<div>Soru bu: “Amaca giderken her yol meşru mu?”</div> <div>Bu soruya benim cevabım elbette bellidir.</div> <div>O da bir Mü’mine yakışan cevaptır: <strong>“Amaca giderken her yol meşru değildir.”</strong></div> <div>Bir kişi hedefine ancak meşru ve doğru olan yollardan gitmelidir.</div> <div>Gel gör ki, bazılarınca “amaca giderken her yol meşrudur” kuralı ana kuraldır ve adamların hayatlarının mihenginde bu bakış açısı vardır. Maalesef.</div> <div>Şimdi burada 1469-1527 yılları arasında İtalya’da yaşamış bir felsefeciden, <strong>Niccolò Machiavelli</strong>’den bahsedelim. İtalyan Rönesans dönemi siyaset felsefecisi <strong>Niccolò Machiavelli</strong><strong>,</strong> “Prens” isimli eserinde, bir kralın ya da hükümdarın Devleti korumak ve başarılı olmak için ahlaki veya dini kurallara bağlı kalmak zorunda olmadığını, gerekirse acımasız ve aldatıcı olabileceğini savunur.</div> <div>İşte bu adamın fikirleri “Makyavelizm” diye adlandırılır ve temel fikri de “amaca giderken her yol mubahtır, yani meşrudur” diye özetlenir.</div> <div><strong>Elbette, bu fikir bir Müslümana yakışmaz.</strong></div> <div><strong>Esasında bu fikir vicdan ve izan sahibi hiçbir insana yakışmaz.</strong></div> <div>Fakat bu fikirde olanlar var, maalesef.</div> <div>Adamlara bakıyorum, maksatları doğrultusunda “yalan-dolan, hile-hud’a” her türlü numara var. Her şeyi kılıfına uyduruyorlar.</div> <div>Siyasetçisi, gazetecisi, bürokratı, esnafı, tüccarı, iş adamı, sporcusu, velhasıl birçok meslekte “amaca giderken her yol mubahtır” fikrinin yansıması görülmektedir.</div> <div>Siyasetçi kendi adamı yaparsa iyi, başkası yaparsa kötü anlayışında.</div> <div>Gazeteci kendi yandaşı yanlış yaparsa saklıyor, yandaşını aklıyor, ancak yandaşı olmayan birisi yanlış yaparsa onu gazetesinde ya da TV’sinde yayınlıyor.</div> <div>Bürokratlar için de benzeri şeyler söylenebilir.</div> <div>Yanlışı görmezden gelen ve maksadı doğrultusunda “her türlü nane yiyen” ve bunları hedefine varmak için yapan, tüm zevat için aynı şey söylenebilir.</div> <div>Yanlışı başkası yaparsa “tu tu, ka ka”, ancak kendileri yaparsa “yaşa yaşa” anlayışında olan milyonlarca kişi var bu Ülkede.</div> <div>O nedenle siyasetçisine de gazetecisine de güven kalmamış. <strong>Esasında bu Ülkede birçok meslek mensubuna güven kalmamış. Bunun sebebi, “amaca giderken her yol meşrudur” anlayışı, daha doğrusu anlayışsızlığıdır.</strong></div> <div> Bu Ülkede meslek mensuplarına güven anketi diye bir anket yayınlandı. O ankette birçok meslek mensubuna güven duyulmadığı ayan-beyan belli oluyor.</div> <div>Ben o anketin en son 2021 yılındaki sonuçlarına ulaştım. Yeni sonuçlar gelse, belki bu meslek mensuplarına duyulan güvenin daha da aşağılarda olduğunu göreceksiniz. Çünkü son beş yılda maalesef çok da iyiye gitmedik.</div> <div>İşte Türkiye’de meslek mensuplarına güven anketinin sonuçları:</div> <div>1-Doktorlar (%64)</div> <div>2- Bilim İnsanları (%61)</div> <div>3- Öğretmenler (%55)</div> <div>4- Silahlı Kuvvetler / Asker (%42)</div> <div>5- Sıradan Vatandaşlar (%38)</div> <div>6- Polis (%37)</div> <div>7- Hakimler (%34)</div> <div>8- Avukatlar (%29)</div> <div>9- TV Haber Sunucuları (%27)</div> <div>10- Anketörler / Araştırmacılar (%25)</div> <div>11- Din Görevlileri (%25)</div> <div>12- Devlet Memurları (%24)</div> <div>13- Gazeteciler (%23)</div> <div>14- Bankacılar (%23)</div> <div>15- Şirket Yöneticileri (%23)</div> <div>16- Reklamcılar (%15)</div> <div>17- Bakanlar / Hükümet Yetkilileri (%14)</div> <div>18- Siyasetçiler / Politikacılar (%10)</div> <div>Kaynak: Ipsos 2021</div> <div><strong>Bu listenin böyle olmasının ve meslek mensuplarına karşı güvensizliğin sebebi, “amaca giderken her yolu meşru gören ve işini doğru-dürüst yapmayan insanlardır.”</strong></div> <div>Sözü uzatmayayım ve yine bir şiir ile aranızdan ayrılayım.</div> <div><strong>DOĞRU’DAN DOĞRU’YA </strong></div> <div><strong> </strong>“Yaşamak için yemek" fikrini unuttu insanlar.</div> <div>Yemek için yaşadı" ne gelirse yuttu insanlar.</div> <div></div> <div>“Amaca giderken her yola meşru" dedi insanlar.</div> <div>Bu mantıkla her türlü nane ve turşu yedi insanlar.</div> <div> </div> <div>Varsa sende günahlarla dolu kapkara bir ömür.</div> <div>Ahirette diyeceksin, "ah, keşke olsaydım kömür."</div> <div> </div> <div>Yaşamak güzel değil, ancak “güzel yaşamak güzel.”</div> <div>Güzel hayat, ancak ve ancak Din-i İslam'a özel.</div> <div> </div> <div>Hissetmeden yazıp da söylersen, belki döner çarkın.</div> <div>Ancak, daktilodan, radyodan kalmaz ki hiç bir farkın.</div> <div> </div> <div>Penceremde gün ağarırken güvercin sesi, "hû hû."</div> <div>Sen de hep "Hû Hû" de, mutlu eylemek istersen ruhu.</div> <div> </div> <div>Tek dayanağım sensin Allah’ım, “tutmazsam düşüyorum.”</div> <div>Tek sığınağım sensin Allah’ım, “sığınmazsam üşüyorum.”</div> <div>Yazımın bütününde ve özel olarak da şiirimde beyan ettiğim üzere, <strong>“amaca giderken her yol meşrudur”</strong> fikri yanlıştır ve bir Mü’mine, Müslümana yakışmaz. Peki bir Ülkede insanlar Müslüman ve Mü’min olduklarını iddia ettikleri halde, o Ülkenin meslek mensuplarına, siyasetçisine iş insanına, sporcusuna, bürokratına, tüccarına, esnafına, memuruna, gazetecisine, hakimine, avukatına, doktoruna güvenilmiyorsa, bunu neyle açıklayacağız.</div> <div>Her şeyi Yazar’dan beklemeyin. Bu sorunun cevabını da siz verin.</div> <div>Son söz: <strong>“Bir Ülkede meslek mensuplarına duyulan güven altlarda ise, o Ülke güvensizdir ve o Ülkenin insanları bu nedenle mutsuzdur.”</strong></div> <div> </div> <div><strong>Ahmet Sandal</strong></div> <div></div>