USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

BATMAN’DA SAHA SİYASETİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Batman’da son dönemde hız kazanan saha çalışmaları, siyasi dengelerde dikkat çeken bir hareketlilik oluşturdu.

BATMAN’DA SAHA SİYASETİ YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Hane ziyaretleri, birebir temaslar ve üye artışıyla sahaya yayılan bu süreç, teşkilatların yeni dönem stratejisinin de ipuçlarını veriyor.

AK Parti Batman İl Başkanı Hüseyin Şansi, sahadaki bu yoğun temponun yalnızca bir örgütlenme faaliyeti olmadığını, aynı zamanda vatandaşla kurulan doğrudan iletişimin güçlenmesi anlamına geldiğini ifade etti. Şansi, Batman Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmelerde hem yerel dinamikleri hem de Türkiye gündemini ilgilendiren başlıkları ele aldı.

saha çalışmalarının yoğun temposuna da değinen Şansi, ‘Bazen bir mahallede o kadar çok kapı çalıyoruz ki vatandaş bize, siz de bir gün oturup dinlenin diyor. Biz de gülümsüyoruz çünkü işin özü dinlenmek değil, dinlemek için sahadayız’ ifadelerini kullandı.

h 

ÜYE SAYISINDAKİ TÜRKİYE İKİNCİSİ OLMANIZIN SAHADAKİ KARŞILIĞI NE?

Üye sayısında Türkiye ikincisi olmamız tesadüf değil. Bunun sahadaki en somut karşılığı, vatandaşlarımızla kurduğumuz güçlü gönül bağıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana yalnızca seçim dönemlerinde değil, her zaman sahada olmaya özen gösterdik. Mahalle mahalle, ev ev vatandaşlarımızı ziyaret ettik. Gitmedik yer, sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmamak için tüm teşkilatımızla gece gündüz çalıştık. Bizler halka hizmeti, Hakk’a hizmet anlayışıyla gören bir hareketin temsilcileriyiz. Bu anlayışla, Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu güçlü Türkiye vizyonuna katkı sunmak için sahadayız. Batmanlı hemşehrilerimizin gösterdiği ilgi ve teveccüh de bugün üye sayılarındaki artışla kendisini net şekilde gösteriyor. Biz bu tabloyu yalnızca bir rakam değil, milletimizin güveni olarak görüyoruz.

 AK PARTİ’NİN 2 MİLYON HANE HEDEFİNDE BATMAN NASIL BİR ROL ÜSTLENİYOR?

AK Parti’nin Türkiye genelinde ortaya koyduğu 2 milyon hane hedefinde Batman teşkilatı olarak bizler de aktif şekilde sahadayız ve hedefimizin önemli bir bölümüne ulaşmış durumdayız. Ancak biz bu süreci sadece kapı çalmak olarak değerlendirmiyoruz. Her hane ziyareti bizim için aynı zamanda vatandaşın talebini dinlemek, sorunları yerinde görmek ve çözüm üretmek adına önemli bir veri kaynağıdır. Ziyaretlerimizde yalnızca sohbet edip ayrılan bir anlayış içinde değiliz. Vatandaşlarımızın ilettiği talepleri not alıyor, ilgili birimlerimizle takip ediyor ve çözüm sürecine dönüştürmeye çalışıyoruz. Bu nedenle yürüttüğümüz çalışma , klasik bir seçim faaliyeti değil; sürekli iletişime dayalı, sahayı merkeze alan bir yönetim anlayışının parçasıdır. Bugün sahada gördüğümüz ilgi ve vatandaşlarımızın samimi yaklaşımı da doğru bir çalışma yürüttüğümüzü gösteriyor.

 HANE ZİYARETLERİ SEÇMEN ÜZERİNDE NASIL BİR ETKİ OLUŞTURUYOR?

Tek başına bir hane ziyareti elbette her şeyi değiştirmez. Ancak samimi bir temasın, önyargıları kırdığına inanıyoruz. İnsanlar öncelikle dinlenmek, dikkate alınmak ve kendilerini değerli hissetmek istiyor. Siz vatandaşınızı gerçekten dinler, sorunlarıyla ilgilenir ve çözüm için çaba gösterirseniz, o bağ zaten zamanla kendiliğinden kuruluyor.

Bizim amacımız sadece siyasi destek istemek değil; insanımızı anlamak, gönüllere dokunmak ve son yıllarda ülkemizde hayata geçirilen hizmetleri vatandaşlarımızla birebir paylaşmaktır. Bu yaklaşımın sahada olumlu karşılık bulduğunu görüyoruz.

Bugün geldiğimiz noktada vatandaşlarımızın partiye olan ilgisinin arttığını net şekilde hissediyoruz.

BATMAN’DA “HEYECAN VAR” DEĞERLENDİRMESİ NELERE DAYANIYOR?

Evet, Batman’da gerçekten ciddi bir heyecan var. Bunu masa başından değil, doğrudan sahadan gözlemliyoruz. İlçelerde, mahallelerde, teşkilat çalışmalarında bunu net şekilde hissediyoruz. genç lerin ilgisi, kadınların katılımı ve mahalle teşkilatlarımızın dinamizmi bu tablonun en somut göstergesi.

Artık insanlar sadece eleştiren değil, aynı zamanda sürece dahil olmak isteyen bir noktaya geldi. Siyasetin dili de burada değişiyor. Bizim ‘Batman’da heyecan var’ derken kastettiğimiz tam olarak bu: sahada karşılığı olan, gözle görülür bir hareketlilikten bahsediyoruz. Bu da doğal olarak Ankara’da da karşılık bulan bir enerji oluşturuyor.

BATMAN’IN ÖNCELİKLİ ÜÇ SORUNU NELERDİR?

Batman’ın üç temel önceliği var. Birincisi istihdam, ikincisi eğitim ve nitelikli insan gücü, üçüncüsü ise şehirleşme ve sosyal yaşam alanlarının geliştirilmesi.

Biz bu üç başlığı birbirinden ayrı değil, birlikte ele alıyoruz. Çünkü sadece yatırım çekmek yetmez, o yatırımı taşıyacak insan kaynağını da yetiştirmek gerekir. Batman, genç nüfus oranıyla Türkiye’nin en dikkat çeken illerinden biri. Bu genç ve dinamik yapı, doğru planlama ve yatırımlarla şehrin geleceği açısından büyük bir fırsata dönüşebilir. Gençler fırsat görmek istiyor. Eğer o fırsatı kendi şehrinde bulamazsa başka illere yönelmesi doğal hale geliyor. Bizim hedefimiz ise gençlerimize eğitimden sanayiye, teknolojiden girişimciliğe kadar birçok alanda yeni fırsatlar oluşturarak onları kendi şehirlerinde güçlü bir gelecekle buluşturmak.

Bu kapsamda mevcut organize sanayinin yanında Samanyolu Tekstil OSB, Oymataş Gıda İhtisas OSB ve planlanan Sera OSB gibi projeler önemli istihdam alanları oluşturacak.  Bunlar başlı başına 100 binin üzerinde istihdam sağlayacak, bunun yanında Batman Çayı çevresinde planlanan sosyal yaşam alanları, yeşil alanlar ve yeni projelerle şehrin yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Çünkü gençleri şehirde tutmanın yolu sadece iş imkanı sunmaktan değil, aynı zamanda güçlü bir yaşam alanı oluşturmaktan geçiyor.

TÜRKİYE’DE TERÖRLE MÜCADELE VE NORMALLEŞME SÜRECİ HANGİ AŞAMADADIR?

Türkiye yaklaşık yarım asır boyunca terör ve çatışma ortamı nedeniyle büyük acılar yaşadı. Farklı terör örgütleri üzerinden bu milletin arasına fitne sokulmaya çalışıldı. Sayın   Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da her fırsatta ifade ettiği gibi, yeter ki artık kan akmasın ve kardeşlik güçlensin anlayışıyla önemli adımlar atıldı. Bu kapsamda Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, kamuoyunda bilinen adıyla ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’ oluşturuldu ve çalışmalarını sürdürdü. Bugün gelinen noktada geçmişe göre daha olgun, daha dikkatli ve daha temkinli bir süreç yürütülüyor. En önemli değişim ise şiddetin gölgesinin azalması ve konuşabilen bir zeminin oluşmasıdır. Çünkü konuşmanın olduğu yerde çözüm üretme ihtimali de güçlenir. Açık söylemek gerekirse, artık kimse aceleyle büyük cümleler kurma döneminde değil. Herkes neyin neye mal olduğunu daha iyi biliyor. Bu da süreci daha sessiz ama daha derin bir noktaya taşıyor. Ve şu anda dikkatle yürütülen hassas bir süreçten geçiyoruz.

BU SÜRECİN BATMAN’A SAHADAKİ YANSIMASI NASILDIR?

Batman gibi genç ve hareketli şehirlerde bu tür süreçler hemen hissedilir. Çünkü burada toplumun enerjisi yüksek, beklenti de güçlü. Sahada gördüğümüz en net şey: insanlar artık çatışma dili değil, yaşam kalitesini konuşuyor.

Bir mahalle ziyaretine gittiğinizde artık en çok sorulan şey güvenlikten çok iş, eğitim, gelecek planı oluyor. Bu çok kritik bir değişim. Çünkü toplum gündemini değiştirirse siyaset de doğal olarak o yöne evrilir. Bu atmosfer bile tek başına önemli bir kazanım. Bunun yanı sıra düşünsenize 41 yılda terörle mücadeleye harcanan para 2 trilyon dolar… Bu süreç başarıyla tamamlandıktan sonra bu paralar bu ülkenin 81 vilayetine yatırım olarak akacak, 86 milyonun cebine yansıyacak.

SÜRECİN KALICI OLMASI İÇİN EN ÖNEMLİ UNSUR NEDİR?

Bu sürecin kalıcı olması için en kritik iki unsur güven ve sağduyulu dildir. Burada önemli olan sadece devlet kurumlarına duyulan güven değil, toplumun birbirine olan güvenini de güçlendirmesidir. İnsanlar birbirini dinlerken önyargıyla değil, anlayışla yaklaşabildiğinde önemli bir eşik aşılmış olur. Bir diğer hassas konu ise kullanılan dil. Ayrıştırıcı, sert ve ötekileştirici söylemler süreçlere zarar verirken; kapsayıcı, sakin ve yapıcı bir dil toplumsal birlikteliği güçlendirir. Bu nedenle mesele yalnızca siyasetin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğudur.

GEÇMİŞ ÇÖZÜM SÜRECİNDEN HANGİ DERSLER ÇIKARILMIŞTIR?

Mevlana’nın, ‘Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım’ sözü aslında bu süreci en iyi anlatan ifadelerden biridir. Geçmiş süreçlerden çıkarılan en önemli ders ise sadece bir irade ortaya koymanın yetmediği, bunun güçlü bir toplumsal zeminle desteklenmesi gerektiğidir. Geçmişte beklentiler zaman zaman çok hızlı yükseldi ancak sahadaki gerçeklik aynı hızda ilerlemediği için kırılganlıklar oluştu. Bugün ise daha temkinli, daha gerçekçi ve daha dikkatli bir yaklaşımın öne çıktığını görüyoruz. Daha az sloganın, daha fazla sağduyunun olduğu bir süreç yürütülüyor.

TOPLUMDAKİ SORU İŞARETLERİ NASIL AZALTILIR?

Toplumdaki soru işaretlerinin azalmasının en önemli yolu şeffaflık ve güven veren bir iletişimdir. İnsanlar belirsizlikten rahatsız olur, sürecin açık ve net şekilde anlatılmasını ister. Süreç ne kadar sağlıklı anlatılırsa, toplumsal sahiplenme de o kadar güçlenir. Bir diğer önemli unsur ise birebir temasın sürdürülmesidir. İnsanlar çoğu zaman ekranlardan değil, yüz yüze kurulan samimi diyaloglardan etkilenir. Sahadaki küçük bir temas bile algıları değiştirebilir. Bu kapsamda kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, kamuoyunda bilinen adıyla ‘Terörsüz Türkiye Komisyonu’, farklı kesimlerle görüşmeler gerçekleştirerek sürecin ilerlemesine katkı sundu. Bugün gelinen noktada daha dikkatli, daha temkinli ve diyalog odaklı bir yaklaşımın öne çıktığını görüyoruz.

BU SÜRECİN EKONOMİYE VE SOSYAL HAYATA ETKİSİ NEDİR?

Bu sürecin en hızlı yansıması ekonomi ve sosyal yaşam alanında görülür. Çünkü yatırım ortamının en temel unsuru güvendir. Güvenin arttığı bir ortamda hem yerli hem de yabancı yatırımcı daha rahat hareket eder. Bu da istihdamın, üretimin ve ekonomik hareketliliğin artmasına katkı sağlar. Aynı zamanda insanlar geleceğe daha umutlu bakmaya başlar. Göçün azalması, kırsal alanların yeniden hareketlenmesi ve şehirlerde sosyal hayatın canlanması gibi önemli etkiler ortaya çıkar. Kültürel ve sosyal alanların güçlenmesi de toplumsal yaşamı olumlu yönde etkiler. Kısacası huzur ve güven ortamı sadece siyaseti değil, ekonomiden günlük yaşama kadar hayatın her alanını doğrudan etkileyen önemli bir unsurdur.

u

SÜRECİN EN BÜYÜK SINAVI NE OLACAKTIR?

Bence bu sürecin en büyük sınavı sabır ve istikrar olacak. Çünkü bu tür süreçler kısa sürede sonuç veren süreçler değildir. Toplum doğal olarak hızlı sonuç görmek istiyor ancak kalıcı dönüşümler zaman ve dikkat gerektiriyor. Burada en önemli nokta beklentilerin doğru yönetilmesidir. Süreç gerçekçi bir zeminde ilerlediğinde daha sağlıklı sonuçlar ortaya çıkar. Bir diğer önemli konu ise istikrarın korunmasıdır. Yavaş ama kararlı şekilde ilerleyen süreçlerin daha kalıcı olacağına inanıyoruz.

YENİ ANAYASA TARTIŞMALARINI NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Türkiye artık defalarca değişikliğe uğramış, adeta yamalı bohçaya dönen mevcut anayasa yerine daha güncel, daha sade ve daha kapsayıcı bir anayasayı konuşmak zorundadır. Uzun yıllardır gündemde olan bu meselede bugün yeniden güçlü bir tartışma zemininin oluşmasını önemli bir fırsat olarak görüyoruz.

Çünkü anayasa sadece bir hukuk metni değil, aynı zamanda toplumsal bir sözleşmedir. Bu nedenle hazırlanacak metnin toplumun geniş kesimlerini kapsaması ve ortak bir uzlaşıyla şekillenmesi büyük önem taşıyor. Sürecin en kritik noktası da uzlaşma kültürünün güçlü şekilde ortaya konulmasıdır.

 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ SİYASİ OLARAK NE KADAR MÜMKÜN?

Elbette kolay bir süreç değil. Çünkü toplumun farklı kesimlerinin farklı hassasiyetleri ve beklentileri var. Ancak siyaset, zaten zor olanı uzlaşıyla yönetebilme sanatıdır. Burada önemli olan, herkesin tüm taleplerinin eksiksiz yer aldığı bir metin değil; toplumun geniş kesimlerinin kendisini içinde hissedebileceği ortak bir anayasa ortaya koyabilmektir. Geçmişte anayasa tartışmalarının en önemli eksiklerinden biri, sürecin dar siyasi çerçevede yürütülmesiydi. Bugün ise daha geniş katılımlı ve toplumsal zemini güçlü bir beklenti var. Bu da süreci hem daha değerli hem de daha anlamlı hale getiriyor.

YENİ ANAYASA İHTİYACI NEREDEN DOĞUYOR?

Toplum değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor, dünya da çok hızlı bir şekilde dönüşüyor. Bu değişim doğal olarak yeni ihtiyaçları beraberinde getiriyor. Mevcut anayasal çerçevenin bazı alanlarda bu değişime tam olarak cevap veremediği noktalar zaman zaman tartışma konusu oluyor. Özellikle ifade özgürlüğü, yönetim modeli, yerel yönetimler ve temel haklar gibi başlıklarda daha güncel ve daha net bir çerçeve ihtiyacı dile getiriliyor. Bu süreç sadece teknik bir düzenleme değil, aynı zamanda devlet ile vatandaş arasındaki ilişkinin daha sağlıklı ve daha güçlü bir zemine oturtulması anlamına da geliyor.

BU SÜREÇ TOPLUMDA GÜVEN Mİ OLUŞTURUR, TARTIŞMA MI DOĞURUR?

Bu tamamen sürecin nasıl yürütüldüğüne bağlı. Eğer şeffaf, katılımcı ve açık bir şekilde ilerlerse toplumda güven oluşturur. Ancak dar bir çerçevede yürütülürse yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir.

Toplumun temel beklentisi ise nettir: Kimsenin dışlanmadığı, herkesin kendini içinde bulduğu bir süreç. Bu sağlanabildiği ölçüde anayasa tartışmaları bir gerilim değil, ortak akıl zeminine dönüşür.

SİYASİ UZLAŞMA SİZCE MÜMKÜN MÜ?

Elbette mümkün. Türkiye’nin en temel ihtiyaçlarından biri de zaten budur. Farklı siyasi görüşlerin olması doğaldır, önemli olan bu farklılıkların ortak bir zeminde buluşabilmesidir. Anayasa gibi konular da aslında bu uzlaşma iradesinin en önemli sınav alanıdır. Eğer bu başlıkta bir uzlaşma sağlanabilirse, bu sadece hukuk alanına değil, siyasetin genel iklimine de olumlu yansır. Bu nedenle konu sadece teknik bir metin değil, aynı zamanda bir siyasi kültür meselesidir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ