dünyasında ne kadar büyük bir karşılık bulabileceğini gördüm. İşte o gün, iyiliğin paylaşarak çoğaldığını ve bir kalbin binlerce umuda dönüşebileceğini fark ettim. “Bir Kalp Bin Umut” fikri de o duygunun içinden doğdu.

İsminiz iddialı. Gerçekten “bin umuda kapı” açabildiğinizi düşünüyor musunuz, bugüne kadar kaç kişiye ulaştınız?

İsmimizin büyük bir sorumluluk taşıdığının farkındayım. Ancak bu isim, ulaşmak istediğimiz hedefi ve bakış açımızı yansıtıyor. Yola çıkarken amacımız sadece birkaç insana yardım etmek değildi; iyiliğin yayılmasına vesile olabilmekti. Bu nedenle yaptığımız çalışmaları her zaman insan onurunu koruyarak ve kimseyi rencide etmeden yürütmeye özen gösterdik. Zamanla bu çabalara tanıklık eden, aynı hassasiyetleri paylaşan çok sayıda insan bize destek vermeye başladı. Bugün geldiğimiz noktada, farklı mesleklerden, farklı yaş gruplarından binlerce gönüldaşın katkı sunduğu büyük bir dayanışma ağı oluştu. Kesin bir sayı vermek zor olsa da yıllar içerisinde on binlerce ihtiyaç sahibine ulaştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Bunu tek bir kişinin başarı sı olarak görmüyorum. İyiliğe inanan insanların ortak emeğiyle büyüyen bir süreç bu.

Batman’da en çok hangi sosyal yaraya dokunuyorsunuz, sahada en acil ihtiyaç ne?

Sahada edindiğimiz tecrübeler, Batman’da ihtiyaçların tek bir başlık altında toplanamayacağını gösteriyor. Ekonomik sıkıntılar, eğitim eksiklikleri ve sosyal destek ihtiyacı çoğu zaman iç içe geçmiş durumda. Bu nedenle çalışmalarımızı tek bir alanla sınırlamıyoruz; yetim aileler, yaşlılar, özel gereksinimli bireyler ve sağlık sorunları yaşayan vatandaş lar öncelikli gruplarımız arasında yer alıyor. Sokak hayvanlarının korunması ve çevre bilinci de bu sorumluluğun bir parçası. Eğitim ise özellikle üzerinde durduğumuz alanlardan biri. Sorunların kalıcı çözümünün eğitimden geçtiğine inanıyoruz. Bu kapsamda bugüne kadar 55 kütüphane kurduk, köy okullarında çocukların sosyal ve kültürel imkânlara erişimini artıracak etkinlikler düzenledik. Sahada en net gördüğümüz şey, insanların yalnız olmadıklarını hissetmeye ihtiyaç duyması. Bazen küçük bir destek, bazen bir eğitim fırsatı, bazen de samimi bir temas bile hayatlarda güçlü değişimler oluşturabiliyor.

Yardım faaliyetlerinde en büyük engel kaynak yetersizliği mi, sistem mi?

Birçok kişi yardım çalışmalarındaki en büyük sorunun maddi imkânsızlıklar olduğunu düşünür. Oysa sahadaki tecrübelerimiz bize asıl meselenin insanların yapılan çalışmalara inanması olduğunu gösterdi. Geçmişte yaşanan bazı olumsuz örnekler nedeniyle ilk yıllarda kendimizi ve niyetimizi anlatmak için ciddi emek verdik. Ancak zamanla çalışmalarımız yakından tanındıkça bu mesafeler büyük ölçüde ortadan kalktı.

Bugün görüyoruz ki insanlar, desteklerinin doğru yere ulaştığından emin olduklarında katkı sunmaktan çekinmiyor. Bu nedenle yardım faaliyetlerinde en değerli şeyin maddi kaynaklardan önce güven ve şeffaflık olduğunu düşünüyorum. Sistemle ilgili zorluklar yaşansa da kurumlarla kurulan sağlıklı iletişim sayesinde bunların büyük bölümü aşılabiliyor.

“Yardım”ın ötesine geçen, doğrudan dönüşüm yaratan bir çalışmanız var mı?

Biz yardımın sadece anlık ihtiyaçları karşılamakla sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle insanları üretime ve sosyal hayata daha güçlü katacak projelere önem veriyoruz. Bu kapsamda Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle açtığımız dikiş-nakış kurslarında kadınlara mesleki eğitim veriyoruz. Eğitimlerini tamamlayan birçok kadının iş hayatına katıldığını görmek bizim için en değerli sonuç lardan biri. Aynı zamanda kurslara katılan kadınlarımızın çocuklarına yönelik eğitim faaliyetleri de yürütüyoruz. Amacımız yalnızca bir ihtiyacı karşılamak değil, insanların geleceğine katkı sunacak kalıcı çalışmalar ortaya koyabilmek.

"Yardım etmek”ile “kalıcı çözüm üretmek” arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz?

Biz yardımın sadece o anı kurtaran bir müdahale değil, aynı zamanda insanı ayağa kaldıran bir süreç olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu yüzden yaklaşımımız iki yönlü ilerliyor. Bir yandan acil ihtiyaçlara hızlı şekilde karşılık vererek insanların nefes almasını sağlıyoruz. Diğer yandan ise kişilerin kendi ayakları üzerinde durabileceği imkânları oluşturmayı hedefliyoruz. Her ailenin şartlarını ayrı değerlendirip, onları uzun vadede güçlendirecek adımlar atmaya çalışıyoruz.

Amacımız, insanları yardıma bağımlı hale getirmek değil, kendi hayatını sürdürebilen bireyler haline gelmelerine katkı sunmak.

Bu işi yaparken sizi en çok zorlayan ne oldu?

En çok zorlayan şey, çoğu zaman yapılan çalışmaları tam olarak bilmeden ortaya konan yorumlar oldu. Bu durum zaman zaman yıpratıcı olsa da, bizi daha dikkatli ve daha özenli hareket etmeye de zorladı. Devam etmemizi sağlayan şey ise inanç ve kararlılık oldu. Yorulduğumuz anlarda bile başladığımız noktayı hatırlamak, yola neden çıktığımızı unutmamak bize güç veriyor. Bu da her seferinde yeniden toparlanmamızı sağlıyor.

 

STK’lara yönelik şeffaflık eleştirilerine karşı nasıl bir duruş sergiliyorsunuz?

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik şeffaflık eleştirilerini son derece önemli görüyoruz. Çünkü bu alanın en temel dayanağı güven ve açıklıktır. Uzun yıllara dayanan tecrübemizde, birçok yapının sürdürülebilir olamamasının en önemli nedenlerinden birinin bu ilkenin yeterince güçlü işletilememesi olduğunu gördük. Bu nedenle çalışmalarımızın en başından itibaren denetlenebilir ve hesap verebilir bir yapı kurmaya odaklandık. Gelir-gider süreçlerimiz kayıt altındadır ve kurum içi denetim mekanizmalarıyla düzenli olarak kontrol edilmektedir. Amacımız eleştirilerden uzak durmak değil, şeffaflığı kalıcı bir işleyiş haline getirerek bu tartışmaları doğal şekilde ortadan kaldırmaktır.

Bağışçı güvenini sağlamak için somut olarak ne yapıyorsunuz?

Bağışçı güveni bizim için ayrı bir başlık değil, tüm sürecin merkezidir. Bu nedenle yapılan her çalışmayı mümkün olduğunca açık ve takip edilebilir şekilde yürütüyoruz. Bağışçılarımız dilerlerse saha çalışmalarına bizzat katılabiliyor, süreci yerinde gözlemleyebiliyor. Katılamayanlar için ise yapılan tüm faaliyetler görsel kayıtlarla belgelenerek kendileriyle paylaşılıyor. Ayrıca birçok durumda bağışçılar, destek verdikleri ailelerle doğrudan buluşturuluyor. Tüm bu süreçleri sosyal medya üzerinden düzenli olarak paylaşarak hem şeffaflığı sürdürüyor hem de güven duygusunu canlı tutuyoruz.

Yardım faaliyetlerinin bazen “bağımlılık oluşturduğu” eleştirisi var. Sizce insanlar yardıma alışıyor mu?

Bu eleştiriyi dikkate alıyoruz. Çünkü bizim için temel amaç, insanları sürekli yardıma ihtiyaç duyan bir yapıda tutmak değil, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir noktaya taşımaktır.

Bu nedenle çalışmalarımızı sadece anlık destekle sınırlamıyoruz. Destek verdiğimiz her aileyi kendi şartları içinde değerlendiriyor, imkanları doğrultusunda onları üretime ve iş hayatına katabilecek adımlar atmaya çalışıyoruz. Yardım sürecini bir bağımlılık değil, geçici bir destek ve ardından gelen güçlendirme süreci olarak görüyoruz.

Bugüne kadar “yanlış yaptık” dediğiniz bir proje ya da karar oldu mu?

Elbette oldu. Her süreçte olduğu gibi biz de bazı deneyimlerden ders çıkardık. Özellikle ilk dönemlerde, iyi niyetle daha geniş bir katılım alanı oluşturmuş, süreci oldukça esnek yürütmüştük. Ancak zamanla bu yaklaşımın bazı sorunlara yol açtığını gördük. Bu tecrübe bize daha sistemli ilerlemenin önemini gösterdi. Bu nedenle artık gönüllülük sürecini daha kontrollü yürütüyor, belirli bir adaptasyon süreci sonrasında ekip içine dahil ediyoruz. Böylece hem daha uyumlu hem de daha sürdürülebilir bir yapı oluşturduk.

Yardım çalışmalarınızı nasıl yapıyor ve nasıl ulaştırıyorsunuz?

Yardım çalışmalarımızı planlı ve titiz bir süreçle yürütüyoruz. Ekiplerimizi gönüllüler arasından, kadın ve erkek dengesi gözeterek oluşturuyoruz. Bu sayede hem güvenli hem de sağlıklı bir saha organizasyonu sağlanıyor. İhtiyaç sahiplerine önceden yapılan tespitlerle ulaşılıyor ve tüm süreçler gizlilik içinde, kimseyi rencide etmeden yürütülüyor. Ev ziyaretlerinde hiçbir gönüllümüzün tek başına bulunmaması temel kuralımızdır. Bu hem aileler hem de ekip güvenliği açısından önemlidir. Sahada yaklaşımımızda insani hassasiyet ön planda tutuluyor. Yardımlar, insanların onurunu zedelemeden, saygı çerçevesinde ulaştırılıyor.

Derneğin maddi olanakları nereden sağlanıyor, giderler nasıl karşılanıyor?

Derneğimizin temel kaynağı halkımızdan gelen desteklerdir. Bu katkılar, doğrudan ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere bir köprü görevi görür. Giderler ise büyük ölçüde üyelerimizin ödediği aidatlarla karşılanmaktadır. Böylece bağışların tamamı doğrudan yardım faaliyetlerinde kullanılabilmektedir. Dernekte maaşlı çalışan bulunmaz; tüm süreç gönüllülük esasıyla yürütülür. Tüm mali işlemler kayıt altındadır ve üyeler tarafından denetlenebilir durumdadır. Bu da sürecin şeffaf ve güvenilir şekilde ilerlemesini sağlar.

Bugüne kadar sizi en çok etkileyen, unutamadığınız bir çalışma oldu mu?

Sahada yıllar içinde birçok farklı hikayeye tanıklık ettik. Her biri ayrı bir iz bıraksa da, bazı anlar vardır ki insanın hafızasında çok daha derin yer edinir. Bunlardan biri de 5 yaşındaki Dicle ile yaşadığımız süreçti. Doğuştan bir ayağı olmayan Dicle için temin edilen protezle birlikte onun yeniden adım atmaya başlamasına şahit olduk. Bayram günü yaşadığı sevinç ve ilk adımlarındaki heyecan, hepimiz için unutulmaz bir ana dönüştü. Asıl etkileyici olan ise o günün devamıydı. Dicle ile birlikte sokaklarda geçirdiğimiz zaman, onun hayata yeniden karışma isteğini görmek, bu çalışmanın sadece bir destek değil, aynı zamanda güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu bize bir kez daha gösterdi.

Önümüzdeki süreçte en büyük hedefiniz ne, Batman dışına açılma planınız var mı?

En büyük hedefimiz, yürüttüğümüz çalışmaları daha sistemli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak. Başlangıçta yerel ölçekte başlayan bu süreç, zamanla daha geniş bir sorumluluk alanına dönüştü.

Önceliğimiz her zaman daha yaşanabilir bir şehir için katkı sunmaktı. Bugün ise eğitimden burs imkanlarına, kadınlara yönelik mesleki projelerden genç lik çalışmalarına kadar daha geniş bir alanda etki oluşturmayı hedefliyoruz. Batman dışına açılma konusu ise mevcut yapının güçlenmesine bağlı. Önce bulunduğumuz yerde güçlü bir model oluşturmak, ardından bu deneyimi farklı şehirlere taşımak istiyoruz.

Advert
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ