USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

BİR HABER NE ZAMAN İFTİRA SAYILIR?

HUKUKÇUDAN ÖNEMLİ UYARI

BİR HABER NE ZAMAN İFTİRA SAYILIR?

Av. Özer Alişan ekren , Türk ceza Kanunu kapsamında iftira suçunun unsurlarını ve özellikle basın ile sosyal medya paylaşımlarında dikkat edilmesi gereken hukuki sınırları değerlendirdi.

Ekren, “iftira” ile günlük hayatta kullanılan “asılsız söz” kavramlarının aynı anlama gelmediğine dikkat çekti.

HER ASILSIZ İDDİA İFTİRA DEĞİL

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesine göre iftira suçunun oluşabilmesi için bir kişinin, işlemediğini bildiği hukuka aykırı bir fiili başka bir kişiye isnat etmesi ve bu isnatla hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını amaçlaması gerekiyor.

Bu nedenle sonradan gerçeğe aykırı olduğu ortaya çıkan her haber veya sosyal medya paylaşımının doğrudan iftira kapsamında değerlendirilmemesi gerekiyor.

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI DA KAPSAMDA

Ekren, herkesin erişimine açık sosyal medya hesaplarından yapılan ve geniş kitlelere ulaşan paylaşımların, koşullarına göre basın ve yayın yoluyla yapılan açıklama kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti.

Gazete haberleri, televizyon yayınları, basın açıklamaları, internet haber siteleri, video platformları ve sosyal medya paylaşımları da bu kapsamda ele alınabiliyor.

ELEŞTİRİ Mİ, İFTİRA MI?

Bir kişinin “kötü bir insan olduğu”, “işini iyi yapmadığı” veya “ona güvenilmediği” yönündeki ifadelerin kişisel değerlendirme niteliğinde olabileceğini belirten Ekren, somut bir hukuka aykırı fiilin kişiye yüklenmesinin ise farklı değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Bir öğretmenin topladığı parayı kendisine aldığı, bir doktorun sahte rapor düzenlediği, bir memurun rüşvet aldığı veya bir işletmenin sahte ürün sattığı yönündeki somut iddiaların hukuka aykırı fiil isnadı niteliğinde olabileceğine dikkat çekti.

“BİLDİĞİ HALDE YAYINLAMAK” KRİTİK NOKTA

İftira suçunda kişinin, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlenmediğini bilmesi önem taşıyor.

Ekren’e göre yayın sırasında elde bulunan bilgi ve belgeler, yapılan araştırma, iddianın nasıl aktarıldığı ve yayın sonrasındaki davranışlar birlikte değerlendirilerek kişinin neyi bildiği ve hangi amaçla hareket ettiği belirleniyor.

BAŞKASININ İDDİASINI PAYLAŞMAK SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMIYOR

Bir gazeteci veya sosyal medya kullanıcısının başkasına ait bir iddiayı aktarmasının da her durumda sorumluluğu ortadan kaldırmadığını belirten Ekren, kaynağın güvenilirliği, yayın öncesi araştırma, karşı tarafın görüşünün alınıp alınmadığı ve kişinin iddianın gerçekliği konusundaki bilgisi gibi unsurların önem taşıdığını söyledi.

Gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir isnadı başkasının sözleriyle aktaran kişinin, diğer şartların da oluşması halinde sorumluluğunun gündeme gelebileceği belirtildi.

SAHTE BELGE VE DELİL ÜRETİLİRSE CEZA ARTABİLİYOR

TCK’nın 267. maddesinde iftira suçunun temel cezasının bir yıldan dört yıla kadar hapis olduğu belirtiliyor.

İftiranın maddi eser ve delillerin uydurulması suretiyle gerçekleştirilmesi halinde cezanın artırılabildiğine dikkat çeken Ekren, sahte belge veya yazışma hazırlanması, gerçekte yaşanmayan bir konuşmaya ait ekran görüntüsü oluşturulması ya da fotoğraf, ses ve video üzerinde değişiklik yapılmasının bu kapsamda değerlendirilebileceğini aktardı.

İFTİRADAN DÖNENLER İÇİN ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİ VAR

Ekren, TCK’nın 269. maddesinde iftiradan dönülmesi halinde uygulanabilecek etkin pişmanlık hükümlerinin düzenlendiğini belirtti.

İftiradan hangi aşamada dönüldüğüne göre cezada farklı oranlarda indirim uygulanabildiğini ifade eden Ekren, basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilen iftirada etkin pişmanlıktan yararlanılabilmesi için geri dönüşün de aynı yöntemle yayımlanması gerektiğini kaydetti.

“SONRADAN YANLIŞ ÇIKAN HER HABER İFTİRA DEĞİL”

Ekren, değerlendirmesinin sonunda önemli bir ayrıma dikkat çekerek, gerçeğe aykırı olduğu sonradan ortaya çıkan her haberin otomatik olarak iftira kabul edilmemesi gerektiğini belirtti.

İftira suçunda esas alınması gerekenin, paylaşımı yapan kişinin yayın sırasında sahip olduğu bilgi ve bu yayınla ulaşmak istediği amaç olduğunu vurgulayan Ekren, hukuki değerlendirmelerin olayın tüm koşulları birlikte ele alınarak yapılması gerektiğini ifade etti.

Av. Özer Alişan Ekren, gazetecilerin ve sosyal medya kullanıcılarının somut iddiaları yayımlarken araştırma, doğrulama ve karşı tarafın görüşünü alma süreçlerine özellikle dikkat etmeleri gerektiğini belirtti.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ