<div>Başta her şeye “olur” diyoruz. Kırılıyor, toparlıyor, yolumuza bakıyoruz.</div> <div>Henüz kırıklar azken insan daha dayanıklı oluyor. Laf geliyor, geçiyor. Hayat üstüne geliyor, silkelenip devam ediyorsun. Kırılıyorsun ama toparlıyorsun. Affediyorsun, unutuyorsun, alttan alıyorsun. Çoğu zaman “büyütmeye değmez” deyip geçiyorsun.</div> <div>Ama zamanla aynı söz daha derine batıyor.</div> <div>Aynı tavır daha çok can yakıyor. İnsan eskisi kadar kolay affedemiyor, kabullenemiyor.</div> <div>“Ben neden böyle oldum?” diye soruyor.</div> <div>Oysa soru yanlış yerde.</div> <div>Çünkü mesele güçsüzleşmek değil. Mesele birikmek.</div> <div>İnsan zamanla birikir.</div> <div>Hayal kırıklıkları birikir.</div> <div>Güvendiği insanların yarım bıraktıkları birikir.</div> <div>“Anladım” deyip sustukları, “boş ver” deyip içine attıkları birikir. Kimse görmez ama hepsi içeride durur.</div> <div>Affetmek ilk zamanlar kolaydır. Çünkü hâlâ ihtimal vardır.</div> <div>“Belki düzelir”, “belki yanlış anladım”, “belki bu son olur” dersin.</div> <div>Ama zaman geçtikçe ihtimaller azalır.</div> <div>İnsan tekrar eden davranışları tanımaya başlar. Aynı yarayı kaçıncı kez sardığını fark eder.</div> <div>İşte kırılganlık da orada başlar.</div> <div>Bir de farkındalık gelir ardından.</div> <div>İnsan kendini tanıdıkça daha az katlanır.</div> <div>Eskiden sınır sandığı şeyin aslında ihmal olduğunu anlar. Alttan almak sandığının kendini yok saymak olduğunu fark eder.</div> <div>Bu rahatlatmaz. Aksine acıtır. Çünkü artık bilerek susamazsın.</div> <div>Kırılganlık çoğu zaman hassasiyet değildir.</div> <div>Yorgunluktur. Sürekli güçlü durmaktan, hep anlayan taraf olmaktan, durmadan idare etmekten yorulmaktır.</div> <div>Bu yüzden insan zamanla daha zor affeder.</div> <div>Daha zor kabullenir. Daha çabuk incinir.</div> <div>Çünkü artık mesele tek bir söz değildir. O söz, geçmişte söylenmiş pek çok şeyin hatırlatıcısıdır. Tek bir davranış değildir. Yılların özetidir.</div> <div>Bu, insanın kendini ciddiye almaya başlamasıdır. Her şeye eyvallah dememektir. Canını acıtanla arasına mesafe koyabilmektir. Herkesi kaybetmeyi göze almak değil,</div> <div>kendini kaybetmemeyi seçmektir.</div> <div>Kırılganlık bir noktadan sonra olgunluktur.</div> <div>Her şeyi tolere etmeye çalışmaktan vazgeçmektir.</div> <div>“Bu bana iyi gelmiyor” diyebilmektir.</div> <div>Daha az güler belki ama daha gerçek güler.</div> <div>Daha az insanla yürür ama daha doğru insanlarla.</div> <div>Ve günün sonunda geldiğin noktada, kendini korumayı öğrenirken bir parça eksilir, bir parça da kendinden vazgeçersin.</div>