Milyarlarca yıl önce Mars’a çarpan kayalık malzemeler, gezegenin mantosuna devasa yumrular halinde dağ ılmış durumda ve bu durum hem Mars’ın iç yapısına hem de kadim geçmişine dair ipuçları sunuyor.
Bu keşif, görevi 2022’de sona eren NASA’nın InSight aracı sayesinde mümkün oldu.
NASA 'nın bulgularına göre antik çarpışmalar, erken dönemdeki kabuk ve mantonun kıta büyüklüğündeki kısımlarını eriterek devasa magma okyanuslarına dönüştürdü. Aynı zamanda çarpan gök cisimlerinin parçalarını ve Mars malzemesini gezegenin derinliklerine taşıdı.
Tam olarak Mars’a neyin çarptığını bilmenin bir yolu yok. Güneş Sistemi’nin erken döneminde, böylesi bir etkiye sebep olabilecek çok çeşitli kayalık cisimler bulunuyordu; bunlardan bazıları neredeyse gezegen büyüklüğündeydi. Bu çarpışmaların kalıntıları hâlâ varlığını sürdürüyor; 4 kilometreye (2,5 mil) kadar büyüklüğe ulaşabilen yumrular, Mars mantosuna dağılmış halde duruyor. Bu kalıntılar, yalnızca Mars gibi gezegenlerde korunabilen eşsiz bir kayıt niteliğinde; çünkü Mars’ta Dünya’daki gibi tektonik plakalar bulunmadığından, iç yapısı konveksiyon yoluyla sürekli karışıp değişmedi.
Bu bulgu , 28 Ağustos Perşembe günü Science dergisinde yayımlanan bir çalışmada duyuruldu.
Çalışmanın başyazarı, Imperial College London’dan Constantinos Charalambous, şöyle dedi:
“Bir gezegenin içini daha önce hiç bu kadar ayrıntılı ve net görmemiştik. Gördüğümüz şey, eski parçacıklarla dolu bir manto. Bu parçaların bugüne kadar korunmuş olması, Mars mantosunun milyarlarca yıl boyunca yavaş bir evrim geçirdiğini gösteriyor. Dünya’da ise bu tür izler büyük ölçüde silinmiş olabilir.”
NASA’nın Güney Kaliforniya’daki Jet Propulsion Laboratuvarı tarafından yönetilen InSight aracı, 2018’de Mars yüzeyine ilk sismometreyi yerleştirmişti. Bu son derece hassas cihaz, 2022’deki görevin sonuna kadar 1.319 Mars depremi kaydetti.
Araştırmacılar, geçmişe dönük hesaplamalarında, bu yumruların büyük asteroitler ya da diğer kayalık cisimlerin çarpmasıyla Mars’a ulaştığını, bu çarpışmaların devasa magma okyanusları oluşturduğunu ve kabuk ile manto parçalarını mantonun derinliklerine taşıdığını belirledi.
Charalambous, ortaya çıkan deseni kırık cam parçalarına benzeterek, "Birkaç büyük parça ve onları çevreleyen çok sayıda küçük kırıntı. Bu desen, büyük bir enerji patlamasının birçok parçayı mantoya yaymasıyla uyumlu. Ayrıca, genç gezegenlerin erken Güneş Sistemi’nde asteroitler ve gök cisimleri tarafından düzenli olarak bombalandığına dair mevcut anlayışla da örtüşüyor." dedi.
Dünya’da kabuk ve üst manto, tektonik plakaların sürekli hareketiyle geri dönüştürülüyor. Plakaların kenarları sıcak iç kısımlara itilerek konveksiyon yoluyla aşağıya batıyor; daha sıcak ve hafif malzemeler yükselirken, daha soğuk ve yoğun malzemeler batıyor. Mars’ta ise tektonik plakalar bulunmuyor ve iç yapısı çok daha yavaş dolaşıyor.
Bu ince yapıların hâlâ görünür olması, Charalambous’a göre, “Mars’ın bu yumruları ortadan kaldıracak güçlü bir karışma sürecinden geçmediğini” gösteriyor.
Bu açıdan Mars, tektonik plakaları olmayan diğer kayalık gezegenlerin (örneğin Venüs ve Merkür) yüzeylerinin altında neler olabileceğine dair de ipuçları sunuyor.