<div>Sosyal medyada gezinirken önüme çıkan bir fotoğraf beni hem gülümsetti hem de düşündürdü. Yeni evlenen bir çift, ellerinde özenle süslenmiş iki küçük köpek… Gelinlik ve damatlık ne kadar özenle hazırlanmışsa, köpekler de kurdeleleriyle o kadar süslenmiş. İlk bakışta “bu ne acaba?” diyorsun. Sonra dikkatle bakınca anlıyorsun: düğünlerine köpekleriyle gelmişler, hem de başköşeye.</div> <div>Hayvan sevgisi güzel şey. Hatta insanın merhamet kapasitesinin en önemli göstergelerinden biri. Bir kedinin başını okşamak, bir köpeğe su vermek, bir kuşun yuvasını korumak… Bunlar insana insanlığını hatırlatır.</div> <div>Ama işte bir yandan da içime bir endişe düşüyor. Korkarım bir zaman gelecek… İnsanlar evlilik yolunda “kaç çocuk istiyorsun?” sorusunun yerine, “kaç kedi, kaç köpek beslemek istersin?” diyecek. Çocuk seslerinin yerini miyavlamalar, havlamalar alacak. Evler oyuncaklarla değil, mama kaplarıyla dolacak.</div> <div>Biliyorum, bu biraz abartılı bir kaygı gibi görünebilir. Fakat modern dünyanın bizi sürüklediği bireysel yalnızlık hali tam da bunu işaret ediyor. İnsan sorumluluk almak istemiyor, yükümlülüklerden kaçıyor. Çocuk büyütmek, gelecek inşa etmek zor geliyor; oysa bir evcil hayvan, daha kolay, daha “tatlı” bir seçenek gibi duruyor.</div> <div>Elbette hayvanları sevmek ayrı, onlara bağlanmak ayrı. Ama yerine koymak çok başka… Çocuğun yerini köpekle, ailenin geleceğini kediyle dolduramazsınız. Çünkü kedi de köpek de bir gün yaşlanır, ölür; ama çocuk büyür, hayatı taşır, sizi geleceğe taşır.</div> <div>O yüzden bu yazıyı okuyan gençlere naçizane tavsiyem şudur:</div> <div>Hayvanlarınızı sevin, besleyin, koruyun ama insanı, insanlığın devamını unutmayın. Bir gün gelecek ki, gerçekten de bu tercihler geleceğimizi belirleyecek. Ve o gün geldiğinde, “korkarım bir zaman gelecek” diye başlayan cümleler sadece bir endişe değil, bir gerçeklik olacak.</div>