?>

DİŞLERİMİZ: VÜCUDUMUZUN SESSİZ KAHRAMANLARI

DT. FELEK ORAT

8 saat önce

Bir ülkenin güvenliği; güçlü bir ordu, etkili güvenlik güçleri ve iyi çalışan bir istihbarat sistemi sayesinde korunur. Aslında vücudumuz da bir ülke, hatta yaşam boyu bize emanet edilmiş vatanımızdır. Bu vatanın en güçlü askerlerinden biri ise dişlerimizdir.
Evet, dişlerimiz…
Vücudumuzdaki en sert dokudur. Mine tabakası, kemiklerden bile daha sert bir yapıya sahiptir. Peki böylesine sert bir dokuyu çürütebilen bakterilerin, diğer organlara da zarar verebileceğini tahmin edebiliyor muydunuz?
Bu yazı sizi korkutmak için değil, bilgilendirmek için kaleme alındı. Çünkü bilgi, hastalık ortaya çıkmadan önce alınabilecek en güçlü önlemdir.  En büyük tedbir, hastalığa yakalanmamaktır. Koruyucu hekimliğin özü de tam olarak budur. Biz diş hekimlerinin en önemli görevi de yalnızca çürüğü tedavi etmek değil, çürüğün hiç oluşmamasını sağlamaktır.
Bir ülkede güvenlik zafiyeti oluştuğunda sorun yalnızca sınırlarla sınırlı kalmaz; zamanla tüm ülkeyi etkiler. Ağız sağlığı da böyledir. Ağız içinde başlayan küçük bir çürük ya da diş eti enfeksiyonu, tedavi edilmediğinde yalnızca dişleri değil, tüm vücudu ilgilendiren ciddi sonuçlara yol açabilir.
O halde gelin, çocukluktan yaşlılığa kadar ağız sağlığının yaşamımızdaki önemine birlikte göz atalım.
Çocukluk Dönemi: Sağlıklı Bir Gelecek Süt Dişleriyle Başlar
Toplumumuzda süt dişleri ne yazık ki hak ettiği değeri görmüyor. “Nasıl olsa düşecek.” cümlesi, diş hekimlerinin en sık duyduğu sözlerden biridir. Oysa süt dişleri yalnızca geçici dişler değildir; çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesinin temel taşlarındandır.
Süt dişleri çocuğun rahat beslenmesini, doğru konuşmasını ve çene gelişimini sağlar. Aynı zamanda alttan gelecek daimi dişler için yer tutucu görevi görür. Erken kaybedilen süt dişleri ilerleyen yıllarda çapraşıklıklara ve ortodontik problemlere neden olabilir.
Çürük ise yalnızca dişte oluşan siyahlık değildir. Aslında bakterilerin oluşturduğu kronik bir enfeksiyondur. Ağrı nedeniyle çocuk yeterince beslenemeyebilir, uyku düzeni bozulabilir, okul başarısı düşebilir ve büyüme-gelişmesi olumsuz etkilenebilir.
Özellikle doğuştan kalp hastalığı bulunan çocuklarda ağız hijyeninin önemi çok daha fazladır. Ağızdaki bakteriler uygun koşullar oluştuğunda kana karışarak kalbin iç yüzeyinde enfektif endokardit adı verilen ciddi bir enfeksiyona neden olabilir. Bu nedenle ağız sağlığını korumak, kalp sağlığını korumanın da önemli bir parçasıdır.
Ağız Sağlığı ve Genel Sağlık
Bilimsel çalışmalar artık ağız sağlığının yalnızca dişlerle sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.
Diş eti hastalıklarında oluşan bakteriler ve iltihabi ürünler kan dolaşımına karışarak vücutta kronik inflamasyonu artırabilir. Bunun kalp ve damar hastalıklarıyla ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Yani sevgili kardeşim, ihmal edilen bir diş çürüğü ya da diş eti hastalığı yalnızca ağzını değil, kalbini de ilgilendirebilir.
Diyabet ile diş eti hastalıkları arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Adeta birbirini besleyen iki eski dost gibidirler.Hangisi önce başladı demek bazen “Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıktı?” sorusuna benzer. Diyabet diş eti hastalıklarını ağırlaştırırken, diş eti enfeksiyonları da kan şekeri kontrolünü zorlaştırır. Yani biri varsa diğeri için de daha dikkatli olmak gerekir.
Özellikle yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerde ağız bakterileri akciğerlere ulaşarak zatürre gibi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabilir. İşte bu yüzden o sinsi düşmanlar olan bakterileri küçümsememek gerekir.Küçücük görünseler de fırsat bulduklarında yalnızca dişlerimizle yetinmez, vücudumuzun farklı bölgelerini de işgal edebilir. L
Anne adaylarında ise ileri diş eti hastalıkları; erken doğum ve düşük doğum ağırlığı riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle gebelik öncesinde ve gebelik sürecinde ağız sağlığının korunması hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından önemlidir. Kısacası, bebek odasını hazırlamadan önce ağız sağlığını da hazırlamak gerekir. Gebelik planlayan anne adaylarının varsa çürük ve diş eti problemlerini tedavi ettirmeleri hem kendi sağlıkları hem de bebekleri için önemli bir adımdır.
Kanser Tedavisinde Ağız Sağlığının Önemi
Ne yazık ki günümüzde kanser vakaları giderek artmaktadır.
Kanser tedavisine başlanmadan önce kapsamlı bir ağız ve diş muayenesi yapılması büyük önem taşır. Çünkü kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini baskılar. Tedavi öncesinde ağızda bulunan çürükler, diş eti enfeksiyonları ve diğer iltihap odakları tedavi sırasında ciddi enfeksiyonlara dönüşebilir. Bu nedenle mümkün olduğunca tedavi öncesinde bu enfeksiyon odaklarının ortadan kaldırılması önerilir.
Ayrıca kemoterapi ve radyoterapi ağız yaralarına, ağız kuruluğuna, çiğneme ve yutma güçlüğüne neden olabilir. Bu durum hastanın yeterli beslenmesini zorlaştırır. Oysa hastalıkla mücadelede güçlü bir bağışıklık sistemi ve yeterli beslenme hayati önem taşır. Sağlıklı bir ağız, tedavi sürecinin daha güvenli, daha konforlu ve daha başarılı ilerlemesine önemli katkı sağlar.
Ağız sağlığını korumak tek başına kanseri önlemez veya tedavi etmez. Ancak ağız içindeki enfeksiyonların tedavi edilmesi, kanser tedavisi sürecinde oluşabilecek komplikasyonların azaltılmasına ve hastanın yaşam kalitesinin korunmasına yardımcı olur.
Son Söz
Çocuklukta kazanılan doğru ağız bakım alışkanlıkları; sağlıklı dişlerin yanında sağlıklı bir kalp, güçlü bir bağışıklık sistemi ve daha kaliteli bir yaşamın da temelini oluşturur.
Unutmayalım; vücudumuz bize emanet edilmiş bir vatandır. Dişlerimiz ise bu vatanın sınır karakollarıdır. Sınır karakolları düştüğünde tehlike yalnızca sınırda kalmaz, zamanla içerilere kadar ilerler.
Bu yüzden diş fırçalamak yalnızca bir temizlik alışkanlığı değildir; her sabah ve her akşam vatanımızın sınırlarını koruyan sessiz bir nöbet değişimidir.
Ve son olarak…
Dişlerimiz hiç maaş istemez, izin istemez, emekli de olmaz. Tek istedikleri şey; günde iki kez, iki dakika ilgi. Bunu da onlardan esirgemeyelim.
Çünkü bazen bir diş fırçası, düşündüğümüzden çok daha büyük hastalıkların önüne geçebilen en güçlü silahtır.
 
YAZARIN DİĞER YAZILARI