<div>Batman’da yıllardır değişmeyen bir tablo var: Çok ortaklı şirketler kuruyoruz, ancak bu ortaklıkları uzun süre yaşatamıyoruz. “Herkes ortak olacak, Batman kazanacak” düşüncesiyle kurulan girişimler; zamanla ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar, yönetim sorunları ve hisse tartışmaları nedeniyle ya zayıflıyor ya da el değiştiriyor. Artık bu tabloyu sorgulamanın zamanı geldi.</div> <div>Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Batman’ın ilk halka açık şirketlerinden BATAŞ, yani Batman Tuğla Kiremit Fabrikası’ydı. Kurulduğu dönemde büyük umutlar bağlanan fabrika, ilerleyen yıllarda ortaklar arasındaki anlaşmazlıkların gölgesinde kaldı. Hissesi küçük olan bazı ortakların dahi her karara itiraz etmesi, yönetimle ortaklar arasındaki huzursuzluğu büyüttü. Sonunda Batman için önemli bir sanayi kuruluşu olan fabrika kapandı; çalışanlar işsiz kaldı, ortaklar yaşananları çaresizlik içinde izledi ve tesis satıldı. Kaybeden yalnızca ortaklar değil, Batman’ın sanayisi ve istihdamı da oldu.</div> <div>Sorun BATAŞ’la sınırlı kalmadı. Ardından kurulan kooperatiflerde, özel hastanelerde ve çeşitli ticari girişimlerde de benzer anlaşmazlıklar yaşandı. Ortaklar arasındaki gerilim arttıkça hisseler el değiştirdi, ortak sayıları azaldı ve başlangıçta geniş bir katılımla kurulan yapılar zamanla aile şirketlerine dönüştü. Görünen o ki ortaklık kültürümüz, şirket kurma arzumuz kadar gelişmedi.</div> <div>Bugün aynı tartışmaların bir benzerini Petrol City AVM’de yaşanan gelişmelerde görüyoruz. Çok sayıda ortağın bulunduğu yapılarda ortak hedefin korunamaması, yönetim anlayışındaki farklılıklar ve hisse dağılımına ilişkin iddialar şirket içindeki huzuru bozabiliyor. Aydın Keleş’in şirket hisselerinde çoğunluğu elde ettiği yönündeki iddialara bazı ortakların itiraz etmesi, tartışmaları daha da görünür hâle getirdi. Kimin haklı, kimin haksız olduğunu hukuk ve şirket kayıtları ortaya koyacaktır. Ancak asıl mesele, çok ortaklı yapılarda benzer sorunların neden sürekli tekrarlandığıdır.</div> <div>Çünkü yüzde 1 hisseye sahip ortak da kendisini şirketin sahibi olarak görebiliyor, yüzde 51 hisseye sahip olan ortak da yönetme hakkının doğal olarak kendisinde olduğunu düşünüyor. Sorun tam da burada başlıyor. Şirketler kişisel hesaplarla, kırgınlıklarla ve “Hissim az ama benim de sözüm geçmeli” anlayışıyla yönetilemez. Elbette küçük ortakların da hakları korunmalıdır; ancak bu haklar, şirketin her kararını kilitleme yetkisi anlamına gelmez. Aynı şekilde çoğunluk hissedarları da yönetim gücünü keyfî biçimde kullanamaz.</div> <div>Sağlıklı bir şirket yapısı için açık kurallar, şeffaf yönetim ve ortakların haklarını güvence altına alan güçlü bir denetim mekanizması gerekir. Yönetim kurulları, bütün ortaklara karşı hesap verebilir olmalı; karar süreçleri kişisel ilişkilerden değil, şirketin uzun vadeli çıkarlarından beslenmelidir. Aksi hâlde küçük bir anlaşmazlık büyür, ortaklar birbirine düşer ve şirketin enerjisi üretime değil tartışmaya harcanır.</div> <div>Artık geçmişteki örneklerden ders çıkarmamız gerekiyor. Batman’da “Herkes ortak olsun, sermaye büyüsün, hepimiz kazanalım” düşüncesi elbette değerlidir. Fakat ortaklık yalnızca para koymakla kurulmaz; güven, sabır, kurumsallık, şeffaflık ve ortak karar kültürü de ister. Bunlar bulunmadığında yüzlerce ortağın yer aldığı bir şirket, birkaç kişinin yönettiği aile şirketlerinden bile daha kırılgan hâle gelebilir.</div> <div>Batman’ın sermayeye, üretime, sanayiye ve güçlü şirketlere ihtiyacı var. Ancak yeni girişimler kurulurken BATAŞ ve benzeri örnekler unutulmamalı. Halka açık ya da çok ortaklı bir şirket kurmak isteyenler, öncelikle şu soruya cevap vermeli: Bu kadar insan, aynı hedef etrafında uzun yıllar boyunca birlikte hareket edebilecek mi?</div> <div>Çünkü mesele yalnızca şirket kurmak değil, onu yaşatmaktır. Batman’ın artık ortaklık kültürünü geliştirmesi; şirketleri kişilerin iradesine göre değil, kuralların, denetimin ve ortak aklın yönettiği yapılara dönüştürmesi gerekiyor. Aksi hâlde aynı filmi tekrar tekrar izler, sonunda da birbirimize yine aynı soruyu sorarız:</div> <div>“Bu şirket de neden tutmadı?”</div> <div>Hoşça kalınız.</div>