USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

ATEŞ BAZEN DÜŞTÜĞÜ YERİ DEĞİL, HER YERİ YAKIYOR

ATEŞ BAZEN DÜŞTÜĞÜ YERİ DEĞİL, HER YERİ YAKIYOR

Şu satırları gerçekten büyük bir hüzün içinde yazıyorum. Bazı haberler vardır ki sadece bir insanın vefatını değil, aynı zamanda yüreğimizden kopan bir parçayı da anlatır. Geçtiğimiz hafta Batman’da yaş anan genç bir kızın vedası, onu tanıyan tanımayan binlerce insan gibi beni de derinden etkiledi. Günlerdir bu acının ağırlığını üzerimden atamıyor, her düşündüğümde boğazım düğümleniyor.

Henüz 25 yaşındaydı. Hayatının en güzel yıllarında, umutlarının, hayallerinin ve kuracağı geleceğin eşiğindeydi. Ancak amansız hastalık , bütün planlarını yarım bıraktı. Kanserle verdiği mücadele ne yazık ki her geçen gün daha da ağırlaştı. Doktorlar ellerinden geleni yaptı, ailesi umutla bekledi, sevenleri dualar etti. Fakat bazen insan, bütün çabaların çaresiz kaldığı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyor.

Şevval Aygen, hastane odasında geçen zor günlerinin sonunda belki de yaklaşan vedasını hissetmişti. Son isteği ne bir servet, ne uzun bir yolculuk, ne de ulaşılması güç bir hayaldi. Sadece gökyüzünü görmek, yıldızlara bakmak, açık havayı son kez içine çekmek istemişti. Bu kadar sade, bu kadar masum ve bir o kadar da yürek burkan bir istekti bu.

Ailesi de yüreklerini dağ layan bu isteği yerine getirebilmek için hastaneden izin aldı. Şafak vakti genç kız, hasta yatağıyla birlikte açık havaya çıkarıldı. Gözlerini gökyüzüne çevirdi. Belki çocukluğunu düşündü, belki yaşayamadığı yarınlarını… Belki de sonsuzluğa açılan kapıya bakıyordu. Sessizce semayı seyretti, gözlerinden süzülen yaşlar yüzüne karıştı ve ardından son nefesini vererek Rabbine kavuştu.

Bu satırları okuyan hangi vicdan sahibi insanın gözleri dolmaz ki? Hangi anne-baba kendisini o ailenin yerine koyup yüreğinin parçalandığını hissetmez? Evladının gözlerinin önünde her gün biraz daha eridiğini görmek, çaresizce elinden tutup hiçbir şey yapamamak, bir anne ve babanın yaşayabileceği en ağır imtihanlardan biridir. Allah hiç kimseyi böyle bir acıyla sınamasın.

Elbette bizler inanan insanlarız. Ölümün Allah’ın emri olduğuna, her canın vakti geldiğinde bu dünyadan ayrılacağına iman ediyoruz. Ancak bu teslimiyet, acıyı ortadan kaldırmıyor. Özellikle de ömrünün baharında, daha yaşayacağı onlarca yıl varken toprağa verilen genç bir insan söz konusu olduğunda yürekler çok daha fazla yanıyor.

İl dışında bulunduğum için taziye sürecine dair ayrıntıları bilmiyorum. Ancak gönlüm isterdi ki Batman’ın her kesiminden insanlar bu acıyı paylaşsın. Makamı, mevkisi, siyasi görüşü ne olursa olsun herkes bu ailenin kapısını çalsın, bir Fatiha okusun, acılarını hafifletmeye çalışsın. Çünkü gerçek insanlık, tanıdığımız insanların değil, hiç tanımadığımız insanların acısını da yüreğimizde hissedebilmektir. Acıyı paylaşmak bazen söylenecek en güzel sözden, yapılacak en büyük yardımdan daha değerlidir.

Şevval Aygen’in son anlarını okuduğum günden beri içimde tarif edemediğim bir hüzün taşıyorum. Gökyüzüne son kez bakmak isteyen o genç kızın sessiz vedası, hayatın ne kadar kısa, ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hepimize hatırlattı. Belki de bundan sonra sevdiklerimize daha sık sarılmalı, kırgınlıklarımızı ertelemeli ve sahip olduğumuz her günün kıymetini bilmeliyiz.

Merhume Şevval Aygen’e Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet, makamı âli olsun. Başta anne ve babası olmak üzere tüm ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Rabbim böyle acıları hiçbir aileye yaşatmasın.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ