<div>İnsan, bu dünyadaki yaşayışı itibarıyla trafikte yeşil ışığı bekleyen bir yolcuya benzer. Hepimiz kalabalık bir hayat trafiğinin içindeyiz. Kimi zaman direksiyon başında sabırlı, kimi zaman aceleci; kimi zaman umutlu, kimi zaman yorgun…</div> <div>Düşünün:</div> <div>Çok yoğun bir trafikte, sevdiklerinizin bulunduğu bir mekâna doğru yolculuk ediyorsunuz. Gideceğiniz yer belli. Orada sizi bekleyen insanlar var. Yol uzundur ama hedef nettir. Trafikte adım adım ilerlerken bir anda önünüze kırmızı ışık çıkar ve durmak zorunda kalırsınız.</div> <div>Bu duruş elbette can sıkar. Çünkü beklemek zordur. İnsan gitmek ister, ilerlemek ister, bir an önce varmak ister. Ancak tam da bu noktada içinizi rahatlatan bir düşünce belirir: Birazdan yeşil ışık yanacaktır. Ve geçiş hakkı sizde olacaktır.</div> <div>Bilirsiniz ki kırmızı ışık kalıcı değildir.</div> <div>O sadece geçici bir duraktır.</div> <div>Yeşil ışık yanacak, siz yolun karşı tarafına geçecek ve sevdiklerinize kavuşacaksınız.</div> <div>Trafiğin bir başka gerçeği daha vardır: Yeşil ışık yandığında duramazsınız. Orada beklemek yasaktır. Geri vitese takıp dönemezsiniz. Mecburi istikamet güzergâhından devam etmek zorundasınızdır. Çünkü artık hareket zamanıdır.</div> <div>Hayat da tam olarak böyledir.</div> <div>İnsan, yaşayış cihetiyle kırmızı ışıklara doğru yol alan bir seyyaha benzer. Bu yolculuk sırasında nice duraklar çıkar karşımıza. Virajlar, çukurlar, kavşaklar, beklenmedik engeller… Kimi zaman sağlıkla sınanırız, kimi zaman sevdiklerimizle. Bazen maddi zorluklar, bazen içimizi daraltan manevi yükler önümüze çıkar.</div> <div>“Niye ben?” diye sorarız.</div> <div>“Neden şimdi?” diye içleniriz.</div> <div>Oysa yol budur. Trafik dediğimiz şey, zaten dur-kalklarla doludur.</div> <div>Ve bütün bu zorluklara rağmen yolculuk devam eder. Çünkü insan farkında olsun ya da olmasın, herkes kendi yeşil ışığına doğru ilerlemektedir.</div> <div>Peki neden yeşil ışık?</div> <div>Çünkü yeşil, geçiştir.</div> <div>Çünkü yeşil, umut demektir.</div> <div>Çünkü yeşil, hazırlıklı olanlar için bir kayıp değil, bir kavuşmadır.</div> <div>Öteki taraf, yani yolun karşı tarafı, imanla hazırlanan bir insan için korkulacak bir yer değildir. Orası, sevdiklerine kavuşma yeridir. Düşünün…</div> <div>Resûlullah ﷺ oradadır.</div> <div>Sahabeler oradadır.</div> <div>Peygamberler, salih kullar oradadır.</div> <div>Bu dünyadan göçüp giden anne babalar, dostlar, akrabalar oradadır.</div> <div>Karşı tarafa geçtiğiniz an, onlara bir adım daha yaklaşmış olursunuz.</div> <div>Buna sevinmez mi insan?</div> <div>Böyle bir kavuşma özlenmez mi?</div> <div>İşte bu yüzden mesele, yeşil ışığın ne zaman yanacağı değil; o ana kadar yolculuğu nasıl yaptığımızdır.</div> <div>Trafikte kurallara uymamak kazaya sebep olur.</div> <div>Hayatta da böyledir.</div> <div>Kul hakkı,</div> <div>Yalan,</div> <div>Haksızlık,</div> <div>Gönül kırmak…</div> <div>Bunların her biri yol ihlalidir. Ve her ihlalin bir bedeli vardır.</div> <div>Unutmamak gerekir ki bu yolculukta da denetim noktaları vardır. İlk durağımız kabirdir. Orada Münker ve Nekir’in soruları, bu dünyadaki yolculuğumuzun özeti gibidir. Hangi istikameti seçtiğimiz, neye öncelik verdiğimiz, nasıl yaşadığımız sorulur.</div> <div>Kurallara uygun gidenler için yol açılır.</div> <div>İhlalleri alışkanlık hâline getirenler için ise yol zorlaşır.</div> <div>Sonuç olarak hayat; ne hız meselesidir ne de erken varma yarışı. Hayat, doğru ışıkta durmayı ve doğru ışıkta yürümeyi bilmektir.</div> <div>Yeşil ışık herkes için mutlaka yanacaktır.</div> <div>Önemli olan, o ışık yandığında korkuyla değil; huzurla yolun karşısına geçebilmektir.</div> <div>Ve ne mutlu o yolcuya ki, bu dünya trafiğinde sabırla, edep ile ve istikamet üzere yol almış; yolculuğunu selametle tamamlamıştır. Çünkü onun için yol bitmez, sadece şekil değiştirir. Ve ardından, sonsuz mutluluğun kapısı açılır.</div> <div> </div>