SON DAKİKA
hava
Advert
Google News

MEDENİYET NEDİR?

Son Güncelleme :

2024-06-25 16:22:16

"Uygarlık" veya "medeniyet” bizde maalesef kirlenmiş kavramlardan... Zaten hemen "medeniyet" kelimesini kullananlar bir tarafa, eş anlamlısı olan "uygarlık" diyenler de öbür tarafa ayrışıyorlar. Çünkü kimliğimiz parçalanınca, kelimelerimiz de parçalandı. Kavramlar da aynı şekilde anlaşılmıyor. Tek bir kelime ile insanlar bir kutba itiliveriyorlar. “İmkân" dediğinizde bir türlü, "olanak" dediğinizde başka bir türlü...

Biz bu yazımızda "medeniyet" kavramını tercih ediyoruz. Şu açık ki "medeniyet" de desek, "uygarlık" da desek aslında bu kavramları somut olarak anlamamız çok zor. Çünkü bizim için tek bir medeniyet var, o da Batı... Çoğumuza göre Batı hem teknoloji olarak hem de modernlik olarak tek medeniyet...

Oysa "civilisation" yani "medeniyet", Avrupa'nın kendi kendini övmek için ortaya attığı bir kavramdır. Bu anlayışa göre; Batı medenîdir, uygardır, insanîdir, geri kalan her kültür veya coğrafya geridir, barbardır, gayri insanîdir. Bu, geçmişte olduğu gibi, bugün de Batı'nın yaslandığı ve giderek daha ince ve kibar şekilde yansıttığı bir önyargıdır. Batı'da neredeyse genlere işlemiş bir önyargıdır.

Osmanlı'da "medeniyet" kelimesi kullanılıyordu. Fakat bu kelime tercüme bir kelimedir. Bu kelime Fransızca "civilisation" kelimesinin karşılığı olarak türetilmiş. "Civilisation" kelimesini ilk defa Fransız düşünür Mirabeau 1757 yılında kullanmış. Latince "civitas" kelimesinden türetilen "civilisation" kelimesi "şehir" ile ilgilidir. Şehir hayatının daha rafine, daha ince olduğu açık...  Nitekim Yunanca'da şehir anlamına gelen "polis" kelimesi de "civitas" gibi nezaket, kibarlık, in- celik manalarını taşır. İngilizce ve Fransızca'daki "nezaket, kibarlık" demek olan kelimeler de "polis" kelimesinden türeilmiştir. Mesela İngilizce "politeness."

"Medeniyet" kelimesi ise Arapça "medîne" kelimesinden türetilmiştir. O da aynen Latince "civitas" gibi "şehir" demektir. Arapça'da "medîne" kelimesini ilk defa kullanan Peygam- ber Efendimiz'dir. Mekke'den hicret ederek geldiği ve İslâm devletini kurduğu Yesrib şehrine bu ismi vermiştir. Bugün şerefli kabrinin bulunduğu Medine şehrinin adı buradan geliyor.

"Medîne" kelimesinin aslı ise "deyn"dir. "Dîn" kelimesi de aynı kökten gelir. "Düyûn-ı umûmiyye" tabirini hatırlayanımız vardır. İşte oradaki "düyûn", "borçlar" demektir. Demek ki "deyn" de "borç" demek. Neden borç? Çünkü dîn, kulun Rabb'ine olan şükür ilişkisidir. Bırakalım diğer sonsuz nimetlerini, bizâtihi bizi var etmesi, yaratması bile bizi Rabbimiz'e borçlu kılar. İbadet bunun ifadesidir.

Peki "medîne"nin "dîn" veya "deyn" ile ne ilgisi var? Çünkü şehir, çok farklı insanların birbirleriyle ortak yaşadığı mekân- dır. Kişiler birbirine bağımlıdır. Yükümlülük, sorumluluk kav- ramları ve dolayısıyla "borç" kelimesi de bu bağı ifade eder.

Bir rivayete göre Osmanlıca'da 19. yüzyıldan itibaren tedavüle giren "medeniyet" kelimesini "civilisation" anlamında ilk kullanan kişi Mustafa Reşid Paşa'dır. Paşanın Batılılaşma'ya hayatını verdiği, ruhuyla, işiyle gücüyle Batılı güçlerin, özellikle İngiltere'nin suyunda gittiği hatırlanırsa bu manidardır.

"Medeniyet" Osmanlıca sözlüklerde genellikle "ünsiyet, tehzib-i ahlâk, te'dib-i ahlâk, te'nîs, te'dîb, zariflenme" olarak tercüme edilir. "Medeni" (Fransızca'da "civilisé") kelimesi de "munis, müzehhebü'l-ahlâk, edeblü" ifadeleriyle karşılanır. Büyük Osmanlı düşünürü Kınalızâde Ali Çelebi ise bu anlam- da "temeddün", yani "medenîleşme" kelimesini kullanır. Ona "ictimâ'-i efrâd-ı insan", yani "insan bireylerinin toplamı" der.

Madem "medeniyet" kavramı bir Tanzimat tercümesi, o halde evvelden bu kavrama müslümanlar ne derdi? Geleneğimizde "medeniyet" anlamında kullanılan ilk kelime büyük düşünür İbn Haldûn'un icadıdır: "umran." Cemil Meriç'in dediği gibi İslâm, medeniyeti ve kültürü bu kelime ile birlikte ifade etmiştir.

Cemil Meriç, "kültür" kelimesinin bizim anlayışımızda bir karşılığının olmadığını söyler: "Batı'nın kültürü var, bizim ise irfanımız. Kültür, irfana göre katı ve fakir. İrfan insanı insan yapan vasıfların bütünü, yani hem ilim, hem iman ve hem de edep. Batı kültürün vatanı, Doğu irfanın. Ne Batı'yı tanıyoruz ne Doğu'yu... En az tanıdığımız ise kendimiz."

Evet, bu çok doğru bir söz... İrfan kelimesini anlama- dan geçmişimizi, medeniyetimizi ve kimliğimizi de anlamak mümkün değil. İrfan ise sadece bilmek değildir. Önce kendini, böylece Rabb'ini tanımak demektir. Bunu bilen insan ötekini de bilir, hürmet eder. İrfan varlığıyla bilmek demektir, sadece aklıyla değil. Yani özü ile sözü bir olmak demektir…

Kaynak: Medeniyet Aklı, Savaş Şafak Barkçin, s25

 

YORUM ALANI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.