Psikolog ve aile terapisti Mesut Kartal, çocukların yalnızca fiziksel değil, duygusal ihtiyaçlarının da karşılanması gerektiğini vurgulayarak, duygusal ihmalin uzun vadede ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi.
Kartal, ebeveynlerin çocukların davranışlarından çok duygularına odaklanması gerektiğini vurguladı.
Günümüzde çocukların fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasının tek başına yeterli olmadığını belirten Kartal, duygusal bağın zayıf olduğu aile ortamlarında çocukların kendilerini ifade etmekte zorlandığını ve bunun uzun vadede ciddi psikolojik sonuçlara yol açabildiğini ifade etti.
Özellikle modern yaşamın getirdiği yoğunluk, teknolojinin aile içi iletişimi azaltması ve ebeveynlerin artan stres düzeyinin, çocuklarla kurulan duygusal bağı olumsuz etkileyebildiğine dikkat çekti.
Kartal, bu durumun çoğu zaman "iyi ebeveynlik" anlayışı içinde fark edilmeden sürdüğünü belirterek, çocukların sağlıklı gelişimi için yalnızca temel ihtiyaçlarının karşılanmasının değil, aynı zamanda duygusal olarak görülmeleri ve anlaşılmalarının da büyük önem taşıdığını kaydetti.
Kartal, "Duygusal ihmal , özellikle ailelerde çocuğun fiziksel ihtiyaçları karşılanırken, duygusal ihtiyaçlarının göz ardı edilmesidir. Yani çocuk aç değildir ama anlaşılmamıştır. Bu durumu fark etmek bazen zor olabilir çünkü ortada açık bir ihmal görüntüsü yoktur. Ancak çocuk sık sık 'görülmüyorum, anlaşılmıyorum' hissini yaşıyorsa ve duygularını ifade etmekte zorlanıyorsa, bu durum kesinlikle önemlidir. Peki, bu tür ailelerde büyüyen çocuklar hangi sorunları yaşayabilir?" ifadelerini kullandı.
"BU ÇOCUKLAR DUYGULARINI İFADE ETMEKTE ZORLANIR"
Duygusal ihmalin çocuklar üzerindeki etkilerine değinen Kartal, "Bu çocuklar genellikle duygularını tanımakta ve ifade etmekte zorlanır. Kendilerini geri planda atabilir, aşı rı uyumlu ya da tam tersi öfkeli tepkiler gösterebilirler. En temel sorunlardan biri, 'değerlimiyim?' sorusuna net bir cevap verememeleridir. İlerleyen yaşlarda ise düşük öz saygı, ilişkilerde güvensizlik, duygusal mesafe ya da yoğun terk edilme korkusu gibi psikolojik etkiler ortaya çıkabilir. Kişi ne kendisiyle ne de başkalarıyla sağlıklı bağ kurma becerisi geliştiremeyebilir." dedi.
"DAVRANIŞTAN ÖNCE DUYGULARA ODAKLANILMALI"
Ailelere önemli uyarı larda bulunan Kartal, "Peki, aileler bu duruma nasıl yaklaşmalıdır? Ailelerin burada en önemli adımı, çocuğun davranışından çok duygusuna odaklanmaktır. 'ne yaptı?' sorusundan önce 'ne hissetti?' sorusu sorulmalıdır. Yani çocuğu düzeltmeden önce anlamaya çalışmak, duygularını ciddiye almak ve açık iletişim kurmak bu sürecin temelidir. Toplumda bu farkındalık ne yazık ki yeterli değildir. Çünkü duygusal ihmal çoğu zaman 'iyi ebeveynlik' görüntüsü altında fark edilmeden devam edebilmektedir. Oysa bir çocuğun sağlıklı gelişimi sadece fiziksel değil, duygusal olarak da görülmesine ve anlaşılmasına bağlıdır." şeklinde konuştu.

"HER ÜÇ ÇOCUKTAN BİRİ ANLAŞILMADIĞINI HİSSEDİYOR"
türkiye 'deki araştırmalara da değinen Kartal, "Türkiye'de yapı lan çalışmalar, çocukların önemli bir kısmının ebeveynleriyle duygusal iletişim kurmakta zorlandığını göstermektedir. Hatta bazı araştırmalarda her üç çocuktan birinin kendini yeterince anlaşılmış hissetmediği ifade edilmektedir. Bu da bize duygusal ihmalin çoğu zaman fark edilmeden, gündelik aile ilişkileri içinde geliştiğini gösterir." ifadelerini kullandı.
"ÇOCUKLAR FARK EDİLMEDEN YALNIZ BIRAKILIYOR"
Kartal, "Bugün gördüğümüz tablo şunu açıkça ortaya koyuyor. Çocuklar çoğu zaman ihmal edilerek değil, fark edilmeden yalnız bırakılarak zorlanıyor. Aile içinde kurulan duygusal bağın niteliği, bir çocuğun sadece bugününü değil, tüm hayatını şekillendirir. Bu yüzden ebeveynlik sadece ihtiyaçları karşılamak deği, çocuğu duymak, anlamak ve hissetmektir. Çünkü bir çocuk kendini ne kadar görülmüş hissederse, hayata o kadar güçlü bağ kurar. Bir çocuk için sevilmek kadar, o sevginin hissedilmesi ve anlaşılması da hayati önem taşır." dedi.
"DUYGUSAL İHMALİN ETKİLERİ SESSİZCE BÜYÜR"
Duygusal ihmalin çoğu zaman fark edilmediğini vurgulayan Kartal, "Duygusal ihmal çoğu zaman görünmezdir ama etkileri sessizce büyür. Bu yüzden bir çocuğa verilebilecek en güçlü şey sadece sevgi değil, o sevgiyi gerçekten hissettirebilmektir. toplum içerisinde özellikle sosyal, ekonomik ve siyasi krizler, ebeveynlerin dikkatini yoğun şekilde kendi sorunlarına yöneltebiliyor. Bu durum, çocuklara ve aile içi ilişkilere ayrılan önemin geri planda kalmasına neden olabiliyor. Bazen ebeveynler dinlenmek için çocuklara telefon veya tablet veriyor ya da çocukların dışarı da geç irdiği zamanı yeterince gözlemlemiyor. Bu da çocuklarla geçirilen kaliteli zamanın azalmasına yol açıyor." diye konuştu.
"ÇOCUKLUK DENEYİMLERİ YETİŞKİNLİĞİ BELİRLİYOR"
Kartal, "Oysa çocuklar geleceğin yansımasıdır. Çocuğunuzu nasıl yetiştirirseniz, ileride karşılaşacağınız tablo da o şekilde oluşacaktır. Günümüzde psikolojik destek alan yetişkinlerin çoğu, yaşadıkları sorunların kökenini çocukluk dönemine dayandırmaktadır. anne -baba tutumları, sosyal ilişkiler ve aile içi dinamikler bireyin gelişimini doğrudan etkileyen faktörlerdir. İstismar, duygusal terk edilme kaygısı, bağlanma sorunları ve ayrılma kaygısı gibi pek çok problemin temelinde, çocukluk döneminde ebeveynlerle kurulan ilişkinin niteliği yer alır." dedi.
"ÇOCUĞUN DUYGUSUNU ANLAMAK İLETİŞİMİN ANAHTARI"
Ailelere önerilerde bulunan Kartal, "Bu nedenle çocuklarınızla oyun oynayabilir, onlarla konuşabilir ve duygusal yakınlık kurabilirsiniz. 'bugün günün nasıl geçti?', 'ne yaptın?', 'ne hissettin?' gibi sorularla onların dünyasına temas edebilirsiniz. Yaşadıkları sorunları çözerken, sorunun kendisinden çok o soruna nasıl tepki verdiklerini ve ne hissettiklerini anlamaya çalışmalısınız. Çocuklarınızla kurduğunuz iletişim ve onlara ayırdığınız zaman, gelecekte karşılaşacağınız ilişkinin temelini oluşturur. Sağlıklı yetişkinler görmek istiyorsak, çocuklarımıza bugünden daha fazla zaman ayırmalı ve onlara odaklanmalıyız." ifadelerini kullandı.
"GEREKİRSE PROFESYONEL DESTEK ALINMALI"
İletişim sorunlarının çözümüne de değinen Kartal, "Eğer aileler çocuklarıyla iletişim kurmakta zorlanıyorsa, bu durum genellikle ilişkinin belli bir noktada zedelendiğini gösterir. Çocuk ile ebeveyn arasında geçmişte yaşanmış ç atış malar, iletişim sorunları ya da bağ kurma güçlükleri olabilir. Bu durumda aileler, tek başlarına çözüm bulamıyorsa profesyonel destek alabilir. Aile terapisi ya da psikoterapi süreci, iletişimin yeniden kurulmasına yardımcı olabilir." dedi.
"AİLE OLMAK PAYLAŞIMI GEREKTİRİR"
Kartal son olarak şu tavsiyelerde bulundu: "Ayrıca ebeveynlerin kendilerine çok fazla zaman ayırıp çocuklarla yeterince vakit geçirmemesi de iletişim sorunlarına yol açabilir. Elbette anne ve babanın sosyal hayatı olmalıdır, ancak bu dengenin sağlanması gerekir. Aile olmak, birlikte zaman geçirmek ve paylaşımda bulunmak demektir. Çünkü aile bir çatı dır ve o çatı altında herkesin birbirine ihtiyacı vardır."
