<div>Batman son yıllarda peş peşe yaşadığı büyük yangınlarla adeta ağır bir sınav veriyor. Ancak ne yazık ki bu sınavlardan gerekli dersleri çıkardığımızı söylemek mümkün değil. Her yangından sonra aynı cümleler kuruluyor, aynı üzüntüler dile getiriliyor, aynı açıklamalar yapılıyor ama iş önlem almaya gelince herkes sessizliğe bürünüyor. Sonuçta milyonlarca liralık maddi kayıp yaşanıyor, yüzlerce insan ekmeğinden oluyor, şehir ekonomisi zarar görüyor, biz ise birkaç gün konuşup ardından her şeyi unutuyoruz.</div> <div>Organize Sanayi Bölgesi’ndeki mobilya fabrikası yangını, Soraçan, Saraygülü ve son olarak aynı anda 25 deponun kül olduğu büyük yangın bunun en somut örnekleridir. Bu kadar büyük felaketlerin ardından hâlâ aynı ihmallerin yaşanıyor olması, artık tesadüf değil, ciddi bir yönetim ve denetim sorunudur.</div> <div>Son yangında dikkat çeken ilk konu ise iletişim konusundaki büyük eksiklik oldu. Yangın saatlerce devam ederken kamuoyu yanan yerlerin kime ait olduğunu öğrenemedi. Önce BİM depoları denildi, ardından ŞAH-MAR söylentileri yayıldı, daha sonra yabancı firmaların depoları olduğu konuşuldu. Sosyal medyada onlarca farklı iddia dolaştı. Resmî makamlardan zamanında ve sağlıklı bilgi gelmeyince dedikodu gerçeğin önüne geçti. Oysa böylesine büyük olaylarda kamuoyunu doğru ve hızlı bilgilendirmek, en az yangına müdahale etmek kadar önemlidir. Bilgi boşluğu bırakıldığında onu mutlaka söylentiler doldurur.</div> <div>Yangının çıkış nedeni konusunda da kamuoyu hâlâ tatmin edici bir açıklama bekliyor. Elbette soruşturma tamamlanmadan kesin hüküm vermek doğru değildir. Ancak geçmişte yaşanan benzer olaylarda olduğu gibi bu dosyanın da zamanla unutulup gitmesinden endişe duyuyoruz. Çünkü bugüne kadar yaşanan büyük yangınların kaçında ihmaller bütün yönleriyle ortaya çıkarıldı, kaçında sorumlular hesap verdi? Bu sorunun cevabını toplum da merak ediyor.</div> <div>Asıl üzerinde durulması gereken konu ise Batman’ın böylesine büyük sanayi ve depo yangınlarına müdahale edecek kapasiteye sahip olup olmadığıdır. Yaşanan son olay bize acı bir gerçeği bir kez daha gösterdi. Belediye itfaiyesi tek başına yeterli olamadı. Polis ve Jandarma TOMA’ları destek verdi, itfaiyesi bulunan kamu kurumlarının araçları bölgeye yönlendirildi. Buna rağmen gece 02.45 sıralarında başlayan yangın ancak sabah 06.00 civarında kontrol altına alınabildi. Saatler süren mücadele, mevcut kapasitenin bu ölçekteki felaketler için yetersiz kaldığını açıkça ortaya koydu.</div> <div>Burada kimseyi suçlamak yerine eksikleri cesaretle konuşmak zorundayız. Çünkü eleştiri yapılmadan çözüm üretilemez. Öncelikle şu soruların cevaplandırılması gerekiyor. Yanan 25 iş yerinin tamamı ruhsatlı mıydı? Yangın güvenliği açısından zorunlu bütün şartlar yerine getirilmiş miydi? Depolarda otomatik yangın söndürme sistemi bulunuyor muydu? Yeterli sayıda yangın musluğu ve su deposu oluşturulmuş muydu? Acil tahliye planları hazırlanmış mıydı? Düzenli denetimler yapılmış mıydı? Eğer bunların bir kısmı eksikse, bu eksiklikleri görmesi gereken kurumlar neden zamanında müdahale etmedi?</div> <div>Ruhsat vermek yalnızca bir imza atmaktan ibaret değildir. Ruhsatın arkasında denetim, takip ve kamu güvenliğini koruma sorumluluğu vardır. Eğer gerekli şartlar yerine getirilmeden bu işletmeler faaliyet göstermişse, bunun sorumluluğu sadece iş yeri sahiplerine yüklenemez. Denetim mekanizmasının da kendisini sorgulaması gerekir. Çünkü denetlenmeyen her eksiklik, yarının felaketine davetiye çıkarmaktadır.</div> <div>Ne yazık ki ülkemizde çoğu zaman felaketlerden sonra hamaset öne çıkıyor. Herkes üzüntüsünü dile getiriyor, geçmiş olsun mesajları yayınlıyor, ziyaretler yapılıyor, kameralar önünde açıklamalar yapılıyor. Bir hafta sonra ise gündem değişiyor. Geriye sadece işini kaybeden insanlar, borç içinde kalan esnaflar ve küle dönmüş işletmeler kalıyor. Oysa önemli olan yangın söndürmek değil, yangının çıkmasını önlemektir.</div> <div>Valilik, Belediye ve ilgili bütün kurumlar artık bu olayları yalnızca soruşturma dosyalarıyla geçiştirmemelidir. Batman’ın sanayi bölgeleri, depoları ve büyük işletmeleri yeniden gözden geçirilmeli, eksikler tespit edilmeli, standartlara uymayan hiçbir işletmeye taviz verilmemelidir. Yangın musluklarının yeterliliği, su depolarının kapasitesi, ulaşım yolları, itfaiyenin araç ve personel durumu bilimsel raporlarla değerlendirilmelidir. Bugün alınacak tedbirler, yarın yaşanacak milyonlarca liralık zararın önüne geçebilir.</div> <div>Şu sıralar bulunduğum Amerika Birleşik Devletleri’nde bu konuyu yakından gözlemleme fırsatı buluyorum. Burada 911’e yapılan bir ihbarla birlikte birçok kurum aynı anda harekete geçiyor. Yangının büyüklüğüne göre onlarca itfaiye aracı kısa sürede olay yerine ulaşıyor. İtfaiye ekipleri profesyonel ekipmanlarla müdahale ediyor. Cadde kenarlarındaki yangın hidrantlarının önü kesinlikle araçlarla kapatılmıyor. Büyük tesislerin kendi yangın su depoları ve otomatik söndürme sistemleri bulunuyor. En önemlisi ise bütün bu uygulamalar yangın çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce planlanıyor ve sürekli denetleniyor.</div> <div>Peki bizde durum nasıl? Ne yazık ki birkaç örnek dışında bunların önemli bir kısmı ya hiç yok ya da kâğıt üzerinde var. Yangın hidrantlarının önüne araç park ediliyor, dar sokaklar nedeniyle itfaiye zaman kaybediyor, büyük depoların ne kadar güvenli olduğu ise ancak yangın çıktıktan sonra konuşuluyor. İşte asıl değiştirmemiz gereken anlayış budur.</div> <div>Batman büyüyor, sanayisi gelişiyor, yeni yatırımlar geliyor. Ancak güvenlik tedbirleri aynı hızla gelişmiyorsa bunun bedelini hep birlikte öderiz. Hiç kimse “Bize bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmemelidir. Çünkü yangın ihmali affetmez. Bir kıvılcım sadece bir binayı değil, onlarca ailenin geleceğini de yakabilir.</div> <div>Artık yaşanan her felaketten sonra aynı cümleleri kurmayı bırakmalıyız. Sorumluları belirlemekten kaçmamalı, eksikleri cesaretle ortaya koymalı ve kalıcı çözümler üretmeliyiz. Aksi halde geçmişte olduğu gibi bu yangın da birkaç gün sonra hafızalardan silinecek, yeni bir felaket yaşandığında yine aynı şaşkınlığı yaşayacağız. O gün geldiğinde kaybettiklerimizi geri getirmek ise mümkün olmayacaktır.</div> <div></div> <div>Hoşça kalınız.</div>