<div>Şiddet, insan yaşamının her alanında karşılaştığı ve dünyada git gide ciddi bir duruma gelen toplum sağlığı sorunudur. Şiddet ayrıyeten insan hakları ihlalidir Kadına yönelik şiddet her toplumda, her kültürde, her eğitim düzeyinde, her gelir düzeyinde vardır.</div> <div>Diğer gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalarda kadınların 1/3’ü ile 2/3’ünün eşi tarafından şiddete uğrarken Türkiye’de kadına yönelik tüm şiddet türleri Türkiye’de %50’den daha yüksek oranda bulunmuştur. Günümüz şartlarında hızla artan ve önü kesilemeyen kadına şiddet daha da artmaktadır. Pek dile getirilmeyen duygusal, sözel, siyasal şiddet gibi kadına yönelik tüm şiddet türleri de dikkate alındığında bu oran daha da yükselmektedir.</div> <div><strong>PEKİ, KADINA ŞİDDETİN NEDENLERİ NELERDİR?</strong></div> <div>Kadına şiddetin nedenlerini bilmek şiddet esnasında kişinin kendini korumaya alması için bir fırsattır. Nedenleri arasında toplumsal ilişkilerden, ailede ve toplumda kadınlara verilen daha düşük değer onlara daha çok hizmet ve alt sınıf muamelesi yapılması. Bireysel ve biyolojik etkenler, coğrafi konumlarından ötürü yetiştirilme tarzları. Yakın ilişkilerdeki sıkıntılar, uyumsuzluk ve sorunlar. Kültürel olarak erkek egemen toplumlarda iki cinsiyet arasında eşit olmayan ilişkileri sürdürmek için baskı aracı olarak kullanma ve kadın korkudan yaşadığı durumu kabullenmesi. Cinsel kimlik ve erkek otoritesi ve son olarak psikolojik rahatsızlıklar ve alkol tüketimi.</div> <div>Şiddet aslında öğrenilmiş bir davranış biçimi şeklinde de görülür. Hemen herkesin içinde yatan sinir ve öfke duygusu var. Ancak bunun şiddete dönüşmesi için önceden şiddete maruz bırakılmış ya da şiddeti tanık olunmuş olması gerekir. Kadına şiddet konusu da genelde böyledir. Çocukluğunda şiddete maruz kalmış ya da babası annesine şiddet uygulayan bireylerin kadınlara şiddet uygulama ihtimali artmaktadır. Özellikle kadınlara şiddet uygulanan bir çevreden geliyorsa kişi bunun olağan hatta olması gereken bir şey olduğu algısına kapılır.</div> <div></div> <div><strong>ŞİDDETE UĞRAMIŞ KADIN NE HİSSEDER?</strong></div> <div>Şiddet travmatik bir deneyimdir. Travmatik bir olayı tekrar tekrar yaşayan kişi zamanla bu sorunlara karşı duyarsızlaşmaya başlayabilir. Şiddete maruz kalan kadınların devam eden şiddete dayanmak adına kendi duygularına mesafe koyabilirler. Fakat yaşanan bu stres bedenimizde kronik bir uyarılmışlık oluşturduğu için bu kadınlarda sıklıkla psikolojik kökenli bedensel etkiler olan psikosomatik belirtiler görülebilir. Bu belirtiler vücudun herhangi bir bölgesinde örneğin, baş, karın, bel ve sırt vb. bir ağrı şeklinde ortaya çıkabileceği gibi, genel bir yorgunluk hali olarak da ortaya çıkabilir. Şiddete maruz kalan kadınlar ilişkilerinde değersizleştirildiğini düşünür. Bir diğer yandan en yakın ilişkide olduğu kişi tarafından değersizleştirilmek bu kişilerin güvenlik zeminini sarsar, zedeler. Dolayısıyla bir kadın şiddete maruz kaldığında hem güven hem değersizlik duygusu ile baş eder. Şiddete maruz kalan kadınlar depresif belirtiler göstererek yaşamdan zevk almamaya, uyku problemleri yaşamaya, çökkünlük hissetmeye, günlük hayatta kendilerine dair yetersizlik inançları yaşamaya başlar ve bununla beliren güvensizlik sorunu ile yoğun kaygı yaşar.</div> <div><strong>YAŞANAN ŞİDDETE KARŞI NE YAPILABİLİR?</strong></div> <div>Şiddete maruz kalan kadınlarda yoğun korku, kontrolsüzlük hissi oldukça yaygın olmasından ötürü kişi çaresizliğe sürüklenir. Şiddet söz konusu olduğunda çeşitli güç dengesizlikleri olabileceği için bu kadınların destek alması gerektiğini sağlıklı bir ihtiyaç olarak görmezler. Bu nedenle şiddet yapısı, etkileri, biçimi hakkında bilgi paylaşımlarının artması ile yakınımızda olan kişileri ruh sağlığı alanında destek almak için yönlendirmek faydalı olabilir.</div> <div>Erkek şiddet uygulamayı hak olarak kadının şiddeti görmesi gereken düşünce bakışı değiştirilmeli. Kültürümüzdeki erkek şiddetini disiplin, ceza durumundan çıkarılıp çocuk eğitiminde de dikkat edilmesi gerekir.</div>