Güneydoğu’da nesilden nesile aktarılan kurutmalık geleneği yeniden başladı. Diyetisyen Nezan Hoşer, doğru kurutma, hijyen, saklama koşulları ve porsiyon konusunda önemli uyarılarda bulundu.
Yaz mevsiminin sonlarına yaklaşılmasıyla birlikte Güneydoğu’da kış hazırlıkları da hız kazandı. Balkon, dam ve bahçelerde ipe dizilen patlıcan, biber, kabak ve diğer sebzeler, bölgenin köklü kurutmalık geleneğini yeniden gözler önüne seriyor.
Yalnızca bir gıda saklama yöntemi olmayan kurutmalık hazırlığı, nesilden nesile aktarılan önemli bir kültürel miras olarak varlığını sürdürüyor. Evlerde yapılan hazırlıkların yanı sıra pazarlarda da kurutmalık ürünler için hareketlilik yaşanıyor.
YAZIN BEREKETİ KIŞA TAŞINIYOR
Diyetisyen Nezan Hoşer, kurutma yönteminin insanlığın en eski gıda saklama yöntemlerinden biri olduğunu belirterek, gıdanın içerisindeki suyun azaltılmasıyla bozulmanın geciktirildiğini ve yaz aylarında bol bulunan ürünlerin kışın da tüketilebildiğini ifade etti.
Güneydoğu’nun uzun, sıcak ve güneşli yazlarının kurutmalık hazırlamak için elverişli olduğunu belirten Hoşer, burada asıl önemli konunun ürünleri doğru koşullarda kurutmak olduğuna dikkat çekti.
“DOĞRU KURUTMAK DA ÖNEMLİ”
Kurutmalıkların temiz bir ortamda hazırlanması gerektiğini vurgulayan Hoşer, ürünlerin toz, böcek ve diğer dış etkenlerden korunması, yeterince kurutulması ve sonrasında nem almayan uygun koşullarda saklanması gerektiğini söyledi.
Hoşer, küflenmiş, kötü kokan veya görünümünde şüpheli değişiklikler bulunan ürünlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
KURUTULMUŞ ÜRÜNLERDE PORSİYON UYARISI
Kurutma işlemi sırasında suyun uzaklaştırılması nedeniyle bazı besin öğelerinin yoğunlaşabildiğini, özellikle ısıya duyarlı bazı vitaminlerde ise kayıplar meydana gelebildiğini belirten Hoşer, kurutulmuş sebze ve meyvelerin taze ürünlerle birebir aynı olmadığını ifade etti.
Özellikle kuru meyvelerde porsiyon kontrolünün önemine dikkat çeken Hoşer, suyu uzaklaştırılan ürünlerin daha küçük hacimde daha fazla şeker ve enerji içerebildiğini belirtti.
Hoşer, sağlıklı beslenmede önemli olanın kurutulmuş ürünlerden tamamen uzak durmak ya da sınırsız tüketmek değil, uygun miktarda tüketmek olduğunu söyledi.
KURUTMALIKLARIN ARDINDA BÜYÜK BİR EMEK VAR
Kurutmalık kültürünün yalnızca beslenme açısından değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Hoşer, bu geleneğin arkasında büyük bir aile ve kadın emeği bulunduğuna dikkat çekti.
Patlıcanların oyulması, biberlerin tek tek ipe dizilmesi, günler boyunca kontrol edilmesi, kuruyan ürünlerin toplanması ve kış için saklanması gibi aşamaların ciddi bir emek gerektirdiğini ifade eden Hoşer, pazarda görülen bir ipe dizilmiş patlıcanın arkasında bir üretici, aile, gelenek ve bölgesel mutfak kültürü bulunduğunu söyledi.
“GELENEĞİMİZİ BİLİMLE BULUŞTURALIM”
Geleneksel beslenme kültürünün korunması gerektiğini belirten Hoşer, geleneksel olan her alışkanlığın sorgulanmadan doğru kabul edilmesinin de doğru olmadığını ifade etti.
Hoşer, kurutmalıkların hazırlanırken hijyen ve saklama koşullarına dikkat edilmesini, kış aylarında tüketilirken porsiyon kontrolünün gözetilmesini ve taze sebze ve meyvelerin beslenmedeki yerinin korunmasını önerdi.
Sağlıklı beslenmenin her zaman yeni alışkanlıklar edinmek anlamına gelmediğini belirten Hoşer, geçmişten gelen doğru alışkanlıkların bilimsel bilgiler ışığında sürdürülmesinin de sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Güneydoğu’da yazın sıcağında hazırlanan kurutmalıklar, böylece yalnızca kış sofralarına hazırlık olarak değil, bölgenin kültürünü ve geçmişten gelen mutfak mirasını geleceğe taşıyan bir gelenek olarak varlığını sürdürüyor.