<div>8 Mart gelince her yerde aynı cümleleri duyarız.</div> <div>“Kadın güçlüdür.”</div> <div>“Kadın her şeyin üstesinden gelir.”</div> <div>“Kadın isterse dünyayı değiştirir.”</div> <div>İyi de insanın aklına şu soru geliyor:</div> <div>Neden kadını anlatırken sürekli “güç” kelimesine ihtiyaç duyuyoruz?</div> <div>Oysa dünyanın bazı yerlerinde kadın olmak sadece insan olmak demek. Okula gidiyor, çalışıyor, istediği hayatı kuruyor. Kimse onun “güçlü” olup olmadığını tartışmıyor. Çünkü zaten olması gereken bu.</div> <div>Ama gücün en çok konuşulduğu coğrafyalara baktığımızda tablo değişiyor.</div> <div>Oralarda kadın olmak, daha doğarken sırtına görünmez bir yük almak gibi. Hayat daha başlarken omzuna kurallar, korkular ve beklentiler bırakılıyor.</div> <div>Kız çocukları önce sessiz olmayı öğreniyor.</div> <div>Sonra “ayıp” kelimesini.</div> <div>Sonra da “el âlem ne der” korkusunu.</div> <div>Ve bir noktadan sonra toplum ona dönüp şöyle diyor:</div> <div>“Güçlü kadın ol.”</div> <div>Peki güçlü kadın olmak ne demek?</div> <div>Susmak mı?</div> <div>Konuşmak mı?</div> <div>Yoksa her şeye rağmen direnebilmek mi?</div> <div>Çünkü çoğu zaman kadınlardan istenen güçlü olmaları değil, onlardan beklenen şey, karşılarına çıkan zorluklara ses çıkarmadan dayanabilmeleri.</div> <div>Oysa gerçek güç sadece dayanmak değildir.</div> <div>Gerçek güç, eşit bir hayat kurabilmektir.</div> <div>8 Mart’ın anlamı da burada başlıyor.</div> <div>Bu gün, kadını alkışlama günü değil.</div> <div>“Ne kadar fedakârsın” deme günü de değil.</div> <div>Bu gün, şu soruyu sorma günü:</div> <div>Neden hâlâ bazı kadınlar, sadece kadın oldukları için daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyor?</div> <div>Ne yazık ki hâlâ dünyanın birçok yerinde kadınlar eğitim hakkı için mücadele ediyor.</div> <div>Bazı yerlerde çalışma hakkı için.</div> <div>Bazı yerlerde ise sadece “ben de varım” diyebilmek için.</div> <div>Oysa kadınlar sadece mücadele eden insanlar değil.</div> <div>Hayatı büyüten onlar. Bir evin sıcaklığında, bir çocuğun cesaretinde, bir toplumun vicdanında kadınların izi var.</div> <div>İşte 8 Mart’ın asıl anlamı da burada saklı:</div> <div>Kadınların güçlü olmak zorunda kalmadığı, eşit ve adil bir dünyanın kurulması.</div> <div>İşte o gün geldiğinde “güçlü kadın” diye bir kavrama da ihtiyaç kalmayacak.</div> <div>Sadece “insan” diyeceğiz.</div> <div>Ve belki de en büyük değişim o zaman başlayacak.</div> <div>8 Mart Dünya Kadınlar Günü; emeğin değer gördüğü, eşitliğin sağlandığı ve hiçbir kadının güçlü olmak zorunda kalmadığı bir dünyanın başlangıcı olsun.</div>