USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

GENÇLİĞE YATIRIM, GELECEĞE YATIRIMDIR

GENÇLİĞE YATIRIM, GELECEĞE YATIRIMDIR

Kıymetli Batmanlılar,

Bugün sizlerle, Batman’ın yerel basınında yeni bir köşenin ilk satırlarını paylaşmanın heyecanını yaşıyorum. Yıllardır sivil toplum çalışmalarının içerisinde, genç lerle omuz omuza yürüyen; onların heyecanına, idealine, arayışına ve geleceğe dair umutlarına yakından şahit olan biri olarak bundan böyle düşüncelerimi bu köşeden sizlerle paylaşacağım.

İlk yazımın konusunu özellikle gençlik olarak belirlemek istedim.

Çünkü gençlik, bir toplumun yalnızca bugünü değil, aynı zamanda yarınıdır.

Bir şehrin geleceğini görmek istiyorsanız gençlerine bakmanız gerekir. Gençlerin hayalleri, idealleri ve meseleleri ne kadar güçlü ise o şehrin yarını da o kadar güçlüdür. Bu nedenle gençlik çalışmalarını yalnızca sosyal faaliyetlerden, toplantılardan veya çeşitli organizasyonlardan ibaret görmek büyük bir eksikliktir.

Gençlik çalışmaları, aslında bir medeniyet ve gelecek inşasıdır.

Bugün bir gencin elinden tutmak; onunla kitap okumak, fikrini dinlemek, bir meselesine ortak olmak, ona sorumluluk vermek belki küçük bir adım gibi görünebilir. Fakat yıllar sonra o gencin topluma kattığı değer düşünüldüğünde, atılan o küçük adımın ne kadar büyük bir karşılık oluşturduğu anlaşılır.

Yıllardır sivil toplum çalışmalarında edindiğim en önemli tecrübelerden biri şudur:

Gençlere sadece nasihat vermek yetmez; onlara güvenmek, sorumluluk vermek ve birlikte yol yürümek gerekir.

Elbette geçmişin tecrübesini gençlere aktarmak da bizim sorumluluğumuzdur. Fakat bunu “bizim zamanımızda...” diye başlayan ve gençlerin dünyasını anlamaktan uzak cümlelerle yapmak yerine, yaşadığımız tarihin ne anlattığını birlikte düşünerek yapmalıyız.

Çünkü bu ülke yakın tarihinde çok ağır badirelerden geçti.

Darbeler gördü, cunta yönetimlerinin gölgesinde kaldı. 28 Şubat sürecinde insanların inançları ve tercihleri üzerinden baskılara maruz kaldığı dönemlere şahit oldu. Camilerin asli fonksiyonlarından uzaklaştırıldığı, toplumun değerleriyle çatışan uygulamaların yaşandığı günler hafızalarımızda hâlâ tazeliğini koruyor.

Ekonomik krizlerin ve yanlış yönetim tercihlerinin bedelini milletçe ağır şekilde ödediğimiz dönemleri yaşadık.

Bunları gençlerimize anlatmamız gerekir.

Ama geçmişin yaralarını gençlerin omuzlarına yüklemek için değil; bugün sahip olduğumuz imkânların hangi mücadelelerden geçilerek elde edildiğini bilmeleri için.

Çünkü hafızasını kaybeden bir toplum, geleceğini inşa etmekte zorlanır.

Gençlerimize geçmişi anlatırken onlara yalnızca sıkıntıları değil, o sıkıntılar karşısında ortaya çıkan iradeyi, sabrı, mücadeleyi ve yeniden ayağa kalkma azmini de anlatmalıyız.

Bugünün gençleri, dünün Türkiye'sini yaşamamış olabilir. Fakat dünün tecrübelerini bilmek, bugünün imkânlarını daha doğru değerlendirmelerini sağlayacaktır.

Bu noktada gençlerimize “Sen hiçbir şey bilmiyorsun.” demek yerine, “Gel, birlikte öğrenelim.” diyebilmeliyiz.

Onlara “Bizim zamanımız farklıydı.” demek yerine, “Biz neler yaşadık, siz bugün neler yaşıyorsunuz; gelin birbirimizi anlayalım.” diyebilmeliyiz.

Çünkü kuşaklar arasındaki mesafe ancak birbirini dinlemekle kapanır.

 

Gençlik yalnızca geleceğin yöneticileri, akademisyenleri, esnafları, sanatçıları veya siyasetçileri değildir. Gençlik aynı zamanda bugün toplumun içerisinde söz söylemesi, üretmesi ve sorumluluk alması gereken büyük bir güçtür.

Bu noktada ailelere, eğitimcilere, sivil toplum kuruluşlarına, yerel yöneticilere ve toplumun bütün kesimlerine önemli görevler düşüyor.

Gençlerimizi yalnızca sınav sonuç larıyla, başarı belgeleriyle veya kariyer hedefleriyle değerlendiremeyiz. Onların karakter inşasını, ahlakını, sosyal sorumluluk bilincini, okuma kültürünü ve topluma karşı duyarlılığını da önemsemeliyiz.

Zira bilgi sahibi olmak başka, bilgiyi hayra dönüştürmek başkadır.

Bugün gençlerimizin karşı karşıya olduğu meseleler geçmişe göre çok daha farklı. Dijital dünyanın sunduğu imkânların yanında dikkat dağınıklığı, yalnızlaşma, aidiyet arayışı ve anlam problemi gibi birçok mesele gençlerimizin hayatını etkiliyor.

Bu nedenle gençlerimizi yalnızca eleştirmek yerine onları anlamaya çalışmalıyız.

Batman’ın gençleri ise bu şehrin en büyük sermayesidir. Bu şehrin geleceğini daha güçlü, daha müreffeh ve daha yaşanabilir hale getirmek istiyorsak gençlerimize yatırım yapmak zorundayız.

Spor salonları, kütüphaneler, kültür merkezleri, gençlik mekânları elbette önemlidir. Fakat asıl mesele, gençlerin zihnine ve gönlüne dokunabilmektir.

Bir gencin hayatına dokunmak, bazen ona bir kitap hediye etmek kadar basit; bazen bir saat boyunca onu dinlemek kadar kıymetlidir.

Belki de en önemlisi, gençlere “Sen değerlisin, senin söyleyecek bir sözün var ve bu toplumda senin de bir yerin var.” duygusunu verebilmektir.

Ben yıllardır farklı alanlarda yürüttüğüm sivil toplum çalışmalarında bunun birçok örneğine şahit oldum. Birlikte çıktığımız yolların, gerçekleştirdiğimiz çalışmaların ve gençlerle kurduğumuz gönül bağlarının bugün geriye dönüp baktığımda en kıymetli tarafının, ortaya çıkan faaliyetlerden ziyade insan yetiştirmek olduğunu görüyorum.

Çünkü eserler zamanla değişebilir, programlar sona erebilir, görevler el değiştirebilir.

Ama bir insanın hayatına dokunduğunuzda, bıraktığınız iz uzun yıllar yaşamaya devam eder.

İşte bu yüzden gençlik çalışmalarına bir “faaliyet” olarak değil, bir emanet olarak bakıyorum.

Batman’ın yarınlarını daha güzel kılmak istiyorsak bugün gençlerimize güvenmeli, onların önünü açmalı ve sorumluluk almalarına imkân vermeliyiz.

Unutmamalıyız:

Bir şehre yatırım yapmak binalar yükseltmekle, bir nesle yatırım yapmak ise insan yetiştirmekle mümkündür.

Bu ilk yazım vesilesiyle Batman’ın kıymetli insanlarını saygı ve muhabbetle selamlıyor, bundan sonraki yazılarımızda şehrimizin, gençlerimizin, toplumumuzun ve geleceğimizin meselelerini birlikte konuşmayı temenni ediyorum.

Kalemimiz hakikatten, sözümüz samimiyetten ayrılmasın.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ