BATMAN TARIMINDA YENİ HEDEF MARKALAŞMA VE İHRACAT OLMALI
Batman denildiğinde artık yalnızca petrolü konuşmanın zamanı çoktan geçti. Bereketli toprakları, güçlü üretim kapasitesi ve her geçen gün gelişen tarımsal altyapısıyla Batman, tarımda yeni bir hikâye yazabilecek önemli bir potansiyele sahip.
Geçtiğimiz yazımda Batman tarımının geleceğinde Sera Organize Tarım Bölgesi ile Oymataş Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nin taşıdığı stratejik öneme değinmiştim. Bugün ise bu dönüşümün bir sonraki aşamasına dikkat çekmek istiyorum:
Batman üretecek, işleyecek, markalaşacak ve dünyaya satacak.
Çünkü artık mesele yalnızca ne kadar ürettiğimiz değil; ürettiğimiz ürünün ne kadarını katma değere dönüştürdüğümüz ve dünya pazarlarında hangi değerle yer aldığımızdır.
Batman'da buğday, arpa, mercimek, mısır, pamuk, üzüm, badem, ceviz ve özellikle son yıllarda hızla gelişen fıstık üretimi önemli bir ekonomik potansiyel oluşturuyor. Ancak bu ürünlerin önemli bir bölümü hâlâ yeterince işlenmeden, paketlenmeden ve markalaşmadan piyasaya sunuluyor.
Oysa aynı ürün, farklı bir bakış açısıyla çok daha yüksek bir ekonomik değere dönüşebilir.
Örneğin fıstığı yalnızca kabuklu ürün olarak satmakla, onu işleyip paketleyerek güvenilir bir marka altında yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunmak aynı şey değildir. Üzümü yalnızca üretmekle, onu işleyerek pekmez, kuru üzüm, üzüm suyu veya farklı gıda ürünlerine dönüştürmek arasında da ciddi bir ekonomik fark vardır.
Asıl hedefimiz tam da burada başlamalıdır.
Batman, ürününü satmak yerine markasını satmayı hedeflemelidir.
Ürünün değil, markanın peşinden gitmeliyiz
Dünya ticaretinde tüketici artık yalnızca bir ürün satın almıyor. Ürünün nerede üretildiğini, nasıl üretildiğini, kalitesini, güvenilirliğini ve arkasındaki hikâyeyi de satın alıyor.
Bu nedenle Batman'ın tarımsal ürünlerinin bir hikâyeye ihtiyacı var.
Batman fıstığı, Gercüş üzümü, Sason cevizi, Batman mercimeği veya bölgemizin kaliteli hububat ürünleri yalnızca birer tarımsal ürün olarak değil; kalite, güven, izlenebilirlik ve bölgesel değer taşıyan markalar olarak konumlandırılmalıdır.
Bunun için üretimden pazarlamaya kadar bütün zincirin birlikte ele alınması gerekiyor.
Üretici kaliteli ürünü yetiştirecek.
Tüccar ve sanayici ürünü doğru koşullarda değerlendirecek.
İşletmeler ürünü işleyecek ve paketleyecek.
Markalar oluşturulacak.
Ürünler ulusal ve uluslararası standartlara uygun hâle getirilecek.
Ve nihayetinde Batman'ın tarımsal ürünleri dünya raflarında yerini alacak.
Bu zincirin herhangi bir halkası eksik kaldığında potansiyelimizin önemli bir bölümünü kaybetmiş oluruz.
Oymataş, bu dönüşümün merkezlerinden biri olabilir
Batman'ın tarımsal kalkınma hedeflerinde Oymataş Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nin özel bir yeri bulunuyor.
Çünkü tarımsal üretim ile sanayi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeden gerçek anlamda katma değer oluşturmak mümkün değil.
Oymataş'ın güçlü bir gıda sanayisi merkezi hâline gelmesiyle birlikte Batman'ın çevresindeki tarımsal üretim, daha güçlü bir işleme ve pazarlama altyapısına kavuşabilir.
Hububat işleme tesislerinden bakliyat paketlemeye, fıstık ve diğer tarımsal ürünlerin işlenmesinden soğuk hava depolarına, gıda teknolojilerinden paketleme ve lojistik altyapısına kadar birçok alan Batman'ın tarım ekonomisine yeni bir ivme kazandırabilir.
Burada hedef yalnızca fabrika sayısını artırmak olmamalı.
Hedef, Batman'ın ürünlerini Batman'da işleyip Batman markasıyla dünyaya gönderebilmektir.
İşte o zaman tarım ile sanayi birbirini besleyen iki güçlü sektöre dönüşecektir.
İhracat, tarımsal kalkınmanın yeni hedefi olmalı
Batman'ın tarımsal üretiminde artık yalnızca iç piyasayı düşünmek yeterli değil.
Yakın coğrafyamız, Ortadoğu pazarları ve uluslararası ticaret bağlantıları Batman için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak bu pazarlara girmek için yalnızca kaliteli ürün üretmek yeterli değil.
Uluslararası pazarda kalite standartları, ambalaj, sertifikasyon, süreklilik, lojistik, marka yönetimi ve güvenilir tedarik büyük önem taşıyor.
Bu nedenle Batman'ın tarımsal ihracat hedefi, birkaç firmanın çabasıyla sınırlı kalmamalı. Kentin bütün paydaşlarının ortak hedefi hâline gelmelidir.
Kamu kurumları, belediyeler, üniversiteler, meslek kuruluşları, ticaret ve sanayi kuruluşları, kooperatifler, üretici örgütleri ve özel sektör aynı hedef doğrultusunda hareket etmelidir.
Ürünlerimizin hangi ülkelere, hangi standartlarla ve hangi fiyat seviyesinde satılabileceği konusunda pazar araştırmaları yapılmalı; üretim de buna göre planlanmalıdır.
Çünkü ihracat, ürün üretildikten sonra müşterinin aranması değil; müşteri ve pazarın önceden belirlenerek üretimin buna göre planlanmasıdır.
Batman'ın tarımsal markaları neden olmasın?
Dünyanın farklı bölgelerinde bir ürün, yetiştiği coğrafyanın adıyla değer kazanıyor.
Bizim de Batman'ın coğrafi ve kültürel özelliklerini ürünlerimizin hikâyesine yansıtmamız gerekiyor.
Bunun yolu elbette sadece marka tescilinden geçmiyor. Markalaşma; kaliteli üretimden ambalaja, tasarımdan tanıtıma, coğrafi işaretten dijital pazarlamaya, ürün standardizasyonundan ihracat altyapısına kadar çok daha geniş bir süreci ifade ediyor.
Batman'ın tarımsal ürünleri için güçlü bir “Batman Tarımı” algısı oluşturabilirsek, bu yalnızca bir ürünün değil, bütün bir kentin marka değerini yükseltecektir.
Bir gün dünyanın farklı ülkelerinde bir tüketicinin rafın önünde durup “Batman ürünü” tercih etmesini sağlayabilirsek, işte o zaman gerçek anlamda bir başarı hikâyesinden söz edebiliriz.
Geleceğin Batman'ı sadece üreten değil, değer üreten bir şehir olmalı
Batman'ın önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Verimli topraklarımız var.
Üretim kültürümüz var.
Genç ve dinamik bir nüfusumuz var.
Gelişen tarımsal altyapımız var.
Sera OTB ve Oymataş Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi gibi stratejik yatırımlarımız var.
Lisanslı depoculuk ve modern tarımsal ticaret altyapısının gelişmesiyle birlikte üreticinin ürününü daha doğru zamanda ve daha iyi şartlarda değerlendirme imkânı da güçleniyor.
Şimdi bütün bu imkânları aynı hedef etrafında birleştirme zamanı.
Üretimden işleme sanayisine, işleme sanayisinden markalaşmaya, markalaşmadan ihracata uzanan güçlü bir tarımsal değer zinciri oluşturmalıyız.
Bu zincir kurulursa Batman'da tarım yalnızca çiftçinin geçim kaynağı olmaktan çıkar; sanayiyi, lojistiği, ticareti, istihdamı ve ihracatı birlikte büyüten büyük bir ekonomik güce dönüşür.
Belki bugün Batman'dan dünyanın farklı ülkelerine gönderilen tarımsal ürünlerin miktarı istediğimiz seviyede değil.
Ama bunun değişmesi mümkün.
Çünkü Batman'ın toprağı var, üreticisi var, ürünü var ve artık bu ürünü daha yüksek değere dönüştürecek altyapıyı oluşturma iradesi de var.
Bundan sonraki hedefimiz açık olmalı:
Daha fazla üretmek kadar, daha değerli üretmek.
Daha fazla satmak kadar, kendi markamızla satmak.
Sadece iç pazara değil, dünyaya açılmak.
Batman'ın tarımsal geleceği tarlada başlıyor ama tarlada bitmiyor.
Asıl hikâye; ürünün işlendiği tesiste, paketlendiği fabrikada, markalaştığı masada ve dünyanın farklı ülkelerinde raflara ulaştığı noktada yazılıyor.
Petrol Batman'ın geçmişine damgasını vurdu.
Tarım ise doğru yatırımlar, doğru planlama ve güçlü markalarla Batman'ın geleceğine damga vurabilir.
Şimdi hedefimiz belli:
Batman'ın bereketli topraklarından çıkan ürünleri, Batman'ın güçlü markalarıyla dünyaya ulaştırmak.
Çünkü gerçek kalkınma, yalnızca toprağın ne kadar ürün verdiğiyle değil; o ürünün dünyada ne kadar değer bulduğu ile ölçülür.