?>

AİLE: BİR NESLİN TEMELİDİR

AHMET BAŞARAN

3 saat önce

Bir toplumun geleceğini anlamak istiyorsanız, önce o toplumun ailesine bakın.
Çünkü aile, sadece aynı çatı altında yaşayan insanların oluşturduğu bir yapı değildir. Aile; değerlerin öğrenildiği, karakterin şekillendiği, sorumluluk duygusunun kazanıldığı ve insanın hayata hazırlandığı ilk mekteptir.
Çocuğun dünyaya açılan ilk penceresi ailesidir. İlk kelimesini, ilk davranışını, doğru ile yanlışı birbirinden ayırmayı büyük ölçüde ailesinden öğrenir. Bu nedenle güçlü aile yapıları, güçlü nesillerin; güçlü nesiller ise adil ve müreffeh bir toplumun temelidir.
Bugün aile yapımızın karşı karşıya olduğu meseleler yalnızca ekonomik veya sosyal meselelerden ibaret değildir. Dijital dünyanın sınırsız etkisi, bireyselleşmenin giderek artması, bağımlılıklar, mahremiyet sınırlarının zayıflaması, ahlaki ölçülerin sıradanlaştırılması ve insanı yalnızlaştıran iletişim biçimleri aile bağlarımızı da etkilemektedir.
Burada mesele, hayatın değişmesine karşı çıkmak değil; değişen hayatın içerisinde değişmemesi gereken değerleri koruyabilmektir.
Çünkü teknoloji değişebilir, iletişim biçimleri değişebilir, şehirler değişebilir. Fakat insanın sevgiye, güvene, aidiyete, merhamete ve sağlam bir aile ortamına olan ihtiyacı değişmez.
Bugün çocuklarımızı yalnızca okula göndermekle onları geleceğe hazırlamış olmayız. Okul elbette önemlidir; fakat eğitim yalnızca sınıfta verilen derslerden ibaret değildir. Bir çocuğun arkadaş çevresi, izlediği içerikler, kullandığı dijital platformlar, evde gördüğü davranışlar ve ailesiyle kurduğu iletişim de onun eğitimidir.
Öğretmenin elinde sihirli bir değnek yoktur.
Çocuğun bütün sorumluluğunu okula, öğretmene veya başka kurumlara bırakmak; aile olarak kendi vazifemizi eksik bırakmak olur. Anne ve baba, çocuğunun sadece dersleriyle değil, dünyasıyla da ilgilenmelidir. Kimlerle arkadaşlık ettiğini, ne izlediğini, neye özendiğini, hangi meseleleri dert edindiğini bilmelidir.
Çünkü çocuklarımızı sadece meslek sahibi yapmak yetmez. Onları aynı zamanda ahlaklı, sorumluluk sahibi, merhametli ve vicdanlı insanlar olarak yetiştirmek zorundayız.
Bugün gençlerimize yalnızca “ne olacaksın?” diye soruyoruz.
Hâlbuki bunun yanında bir de “nasıl bir insan olacaksın?” sorusunu sormalıyız.
Makam, mevki, meslek ve maddi imkânlar elbette hayatın önemli unsurlarıdır. Fakat insanın bütün hayatını bunlardan ibaret görmesi, büyük bir eksikliktir. Çocuklarımıza başarı kadar sorumluluğu, bilgi kadar ahlakı, meslek kadar şahsiyeti de öğretmeliyiz.
Zira önce ahlak ve maneviyat anlayışı, sadece bir slogan değil; insan yetiştirme meselesinin özüdür.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.” buyurur. Bu emir, ailenin sorumluluğunun ne kadar büyük olduğunu ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla aileyi korumak sadece belirli kurumların değil; anne babanın, eğitimcinin, sivil toplum kuruluşlarının, toplumun ve bütün yetişkinlerin ortak sorumluluğudur.
Elbette aileyi etkileyen sosyal problemlere karşı gerekli hukuki ve sosyal tedbirlerin alınması önemlidir. Ancak hiçbir düzenleme, aile içerisinde kurulması gereken sevgi ve güven bağının yerini tutamaz.
Çünkü devlet düzenleme yapabilir, okul eğitim verebilir, toplum rehberlik edebilir; fakat çocuğun kalbine ilk dokunan yine ailedir.
Bugün aileyi konuşmak, aslında geleceği konuşmaktır.
Çocuklarımızı konuşmak, yarının toplumunu konuşmaktır.
Bugün evlerimizde hangi değerleri yaşatıyorsak, yarın sokaklarımızda, iş yerlerimizde ve toplumumuzda onu göreceğiz.
Bu sebeple aileyi yalnızca sorun ortaya çıktığında hatırlamamalıyız. Aileyi güçlendirmek, nesli güçlendirmektir. Nesli güçlendirmek ise geleceğe sağlam bir miras bırakmaktır.
Sağlam aile yapıları ve şuurlu nesiller; yarının adil ve müreffeh medeniyetinin en büyük destekçisi ve en güvenli teminatıdır.
Ve belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakacağımızdan önce, o dünyayı taşıyacak nasıl insanlar yetiştirdiğimizi düşünüyor muyuz?
YAZARIN DİĞER YAZILARI