USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

EPSTEIN ÖLDÜ, SİSTEM YAŞIYOR

EPSTEIN ÖLDÜ, SİSTEM YAŞIYOR

“ANNECEĞİM” DİYE BAĞIRAN BİR ÇOCUK VARSA, HEPİMİZ SUÇ ORTAĞIYIZ

Epstein dosyası her açıldığında aynı his.

Midemiz bulanıyor.

İçimiz daralıyor.

Sonra biri bir video paylaşıyor, bağrışlar, çığlıklar…

Bir çocuğun “anneceğim” diye haykırdığı iddiası düşüyor önümüze.

Gerçek mi, kurgu mu, montaj mı?

Bilmiyoruz.

Ama şunu biliyoruz: Böyle bir çığlığın mümkün olması bile insanlık adına bir iflastır.

Epstein meselesi bir “skandal” değildir.

Bir “ahlaksızlık” hiç değildir.

Bu, modern çağın kravatlı köle pazarının adıdır.

Zenginlik, güç, dokunulmazlık…

Hepsi birleştiğinde ortaya çıkan şey şudur:

Çocukların meta haline getirilmesi.

Bu dosyada en korkunç olan şey yalnızca suçun kendisi değil.

Asıl korkunç olan, yıllarca herkesin bilip susmasıdır.

Pilotlar biliyordu.

O adaya gidenler biliyordu.

Finans çevreleri biliyordu.

Siyaset biliyordu.

Medya bir yere kadar biliyordu.

Ama çocuklar konuşamadı.

Bugün hâlâ konuşamayanlar var.

Bugün hâlâ isimler açıklanmıyor.

Bugün hâlâ “kanıt yetersizliği” deniyor.

Peki soralım:

Bir çocuğun hayatı mı yetersizdi?

Bir çocuğun suskunluğu mu delil sayılmadı?

Sosyal medyada dolaşan listeler, videolar, fısıltılar…

Bunların bir kısmı doğru olabilir, bir kısmı bilinçli olarak servis ediliyor olabilir.

Ama şu kesin:

Bu dava, yalnızca Epstein’ın değil, onu koruyan sistemin davasıdır.

Ve şunu da kabul edelim:

Bu tür dosyalarda milliyet sormazlar.

Pasaport bakmazlar.

Çocuk, çocuktur.

Türk müydü, Amerikalı mıydı, Afrikalı mıydı?

Bu soru bile başlı başına ayıp aslında.

Çünkü acının dili yok, bayrağı yok.

Eğer bir yerde bir çocuk ağlıyorsa,

orada insanlık susmuştur.

Epstein öldü.

Ama onun temsil ettiği karanlık ölmedi.

Asıl mesele şimdi şu:

Bu dünyada çocukları koruyamayan her sistem, ne kadar güçlü görünürse görünsün,

aslında çürümüştür.

Ve biz, bu çürümenin seyircisi olmaktan vazgeçmediğimiz sürece,

o “anneceğim” çığlığı

yalnızca bir videoda değil, vicdanımızın içinde yankılanmaya devam eder.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ