Eskiler anlatır; bir zamanlar dağların bir dili, yolların bir korkusu vardı. Eşkiyalar sapa yerlerde pusuda bekler, kervanların yolunu keserdi. Heybeler dolusu altını, alın teriyle kazanılmış rızkı gasbedip sırra kadem basarlardı. O günün eşkiyası, devletin ve hukukun karşısında bir "suçlu"ydu; yeri belliydi, adı belliydi.
Peki ya bugün?
Bugün o eski dağ haydutlarının yerini, büyük masaların başında oturan, koca devletleri yöneten, göğüslerinde nişanlar taşıyan "resmî" eşkiyalar aldı. Artık yol kesmek için sapa dağ geçitlerine ihtiyaçları yok; çünkü artık bizzat "yolların" sahibi onlar. Eskiden kervan vuranların yerini, bugün ülke vuranlar, sınırları haritalarda kalemle çizenler aldı.
Görünmez Kozlar ve Dilsiz Liderler
Bu modern çeteleşmenin en korkunç tarafı ise sessizlik. Dünya sahnesinde birbirine "sayın" diye hitap eden liderlerin birçoğu, bu haydutların elindeki karanlık kozlar yüzünden dilsizleşmiş durumda. Şantajların, kirli pazarlıkların ve kapalı kapılar ardındaki anlaşmaların gölgesinde, koca bir dünya bu büyük haydutların oyun alanı haline getirildi. Ses çıkaranın ya düzeni bozuluyor ya da ülkesi bir gece ansızın "özgürlük" bahanesiyle işgal ediliyor.
Modern Sömürge: Başını Eğ, Kaynağını Ver
İşgal ettikleri topraklarda uyguladıkları yöntem ise tam bir mühendislik harikası. Bir ülkeye giriyorlar, oranın bütün yer altı kaynaklarını, petrolünü, altınını kendilerine akacak bir boru hattına bağlıyorlar. Başa da kendilerine biat eden, halkından çok efendisine sadık bir "emanetçi ekip" bırakıp çekiliyorlar. Halk yoksullukla boğuşurken, o ülkenin damarlarındaki zenginlik koca okyanusları aşıp haydutların kasalarına doluyor.
Sömürge Mekanizması: Kanlı Bir Ticaret Çarkı
Bu haydutluk düzeni sadece petrol ve altınla sınırlı değil; en büyük sömürgeyi "insan" üzerinden kuruyorlar. Kurdukları düzenin dişlileri şu şekilde işliyor:
Kaos Üretimi: Önce bir iç karışıklık veya terör bahanesiyle ülkeyi istikrarsızlaştırırlar.
Vekalet Yönetimi: Halkın iradesini değil, kendi çıkarlarını koruyan figüranları koltuklara oturturlar.
İnsan Kaçakçılığı ve Organ Pazarı: Direnenleri hücrelere atıp organlarını dünya pazarında metaya dönüştürür, küçük çocukları ise gizli adalarda karanlık emellerine alet ederler.
Ortak Hedef: İslam ve Müslüman Coğrafyası
Ve en acısı, bu haydutların namlularının ucu neredeyse her zaman aynı coğrafyaya dönük. İslam ve Müslüman düşmanlığını bir yakıt olarak kullanıyorlar. Çünkü bu coğrafya, hem sömürülecek en zengin kaynaklara sahip hem de bu haydutluk düzenine itiraz etme potansiyeli taşıyan bir inancın kalesi. Onlar için kutsal olan tek şey kendi menfaatleri; geriye kalan her şey, harcanabilir birer kalemden ibaret.
Dün dağdaki eşkiyadan korkardık, bugün ise masadaki hayduttan sakınmak zorundayız. Çünkü bu haydutların artık bir dini yok, vicdanı yok; sadece bayrakları ve bitmek bilmeyen iştahları var.
Gören gördü, duyan duydu... Peki ya ayağa kalkıp "Yol kesen sizsiniz!" diyecek olanlar nerede?