USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

RUHUMUZ DA AÇ KALIR: SADECE KARNIMIZI DEĞİL, HAYATIMIZI DA BESLEMEK GEREKİR BAZEN

RUHUMUZ DA AÇ KALIR: SADECE KARNIMIZI DEĞİL, HAYATIMIZI DA BESLEMEK GEREKİR BAZEN

Beslenme denince çoğumuzun aklına önce tabaklarımız gelir. Proteinler, karbonhidratlar, vitaminler, mineraller… Gün içinde ne yediğimizin bedenimizi nasıl etkilediğini artık hepimiz az çok biliyoruz. Peki ya ruhumuz? Onu neyle besliyoruz?

Modern hayatın en büyük yanılgılarından biri, iyi beslenmeyi yalnızca fiziksel bir ihtiyaç gibi görmek. Oysa insan sadece bedenden ibaret değil. Bazen tüm kan değerlerimiz normal olsa bile kendimizi tükenmiş hissederiz. Bazen en sağlıklı tabakların başında bile içimizde tarif edemediğimiz bir eksiklik olur. Çünkü insanın yalnızca midesi değil; zihni, kalbi ve ruhu da aç kalabilir.

Bir diyetisyen olarak danışanlarımla yaptığım görüşmelerde bunu sıkça görüyorum. Kimi zaman kilo verme sürecinin önündeki en büyük engel fazla yemek değil; bastırılmış duygular oluyor. Stres, yalnızlık, değersizlik hissi, yorgunluk… Pek çok kişi aslında aç olmadığı halde yemek yiyor. Çünkü bazen insan bedenini değil, hissettiği boşluğu doyurmaya çalışıyor.

Duygusal açlık, günümüzün en görünmeyen ama en yaygın sorunlarından biri. Fiziksel açlık yavaş yavaş gelir; duygusal açlık ise aniden. Genellikle belirli bir yiyeceğe yöneltir: tatlı, hamur işi, abur cubur… Çünkü o an ihtiyaç duyduğumuz şey çoğu zaman enerji değil; teselli, sakinlik ya da kısa süreli bir mutluluk hissidir.

Ama hayatı beslemek sadece duygusal açlığı fark etmekten ibaret değil.

Kendimize sormamız gereken başka sorular da var:

Bugün sadece bedenimi mi doyurdum, yoksa ruhuma da iyi gelen bir şey yaptım mı?

Bir fincan kahveyi aceleyle mi içtim, yoksa gerçekten tadını çıkarabildim mi?

Güneş gördüm mü?

Derin bir nefes aldım mı?

Sevdiğim biriyle içten bir sohbet ettim mi?

Kendime nazik, şefkatli davrandım mı?

Çünkü bazen en iyi gelen şey bir vitamin takviyesi değil; kısa bir yürüyüş, biraz sessizlik, birkaç dakikalık farkındalık ya da sevdiğimiz birinin sesi olabilir.

Elbette beslenmenin ruh halimiz üzerindeki etkisi de çok büyük. Omega-3 kaynakları, magnezyumdan zengin besinler, antioksidanlar, yeterli su tüketimi ve dengeli öğünler sadece beden sağlığımızı değil, duygusal dayanıklılığımızı da destekler. Bağırsaklarımızın “ikinci beyin” olarak adlandırılması boşuna değil. Sağlıklı bir bağırsak florası, daha dengeli bir ruh haliyle doğrudan bağlantılı.

Ama bazen en sağlıklı seçim, tabağımıza ne koyduğumuz kadar hayatımızdan neyi çıkardığımızla da ilgilidir.

Bizi sürekli yoran ilişkiler.

Dinlenmeye izin vermeyen suç luluk duygusu.

Kendimize karşı kurduğumuz acımasız cümleler.

Sürekli yetişmeye çalıştığımız ama bir türlü varamadığımız beklentiler…

Belki de bu hafta beslenmeye farklı bir yerden bakma zamanı. Sadece bugün ne yedim? diye değil, bugün kendimi nasıl besledim? diye sorma zamanı. Çünkü iyi hissetmek yalnızca kalori hesabı yapmakla başlamaz.

Bazen bir tabak yemek bedenimizi doyurur; ama bir anlık huzur, bir güzel söz, biraz şefkat… işte onlar hayatımızı besler.

Ve sağlık, sadece hastalıkların olmaması değil; bedenin, zihnin ve ruhun birlikte iyi olma halidir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ