USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

DEĞİŞEN ZAMAN, DEĞİŞMEYEN FITRAT

DEĞİŞEN ZAMAN, DEĞİŞMEYEN FITRAT

Günümüzde maalesef çok hızlı bir sosyal ve kültürel değişim rüzgarının tam ortasında savruluyoruz. Özellikle 20. yüzyılın sonunda dünyaya gelen nesil, teknolojinin ve toplumsal yapının hızla evrildiği bu süreçten en çok etkilenen kesim oldu. Geleneksel değerler ile modern dayatmalar arasında sıkışan bu kuşak, sürekli bir kültürel gelgit içerisinde kimliğini arıyor. Ancak unutulan temel bir gerçek var: Zaman ne kadar değişirse değişsin, değişmeyen tek şey insanoğlunun fıtratı ve gerçek duygularıdır.

İşte bu fıtratı en ince ayrıntısına kadar bilen Yüce Allah’ın insanoğluna vahyettiği kanunlar, aslında insanın doğasına en uygun olan elbisedir. Gel gör ki insanlık, kendi yaratılış kodlarına hitap eden ilahi vahyi bir kenara bırakıp, yerine yeni ve yapay yasalar inşa etme telaşına düştü. Üstelik bu yeni yasaları çıkaranlar, her defasında kendi kurgularının ilahi kanunlardan daha üstün ve "insancıl" olduğunu iddia ettiler. Modern insan, adeta kendi fıtratıyla çelişerek ve kendisine biçilen o en uygun elbiseyi reddederek İslam’a burun kıvırdı.

Özellikle Batı dünyası, kendisini "modern ve medeni" bir vitrinde sunarken, İslam başta olmak üzere diğer tüm medeniyetleri hor gösteren bir algı savaşı başlattı. Kendi kurdukları sistemin "kadın ve çocuk haklarının yegâne savunucusu" olduğunu iddia ederek, bu değerleri tüm dünyaya bir kurtuluş reçetesi gibi sattılar. Ancak bu görkemli vitrinin arkasındaki gerçek çok daha karanlık çıktı.

Değer savunuculuğu maskesi altında aslında kendi kirli duygu ve düşüncelerini gizlemişler. Sözde "en elit" tabaka olarak görülen, Batı medeniyetinin öncüsü sayılan zengin ve "kültürlü" kesimin içine battığı çamur, bugün buzdağının sadece görünen kısmıyla dahi olsa ortadadır. Asırlardır İslam’daki çok eşlilik ve Hz. Ayşe validemizin evliliği üzerinden İslam’a saldıran; kendisini dünyaya çocuk haklarının koruyucusu gibi pazarlayan Batı’nın kirli yüzü, Epstein belgeleriyle bir kez daha ifşa olmuştur.

Bu belgelerle ortaya çıkan ibretlik tablo, temel insani değerlerden dahi ne kadar yoksun olduklarını kanıtlar niteliktedir. Umuyorum ki bu sarsıcı gerçekler, herkesin İslam’ın her alandaki haklılığını, fıtrata uygunluğunu ve koruyucu zırhını yeniden anlamasına vesile olur. İslam, hem bir inanç sistemi hem de bir hukuk düzeni olarak insanlık için yegâne doğru sistemdir.

Allah bizleri bu hakikat ve inanç üzerinde sabit kılsın, fıtratımızdan uzaklaştıran sahte parıltılara karşı uyanık eylesin.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ