Musa öğretmen, öğleden sonraki matematik dersinde öğrencilerin çözmesi gereken etkinlikleri tahtaya yazıyor, bir yandan da sınıf defterini dolduruyordu. Sınıf sessiz görünse de öğrencilerin çoğu ders yerine farklı şeylerle ilgileniyordu.
Tam o sırada sınıfın en yaramaz öğrencisi Ali parmak kaldırdı. Musa öğretmen onu görünce içinden, "Kesin yine konuyla ilgisiz bir şey soracak," diye geçirdi. Ama yine de söz verdi.
— Öğretmenim, sıfır ile beşi çarptığımızda neden sonuç sıfır oluyor?
Musa öğretmen şaşırmıştı. Ali'nin ilk defa gerçekten dersle ilgili bir soru sorduğunu düşünüyordu.
— Güzel bir soru Ali, dedi gülümseyerek. Hatta seni tebrik ederim.
Sonra sınıfa dönüp açıklamaya başladı:
— Sıfır, çarpma işleminin yutan elemanıdır. Ama bunun nedenini birlikte düşünelim. Mesela beş çarpı iki kaç eder?
Sınıftan hep bir ağızdan cevap geldi:
— On!
— Peki neden on eder? Çünkü beş çarpı iki demek, beş tane ikiyi toplamak demektir.
Tahtaya yazdı:
2 + 2 + 2 + 2 + 2 = 10
— Aynı şekilde beş çarpı sıfır demek de beş tane sıfırı toplamak demektir.
Bu kez tahtaya şunları yazdı:
0 + 0 + 0 + 0 + 0 = 0
— İşte bu yüzden beş kere sıfır yine sıfır eder.
Ali memnuniyetle başını salladı ve tekrar kitabına dönüp soruları çözmeye başladı.
Bir süre sonra sınıfın en başarılı öğrencilerinden Cemil parmak kaldırdı.
— Öğretmenim, üçüncü soruya bakabilir misiniz? Çok basit görünüyor ama ne yaparsam yapayım cevap şıklarda çıkmıyor.
Sınıfta birkaç öğrenci daha aynı soruda takılmıştı.
Musa öğretmen soruya göz attı. Bu, tavuklarla tavşanların toplam ayak sayılarının verildiği ve tavşan sayısının bulunmasının istendiği klasik denklem problemlerinden biriydi.
Tahtaya geçerek çözmeye başladı.
— Öncelikle tavşanların ayak sayısını dört alıyoruz...
Daha sözünü bitirmeden Cemil itiraz etti.
— Hocam, nasıl dört? Tavşanların iki ayağı yok mu?
Sınıfta birkaç öğrenci daha onaylar şekilde başını salladı.
Musa öğretmen gülümseyerek öğrencilerine baktı.
— Çocuklar, tavşanlar bazen iki arka ayağı üzerinde durabilirler. Ama onlar aslında dört ayaklı hayvanlardır.
Tam o sırada Zeynep heyecanla söz aldı.
— Ama hocam, tavşanlar havuç yerken iki eliyle tutuyorlar!
Sınıfta kahkahalar yükseldi.
Musa öğretmen sabırla açıkladı:
— Onlar el değil Zeynep. Tavşanların ön ayakları. İnsanlar gibi elleri yoktur.
Öğrenciler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Birçoğu gerçekten tavşanların iki ayaklı olduğunu düşünüyordu.
Ders sona erdiğinde Musa öğretmen uzun süre bu olayı düşündü. Çocuklar matematik sorusunu çözebiliyorlardı ama bazıları bir tavşanın kaç ayağı olduğunu bilmiyordu. Bunun nedeni bilgisizlikten çok, doğadan uzak büyümeleriydi.
Karne günü geldiğinde veliler sınıfa toplandığında Musa öğretmenin onlardan küçük bir ricası oldu.
— Değerli veliler, yaz tatilinde çocuklarımızı sadece tablet ve telefonlarla baş başa bırakmayalım. Onları doğaya götürelim. Bir köy görsünler, hayvanları yakından tanısınlar, toprağa bassınlar. Çünkü bazen bir tavşanın dört ayaklı olduğunu görmek, kitaplarda okunan onlarca bilgiden daha öğretici olabilir.