tarımsal üretim ve çiftçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken değerlendirmelerde, üreticinin emek ve alın terinin karşılığını yeterince alamadığı vurgulandı.
Toprakla doğrudan iç içe olan çiftçilerin, doğa koşullarıyla mücadele ederken aynı zamanda ekonomik ve yapısal birçok sorunla da karşı karşıya kaldığı ifade edildi. Özellikle üretim sürecinde yaşanan iklim riskleri, sel, fırtına ve hastalık gibi etkenlerin yıllık emeği kısa sürede yok edebildiğine dikkat çekildi.
ÜRETİCİ FİYAT, TÜKETİCİ MALİYET ARASINDA SIKIŞTI
Değerlendirmelerde, çiftçinin ürününü düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldığı, ancak ürünün market raflarına gelene kadar ciddi fiyat artışları yaşandığı belirtildi.
Aracı zincirinin üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkını büyüttüğü ifade edilirken, bu durumun tarım politikalarındaki yapısal sorunlardan kaynaklandığı dile getirildi.
PLANLAMA VE ÖRGÜTLENME OLMALI
Tarımsal üretimde planlamanın yetersizliği, ithalat ve lojistik maliyetlerinin artışı gibi nedenlerin fiyat dengesizliğini derinleştirdiği ifade edildi.
Üreticilerin güçlü kooperatifler ve mesleki örgütlenmelerle desteklenmesi gerektiği vurgulanırken, çiftçinin pazara doğrudan erişim sağlayabilmesinin önemine dikkat çekildi.

KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİNE ELEŞTİRİ
Kırsal kalkınma desteklerinin önemli olduğu ancak gerçek üreticinin bu desteklerden yeterince faydalanamadığı ifade edildi. Başvuru süreçlerinde tarımla doğrudan ilgisi olmayan kişilerin de desteklerden yararlanabildiği eleştirisi yapıldı.
Desteklerin, uzun yıllardır üretim yapan gerçek çiftçilere yönlendirilmesi gerektiği belirtildi.
ÇİFTÇİ SADECE ZARAR ETMEMELİ DEĞİL, KAZANMALI
Değerlendirmelerin sonunda, çiftçinin yalnızca zarar etmemesinin yeterli olmadığı vurgulandı.
Çiftçinin emeğinin karşılığını alarak insanca yaşayabileceği bir gelir düzeyine ulaşmasının gerektiği ifade edilerek, aksi halde tarımsal üretimin sürdürülebilir olmayacağı görüşü dile getirildi.
