USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

HÜRMÜZ'E GELİNCE KRİZ, REFAH'A GELİNCE SESSİZLİK!

HÜRMÜZ'E GELİNCE KRİZ, REFAH'A GELİNCE SESSİZLİK!

Dünyanın vicdanı gerçekten nerede başlıyor, nerede bitiyor?

İki yıldır gazze nefessiz bırakılıyor. İki yıldır milyonlarca insan, birkaç kilometrelik bir sınır kapısının ardında açlığa, susuzluğa, ilaçsızlığa ve bombalara mahkûm ediliyor. Refah Kapısı kapalı. O kapı ki, Gazze’nin dünyaya açılan son penceresi, son umudu, son nefesi…

Ama dünya sessiz!

Ne uluslararası hukuk ayağa kalkıyor, ne insan hakları savunucuları ekranlara çıkıyor, ne de “özgür ticaret”, “insani koridor” diye nutuk atan devletler yüksek sesle konuşuyor. Çünkü kapatılan Refah olunca, boğulan Gazze olunca, ölen çocuklar Filistinli olunca susmak daha kolay geliyor.

Fakat mesele Hürmüz Boğazı olunca bir anda herkes ayağa kalkıyor.

petrol tankerlerinin geçişi aksayacak diye dünya alarm veriyor. Enerji fiyatları yükselecek diye acil zirveler düzenleniyor. Birkaç gün sürecek ekonomik sarsıntı ihtimali karşısında, yıllardır susan başkentler bir anda “uluslararası düzen”, “serbest geçiş hakkı”, “küresel güvenlik” kavramlarını hatırlıyor.

Demek ki mesele insan değilmiş.

Demek ki bir çocuğun açlıktan ölmesi, bir annenin enkaz altında can vermesi, hastanelerin bombalanması, ekmek kuyruğundaki insanların parçalanması yeterince önemli değilmiş. Ama petrolün fiyatı birkaç dolar artınca dünya düzeni bozuluyormuş!

İran’a 47 yıl boyunca ambargo uygulayanlar, bugün birkaç günlük ekonomik baskı ihtimali karşısında dizlerinin bağı çözülmüş halde konuşuyor. Yıllarca bir ülkeyi kuşatmayı meşru görenler, şimdi kendi çıkarları tehdit edilince hukuku hatırlıyor. Kendi uyguladıkları yaptırımı “strateji” diye savunanlar, başkası aynı yönteme başvurunca bunu “tehdit” ilan ediyor.

Asıl çelişki burada.

Refah’ın kapatılmasına susanların, Hürmüz için dünyayı ayağa kaldırması ikiyüzlülüğün en çıplak halidir. Çünkü bugün ortaya çıkan tablo şunu gösteriyor: Bu düzen için petrol, insan hayatından daha değerlidir. Tankerlerin rotası, çocukların yaşam hakkından daha önemlidir.

Oysa gerçek adalet, sadece güçlülerin çıkarı zarar görünce konuşmak değildir. Gerçek adalet, Gazze’deki bir çocuğun nefesini de en az Hürmüz’den geçen bir tanker kadar değerli görebilmektir.

Ve dünya bunu yapmadığı sürece, ne söylediği hukukun bir anlamı kalacaktır ne de savunduğu insanlığın!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ