USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

AHMET GÜNEŞTEKİN, “SESSİZLİK” SERGİSİNİ VENEDİKTE AÇIYOR

AHMET GÜNEŞTEKİN, “SESSİZLİK” SERGİSİNİ VENEDİKTE AÇIYOR

Sanat bazen yüksek sesle konuşur, bazen de en derin hakikatleri sessizlikle fısıldar. Ahmet Güneştekin’in Venedik’te açmaya hazırlandığı yeni sergisi tam da bu fısıltının peşine düşüyor. “Sessizlik” adını taşıyan sergi, yalnızca bir sanat buluşması değil; hafızanın, adaletin ve direnişin zamanlar ve coğrafyalar aşan çağrısı olarak sanat dünyasında yerini almaya hazırlanıyor.

Batman’ın bağrından çıkıp eserleriyle dünyanın dört bir yanında yankı uyandıran Ahmet Güneştekin, bir yandan Türkiye’deki atölyelerinde üretimini sürdürürken, diğer yandan geleceğe dönük büyük projelerin hazırlığını titizlikle yürütüyor. Resimden heykele, grafik anlatımdan mekâna özgü yerleştirmelere uzanan çok katmanlı sanat diliyle kendine özgü bir evren kuran Güneştekin, bu evreni şimdi Venedik’e taşıyor. Mayıs 2026’da, 16. yüzyıldan günümüze ulaşan tarihi Palazzo Gradenigo’nun kapıları, “Sessizlik” ile birlikte sanatın tanıklığına açılacak.

“Sessizlik, hafızanın, adaletin ve direnişin en yüksek sesidir” diyen Güneştekin, bu sergide bağıranların değil susturulanların izini sürüyor. Gürültünün örttüğü hakikatlerin, suskunlukla görünür kılındığı bir anlatı kuruyor. Bu sessizlik, bir kabulleniş ya da geri çekilme değil; aksine geçmişin yükünü omuzlarında taşıyan güçlü bir direniş biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca bakmaya değil, hatırlamaya, yüzleşmeye ve düşünmeye davet ediyor.

Venedik’teki bu sergiyle birlikte Güneştekin Vakfı da ilk kez Palazzo Gradenigo’da kültürel bir hafıza mekânı olarak kapılarını açmış olacak. Dünya sanat çevrelerinden birçok önemli ismin davet edildiği açılış, Türkiye çağdaş sanatının uluslararası alandaki görünürlüğü açısından da ayrı bir önem taşıyor. Güneştekin, Venedik’te Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceklerini ve bu sergi aracılığıyla bir kez daha evrensel bir sanat diliyle seslerini dünyaya duyuracaklarını vurguluyor.

Daha önce İzmir, Diyarbakır ve İstanbul’da açtığı sergilerle geniş kitlelerin ilgisini çeken sanatçı, özellikle İstanbul Feshane’de yaklaşık altı ay boyunca izlenen sergisiyle hafızalarda güçlü bir iz bırakmıştı. Ancak Güneştekin’i yalnızca büyük sergi mekânlarıyla sınırlamak mümkün değil. O, zaman zaman Batman başta olmak üzere farklı illerdeki köy okullarına giderek çocuklarla buluşuyor, sanatı yalnızca sergi salonlarında değil, hayatın içinde paylaşmayı sürdürüyor. Bu yönüyle onun sanatı, elit bir alanın değil, toplumun ortak hafızasının parçası hâline geliyor.

Venedik’te ilk kez, kendisine ait tarihi bir binada açılacak olan bu sergi için kullanılacak eser ve malzemelerin aylar öncesinden İtalya’ya taşınacağı belirtiliyor. Her ayrıntının büyük bir özenle planlandığı bu süreç, serginin yalnızca estetik değil, tarihsel ve düşünsel bir ağırlık da taşıyacağının işareti. Güneştekin, bugüne kadar milyonlarca insan tarafından izlenen ve takdir edilen eserlerinin ardından, Venedik sergisinin kendisi için yeni bir başlangıç olabileceğini dile getiriyor.

“Sessizlik”ten sonra dünyanın farklı ve önemli ülkelerinde yeni sergiler açmayı planlayan sanatçı, bu yolculuğun aynı zamanda Türkiye’nin kültürel birikimini dünyaya anlatma sorumluluğunu da taşıdığını ifade ediyor. Onun sanatı, yerelden beslenip evrensele ulaşan bir damar olarak, belleğin kaybolmasına karşı güçlü bir itiraz sunuyor.

Ahmet Güneştekin’in Venedik’te yankılanacak olan “Sessizliği”, belki de çağımızın en gürültülü zamanlarında, en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyi hatırlatıyor: Unutmamak, susarak da konuşabilmek ve sanatla direnebilmek.

Değerli hemşehrimiz ve arkadaşımız Ahmet Güneştekin’e çıktığı bu yolda başarıların en iyisini yakalayacağına ve ününü çok daha farklı ülkelere taşıyacağına olan inancımızı koruyor ve memleketimizi temsil ettiği için de kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Yolun ve bahtın açık olsun değerli Ahmet Güneştekin.

Hoşça kalınız.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ