<div>Anne baba çocuklarının sahibi değil, emanetçisidir. Çünkü Allah, yeryüzüne yeni bir can göndermeyi murad etmiş ve bu canın oluşumu, doğumu ve gelişimi için anne babayı görevlendirmiştir.</div> <div>Dolayısıyla emanetin sahibi olan Yüce Rabbimize karşı ciddi bir sorumluluk yüklenen ebeveyn, O'nun kendilerine teslim ettiği küçük insanı lâyıkıyla büyütmekle mükelleftirler. Böylesine yüce bir ismin emanetine gözleri gibi bakmak ve asla hıyanet etmemek zorundadırlar. Bu durum, çocuk üzerinde istedikleri tasarrufta bulunma özgürlüklerinin olmadığı anlamına gelir. Zira bir gün gelecek, emanetini nasıl yoğurup şekillendirdikleri, neyle besleyip hangi şartlarda muhafaza ettikleri hususunda Allah'a hesap vereceklerdir. ( hadislerle islam)</div> <div>Çocuk dünyaya geldiğinde sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet getirilir. Güzel ve anlamlı bir isim verilir. Yedinci gününde akika kurbanı kesilir, saçları tıraş edilip saçı ağırlığınca gümüş sadaka verilir. Çocuk erkek ise uygun bir vakitte sünneti yapılır.</div> <div>“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.” ( Tirmizî, Birr, 33).</div> <div>Çocuk eğitiminde yapılan yanlışlardan biri de çocuğa aşırı kaba ve sert davranılması yahut çok gevşek davranıp çocuğu şımartmamız. Burada ölçü şöyle olmalı; anne- babalar şefkat ve merhametle çocuklarına yaklaşıp yanlışlarını düzeltmeli, en önemlisi kendileri en güzel şekilde örnek olmalılar. </div> <div>‘’Çocuktur yapar’’ anlayışı doğru bir anlayış değildir. Evet çocuktur yapar, anne -babalar çocuklarından sorumlu oldukları için yanlışlara zamanında müdahale edip güzel bir üslupla düzeltmeliler. Peygamber efendimizin uygulamalarına baktığımızda bunu görürüz.</div> <div><strong>“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.” </strong>(Buhârî, Cum`a 11,)</div> <div>Mescitte namaz kılarken yüzünü sağa sola çeviren Enes’e “Yavrucuğum! Namazda yüzünü sağa sola çevirip bakma.” demiştir. Cemaate katıldığında yanlışlıkla imamın soluna duran amcasının küçük oğlu Abdullah b. Abbâs'ı tutup sağ tarafına geçirdikten sonra başını okşamıştır. Peygamberimiz, çevresindeki çocukları her fırsatta namaz konusunda teşvik ve kontrol etmiştir. Bir gece eşi Meymûne annemizin odasına girdiğinde, geceyi teyzesi Hz. Meymûne'nin yanında geçireceği anlaşılan Abdullah b. Abbâs'ı görünce, “Çocuk namaz kıldı mı?” diye sormuş, onun namazını kıldığını öğrenmeden içi rahat etmemiştir. Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi çocuğa hiç zamanında ve güzel bir uslupla müdahale edilmeli.</div> <div>Kuran’ı Kerim’de Lokman(a.s)’ın çocuğuna yaptığı nasihatlerde çocuğunun yürüyüşünden konuşmasına kadar nasihatte bulunduğunu görürüz. Çocuğumun öz güveni zedelenmesin, kendi kararlarını kendisi versin, özgürlüğünü kısıtlayamam, tarzı söylemlerle karşımıza çıkan ebeveynleri Kur’an’a uymuya, peygamber metodunu uygulamaya davet ediyoruz..</div> <div>Lokman (a.s)’ın çocuğuna öğütleri: </div> <div><strong>“Lokmân, oğluna nasihat ederek: «Yavrucuğum! Allâh’a ortak koşma! Doğrusu şirk, büyük bir zulümdür (karanlıktır).» dedi.”</strong> (Lokmân, 13):</div> <div><strong>“–Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde, yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allâh onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allâh, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdârdır.”</strong> (Lokmân, 16)</div> <div><strong>“–Yavrucuğum! Namazını dosdoğru kıl! İyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış! Başına gelenlere sabret! Doğrusu bunlar, azmedilmesi îcâb eden, (büyük bir azim ve kararlılık gerektiren) işlerdir.”</strong> (Lokmân, 17)</div> <div><strong>“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri aslâ sevmez!”</strong> (Lokmân, 18)</div> <div><strong>“Yürüyüşünde mûtedil ol! (Ne çok hızlı, ne de yavaş yürü! Sükûnet ve vakarını muhâfaza et!) Sesini alçalt! (Bağırıp çağırarak konuşma!) Unutma ki seslerin en çirkini merkep sesidir.”</strong> (Lokmân, 19)</div>