<div>Her gün aynı manzara. Çöp konteynerine iliştirilmiş bir poşet. İçinde ekmek. Bazen bir tane, bazen birkaç tane. Sözüm ona “ihtiyaç sahibi alsın” diye bırakılmış.</div> <div>İyi niyet var mı? Var.</div> <div>Ama yöntem doğru mu? İşte orası kocaman bir soru işareti.</div> <div>Eskiden böyle miydi?</div> <div>Eskiden komşular birbirine bir kap yemek götürürdü. Üzerine de bir ekmek koyardı. Kap çalınırdı. “Akşam yemeği yaptık, size de ayırdık” denirdi. Veren de mahcup etmezdi, alan da ezilmezdi. Çünkü mesele yardım değil, komşuluktu.</div> <div>Şimdi ise ekmeği çöpe asıp içimizi rahatlatıyoruz.</div> <div>Şunu soralım kendimize. Çöp konteynerine asılmış bir ekmeği alıp eve götürüp sofraya koyar mıyız? Koymayız. O zaman gerçekten ihtiyaç sahibi olan birinden bunu beklemek ne kadar adil?</div> <div>Hadi diyelim bir kap yemek çıkaramıyorsun. Olur, herkesin imkânı aynı değil. Ama madem aldığın ekmeğin fazlasını yiyecek değilsin, neden doğrudan komşuna vermiyorsun? Kapıyı çalmak bu kadar mı zorlaştı?</div> <div>“Bizim evde fazla ekmek var, isterseniz alın” demek, çöp kenarına poşet bırakmaktan daha insani değil mi?</div> <div>Ekmek nimettir diye büyüdük. Sofradan düşen kırıntıyı bile yerden alıp öperdik. Şimdi poşet poşet ekmeği çöpe asarak vicdan temizliyoruz. Bu çelişki can yakıyor.</div> <div>İhtiyaç kadar almak en doğrusu. Fazlasını da onurlu bir şekilde paylaşmak. Yardım dediğin şey, karşıdakinin haysiyetini zedelememeli.</div> <div>Komşuluğu kaybettikçe, ekmek de bereketini kaybediyor sanki. Çöpe asılan her poşet biraz da aramıza astığımız mesafe.</div> <div>Oysa bir kapı çalınsa, bir selam verilse, mesele ne israf olur ne mahcubiyet.</div>