USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

MİLLETVEKİLİ RAMANLI, 3 ÖNEMLİ NOKTAYA DEĞİNDİ

MİLLETVEKİLİ RAMANLI, 3 ÖNEMLİ NOKTAYA DEĞİNDİ

TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunan HÜDA PAR Sözcüsü ve Batman Milletvekili Serkan Ramanlı, siyonist terör rejiminin Gazze’ye yönelilk saldırılarına, okullardaki yıl sonu mezuniyet törenlerine, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarına ve su tarifelerindeki adaletsizliğe değindi.

Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) açıkladığı hububat alım fiyatlarının artan girdi maliyetlerinin altında kalmasının üreticilerin tepkisine yol açtığını ifade eden Ramanlı, çiftçinin üretimde kalabilmesi için alım fiyatlarının revize edilmesi ve desteklerin artırılmasını talep etti. Ramanlı, “2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatlarında ekmeklik ve makarnalık buğdayın ton fiyatı 16 bin 500 TL, arpanın ise ton fiyatı 12 bin 750 TL olarak belirlenmiştir. destek ödemeleriyle birlikte üreticinin eline geçecek tutarın bir ton buğdayda yaklaşık 19 bin 514 TL, bir ton arpada ise 15 bin 764 TL seviyesine ulaşacağı ifade edilmektedir. Ancak açıklanan rakamların, üreticinin artan maliyetleri ve alım gücü üzerindeki etkisi dikkatle değerlendirilmelidir.” dedi.

Hububat fiyatlarının çiftçilerin üretim maliyetinin altında kaldığına dikkat çeken Ramanlı, “Açıklanan hububat alım fiyatlarında geçen yıla göre nominal bir artış görülse de üreticinin sahadaki gerçekliği daha farklı bir tablo ortaya koymaktadır. Destek dâhil değerlendirildiğinde hububat gelirindeki artışın yaklaşık yüzde 15 ila 25 arasında kalması; yıllık enflasyonun ve özellikle tarımsal girdi maliyetlerindeki yükselişin gerisinde kalmaktadır. Mazot, gübre, ilaç, işçilik ve arazi maliyetlerinde son bir yılda yaş anan yüksek artışlar, fiyat artışının önemli bir kısmını daha hasat gerçekleşmeden eritmektedir. Bu şartlarda üretici yalnızca satış fiyatına değil, üretimden elde ettiği gerçek kazanca bakmaktadır.” diye konuştu.

SU TİCARİ BİR META DEĞİLDİR

Su tarifelerinde adaletin ve faturalarda kolaylığın sağlanması gerektiğini ifade eden Ramanlı, “Su, ticari bir meta değil, hayatın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Bu nedenle belediyecilikte su kullanım tarifeleri belirlenirken temel ölçü; gelir artırmak değil, vatandaş ın temel ihtiyacını adil ve ulaşılabilir şekilde karşılamak olmalıdır. Bugün toplu sayaç kullanan site ve apartmanlarda yaşayan vatandaşlarımız, uygulanan kademeli tarifeler nedeniyle aynı miktarda su tüketmelerine rağmen daha yüksek bedeller ödemek zorunda kalmaktadır. Böylece ortak sayaç kullanan vatandaşlar düpedüz cezalandırılmaktadır.” diye konuştu.

Yerel yönetimlerin görevinin vatandaşın yükünü artırmak değil, hayatını kolaylaştırmak olduğunu vurgulayan Ramanlı, şöyle devam etti:

“Bu nedenle toplu sayaçlı yapılarda kademeli tarifeler belirlenirken bağımsız bölüm sayısı dikkate alınmalı; toplu konutlar için konut sayısı esas alınarak özel düzenlemeler yapılmalıdır. Su tasarrufu teşvik edilmelidir; ancak tasarruf politikaları, vatandaşın sırtına yeni yükler bindirmenin değil, adaletin ve sosyal dayanışmanın aracı olmalıdır. Öte yandan artan hayat pahalılığı karşısında belediyeler, su fiyatlarında vatandaşları rahatlatacak düzenlemelere gitmeli; temel ihtiyaç miktarına düşük ücret uygulanmalı ve sosyal belediyecilik anlayışı güçlendirilmelidir.”

MEZUNİYET Mİ, KÜLTÜREL YABANCILAŞMA MI?

Yıl sonu mezuniyet törenlerinde yaşanan uygulamalara ilişkin açıklamasında da Ramanlı, törenlerin asli amacından uzaklaştığını belirterek, “Her yıl eğitim -öğretim döneminin sonunda çeşitli mezuniyet programları düzenlenmektedir. Ancak son yıllarda bazı okullarımızda görülen uygulamalar, haklı olarak toplumun geniş kesimlerinde soru işaretlerine neden olmaktadır. Mezuniyet, eğitim hayatının belirli bir aşamasını tamamlayan öğrencilerin sevincini paylaşma vesilesidir. Bununla birlikte özellikle okul öncesi ve ilkokul kademelerinde abartılı ve aileleri gereksiz bir maddi külfet altına sokan bazı mezuniyet programları, kültürümüz ve inanç değerlerimizle bağdaşmamaktadır.” şeklinde konuştu.

Okullarda dönem sonu hazırlanan bazı mezuniyet törenlerinin batı toplumlarından kopyalanan şekilci uygulamalara dönüşmesinin üzerinde düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Ramanlı, şu ifadeleri kullandı:

“Kadim medeniyetimizde ilim yolculuğunun sonunda yapılan merasimler; gösterişe değil tevazuya, eğlenceye değil şükre, bireysel övgüye değil ilmin ve emeğin kıymetine dayanırdı. Medreselerde verilen icazetler, talebeye yeni sorumluluklar yükleyen manevi bir anlam taşırdı. Bugün ise bazı mezuniyet etkinliklerinin, Batı toplumlarından kopyalanan şekilci uygulamalara dönüşmesi, milletçe üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur. Çocuklarımızın hafızalarında kalması gereken; pahalı kıyafetler, süslü sahneler ve yapay gösteriler değil; öğretmenlerine duydukları saygı, anne babalarına besledikleri minnet ve Rabbimize karşı hissettikleri şükür duygusudur.”

Mezuniyet programlarının millî ve manevi değerler çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirten Ramanlı, “Elbette öğrencilerimizin başarısı kutlanmalıdır. Ancak bu kutlamalar; israftan uzak, aileleri ekonomik baskı altına sokmayan, millî ve manevi değerlerimizi önceleyen, öğrencilerimize sorumluluk bilinci kazandıran bir anlayışla yapılmalıdır. Çünkü eğitim yalnızca diploma vermek değil; şahsiyet inşa etmektir. Mezuniyet törenleri de bu şahsiyet inşasının bir parçası olmalıdır. Bütün öğrencilerimizi tebrik ediyor; ilimle ahlakı, başarıyla erdemi bir arada taşıyan nesiller olarak yetişmelerini Yüce Allah’tan niyaz ediyoruz.” temennisinde bulundu.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ