USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

ÖMRÜMÜZDEN BİR YIL DAHA EKSİLDİ

ÖMRÜMÜZDEN BİR YIL DAHA EKSİLDİ

Acısıyla tatlısıyla bir yılı geride bıraktık. Kimileri mutlu olurken, kimileri üzüldü. Kimilerinin çocuğu olurken, kimilerinin çocuğu vefat etti. Kimileri evlenirken, kimileri boşandı. Kimileri iş sahibi olurken, kimileri işsiz kaldı. Kimileri sevdiklerine kavuşurken, kimileri sevdiklerine veda etti.

İnişli çıkışlı olan dünya hayatında acaba bu sene bizi ne bekliyor olacak? Bildiğimiz bir hakikat var ki o da adım adım ölüme yaklaşmamızdır.  Zaman aleyhimize işliyor. Geçen her bir dakika ömrümüzden gidiyor.

Konuyla ilgili yaşanmış şöyle bir hikâye anlatılır: Bağdat yazın sıcak günlerinden birini yaşıyordu. İnsanlar güneşin hararetinden serinleyecek bir köşe arıyor, ağaç gölgelerine sığınıyordu. Adamın biri de dağlardaki mağaralardan getirdiği buzları satmaya çalışıyordu. Öğlen sıcağında eriyemeye yüz tutmuştu. Tek sermayesi olan buzların erimesi karşısında adam, canhıraş bağırmaya başladı: “Sermayesi eriyen bu fakirden buz alan yok mu?” O sırada talebeleriyle oradan geçmekte olan Cüneyd-i Bağdâdî’nin kulağına bu sözler çarpınca aniden durdu, olduğu yere çöktü ve başını ellerinin arasına aldı. Talebeler telaşlandılar: “Ne oldu hocam” diye sordular. Büyük alim onlara sarsıcı gerçeği şöyle açıkladı: “Bu adamın söylediklerine dikkat edin! Eriyenin sadece buzlar değil, aynı zamanda ömrüm olduğunu fark ettim. Sıcak, adamın maddi sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Saniye saniye, dakika dakika ömrümüz eriyor, hissedebiliyor muyuz?”

Asıl üzerinde durmamız gereken husus şudur. Bize verilen en büyük sermaye zamandır. Bununla ya ebedi cenneti kazanacak ameller işleriz, ya da bu sermayeyi heba eder, Allah muhafaza ebedi cehenneme gireriz. Bu tamamen bizim elimizde…

Konuyla ilgili Risale i Nur külliyatından alıntılar yaparak devam edelim: Senin iktidarın kısa, bekan az, hayatın mahdut(sınırlı), ömrünün günleri mâdud(sayılı) ve her şeyin fânidir. Öyleyse, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarf etme ki, fâni olmasın. Bâki şeylere sarf et ki, bâki kalsın.  Kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarf etme, bâki şeylere sarf et ki bâki kalsın.

Görüyorum ki: Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki dünyayı bir misafirhane-i askerî telakki(kabul) etsin ve öyle de iz’an(inansın) etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telakki ile en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına, daimî bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.

Evet dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir; bâki umûr-u uhreviye ise gayet sağlam elmaslar kıymetindedir. İnsanın fıtratındaki şiddetli merak ve hararetli muhabbet ve dehşetli hırs ve inatlı talep ve hâkeza şedit hissiyatlar, umûr-u uhreviyeyi kazanmak için verilmiştir. O hissiyatı, şiddetli bir surette fâni umûr-u dünyeviyeye tevcih etmek, fâni ve kırılacak şişelere, bâki elmas fiyatlarını vermek demektir. Şu münasebetle bir nokta hatıra gelmiş, söyleyeceğim. Şöyle ki:

Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbublara müteveccih olduğu vakit ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır veyahut o mecazî mahbub, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikiye inkılab eder.

Programımız budur ki:

Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levazımatı tedarik etmekle mükelleftir.”

Müslüman geçmişten ders çıkarır. Gelecek için hayırlı planlar yapar. Dünyada kalacağı kadar dünyaya, ahirette kalacağı kadar ahirete önem verir.

Katâde (ra), Enes (b. Mâlik)'e (ra), “Hz. Peygamber'in (sas) en çok ettiği dua hangisiydi?” diye sordu. Enes (ra) şöyle cevap verdi: “(Allah Resûlü) en çok şöyle diyerek dua ederdi: "Allah'ım, bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!" (Müslim, Zikir, 26) âmin.

 

 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ