Hoşer’e göre sağlıklı beslenme hâlâ birçok kişi için denge değil, kısıtlama anlamına geliyor.
DANIŞANLAR AYNI CÜMLEYLE BAŞLIYOR
Danışan koltuğuna oturan pek çok kişinin ilk sorusu neredeyse aynı:
“Hocam bana yasak listesi verecek misiniz?”
“Ekmeği tamamen kestim.”
“Tatlıyı bıraktım ama aklımdan çıkmıyor.”
Nezan Hoşer, bu cümlelerin toplumdaki beslenme algısını açıkça ortaya koyduğunu söylüyor.
YASAK ÇOĞALDIKÇA BAŞARI SANILIYOR
Hoşer’e göre yıllardır yerleşmiş bir yanlış var. Sağlıklı beslenme, denge kurmak yerine kendini cezalandırmak gibi görülüyor. Ne kadar çok yasak varsa, diyet o kadar başarılı sanılıyor. Oysa bu yaklaşım, sürdürülebilir olmadığı gibi psikolojik baskıyı da artırıyor.
TATLIYI YASAKLADIKÇA AKILDA BÜYÜYOR
Diyetisyen Hoşer, tamamen yasaklanan besinlerin zihinde daha fazla yer kapladığını vurguluyor. Tatlıyı, ekmeği ya da sevilen bir yiyeceği listeden silmek kısa vadede kontrol hissi verse de uzun vadede kaçamakları ve suçluluk duygusunu tetikliyor.
SAĞLIKLI BESLENME YASAKLA DEĞİL DENGEYLE OLUR
Nezan Hoşer’e göre asıl hedef, yasak listeleri değil, kişinin hayatına uyum sağlayan dengeli bir beslenme düzeni kurmak olmalı. “Beslenme bir ceza değil, yaşam biçimi olmalı” diyen Hoşer, kalıcı değişimin katı kurallarla değil, farkındalıkla mümkün olduğunu ifade ediyor.
