<div>Komedi ya da mizah ayaklarıyla sağa-sola ve hatta Devletimizin en üst makamındaki Cumhurbaşkanımıza hakaret eden “sanatçı bozuntusu” Den(s)iz Göktaş'a bir hatırlatma: <strong>"Sevgide özgürsün, ancak saygıda mecbursun."</strong></div> <div>Evet, sosyal medyada, Facebook’ta X’te (Twitter’da), Instagram’da ve WhatsApp durumda bu sözü ve bu görüşümü paylaştım.</div> <div>Bu söz oldukça makul ve her akıl sahibinin anlayışla karşılayacağı bir söz.</div> <div>Ben bir Devlet Büyüğümüz için saygısızlık edenlere <strong>"sevgide özgürsün, ancak saygıda mecbursun"</strong> diye makul olduğunu düşündüğüm bir cümle yazdım.</div> <div>Bu paylaşımımdan sonra, türlü türlü hakaret edenler ve sövenlerle karşılaştım. Adamlardan ya da Trollerden ya da Bot hesaplardan şahsıma saldırılar oldu. Bana karşı hakaret ettikleri gibi Devlet Büyüklerimize de hakaret ediyorlardı.</div> <div>O adamlar özetle: <strong>"Ne seveceğiz, ne de sayacağız, illa da söveceğiz"</strong> diyorlar. O adamlar için tek bir söz yeter: <strong>"Ben bu sözü insanlar için yazmıştım, siz niye cevap veriyorsunuz ki?"</strong></div> <div>Evet, işin bir diğer yanı da bu.</div> <div>İnsanlıktan fersah fersah uzak adamlarla mücadele ediyoruz.</div> <div>İşin bir diğer yanı da şu.</div> <div>O adamlar ya da adam sandıklarımız, kendi sevdikleri ve saydıkları için, bize şunu telkin ediyorlar: <strong>"Sevgide de, saygıda da mecbursunuz."</strong> Dikkat edin biz adamlara, “bizim sevdiklerimizi sevmek zorunda değilsiniz, ancak saymak zorundasınız” diyorken, onlar bize, <strong>“bizim sevdiklerimizi de, saydıklarımızı da, sizler sevmek ve saymak zorundasınız.”</strong></div> <div>Bu durumda onlara, “siz faşist misiniz” diye sormak gerekir.</div> <div>Onlar, ulusalcıdır, Avrupai manada değil, bu Ülkeye özgü “baskıcı solcudur”, onlar dine ve dindara saygısız solcudur, <strong>onlar kelimenin tam manasıyla faşisttir. Bu gerçeğe rağmen kendilerine özgürlükçü görerek başkalarına “faşist” derler. Dinleyin beni sözde solcular, “sizler faşistsiniz sizler.”</strong></div> <div>Sözde solcular, Müslümanlara da düşmandırlar. Osmanlı’yı da sevmezler. Osmanlı’ya da düşmandırlar. Bu Devleti 1923’te başlatırlar.</div> <div>Şimdi ben tam da burada, sinirimden argo söz ile başlayan bir cümle kullanacağım. (Kusura bakmayın)</div> <div>“Ulan, siz 1923’te gökten zembille mi indiniz? Bu Ülkenin 1923’ten öncesi de var. O da Osmanlı’dır ve bu Devlet, Osmanlı’nın devamdır.</div> <div>Bunlar birer gerçeklerdir.</div> <div>Şimdi bu gerçeklerden yola çıkarak, Müslüman Kardeşlerime sesleniyorum: “Türkiye’deki size düşman güruh, yani sözde solcular ve sözde ulusalcılar, öyle tehlikeli ve öyle anlayışsız ki, sizi bir kaşık suda boğmak isterler.”</div> <div>Evet, Müslüman Kardeşlerime şunu net olarak söylüyorum.</div> <div><strong>“Mücadele ettikleriniz insan değil, en aşağı mahluklar.”</strong></div> <div>Bu bilinçle çıkın yola. Aksi halde yenilirsiniz.</div> <div>Evet, Müslüman Kardeşlerim, Düşmanınızı tanımadan başarılı olamazsınız ve onu yenemezsiniz</div> <div>Düşmanı tanımak ve yenmek için ne yapmalısınız?</div> <div>Benim yöntemim şu: Sakin durmak, izlemek, ancak izlemiyormuş gibi yapmak, çeşitli metotlarla (yem atmak, laf atmak vb gibi yöntemlerle) fikrinin ve maksadının açığa çıkmasını sağlamak ve o ortaya çıkmadan meydana çıkmamak.</div> <div>Bu sözlerimle birlikte şu hususları da beyan etmek istiyorum.</div> <div><strong>Düşman ne kadar da sevgi ve saygıdan uzak olsa da, biz Müslümanız ve hayatımızın mihengine “sevgi ve saygıyı” yerleştirmeliyiz.</strong></div> <div>Evet, bir toplumun güçlü ve zinde olmasının en temel zemini “sevgi ve saygı” üzere kurulmuş olmasıdır.</div> <div>İnsanlık sevgiyle ve saygıyla yaşar. Ne ekmekle, ne suyla, ne de başka bir şeyle yaşar. İnsan yalnızca sevgiyle ve merhametle yaşar.</div> <div>Bunu bu yazının bu noktasında, burada hassaten hatırlatmak şarttır ki, insanlar ister sade vatandaş, isterse yetkili vatandaş olsun, davranışlarında, hareketlerinde her daim sevgiyi ve saygıyı esas alsınlar.</div> <div>Sanatçılar da, hatta sanatçı bozuntuları da “sevgiyi ve saygıyı” esas alsınlar.</div> <div>Burada hassaten ve üstüne basa basa şunu da belirtiyorum. Toplumlar ve Devletler için ekonomiden ve kalkınmadan daha önemlisi sevgi ve saygı kültürünü her yere hakim kılmaktır.</div> <div>Elbette, asıl görev ailelere düşüyor: “Aileler çocuklarına öncelikle sevgi ve sayı eğitimi vermelidir.”</div> <div><strong>“Herkesi sevmek ve herkesi saymak temel anlayış olmalıdır.” </strong></div> <div>Bu temel anlayış verilemiyorsa ve bu esas anlayış çocuklara öğretilemiyorsa, en azından, <strong>“asgari bir şart olarak, bu yazımın başlığındaki husus ailelerde temel alınmalıdır.”</strong></div> <div>O da çocuklarımıza “sevgide özgür, ancak saygıda mecbur olduklarını” zihinlerine ve ruhlarına yerleştirmektir. </div> <div>Ancak, bu hakikate rağmen, maalesef, bu toplumda ne sevgi, ne de saygı kaldı.</div> <div>Her şey, güç, kudret, para, servet ve Dünya malı oldu, her şey menfaat oldu.</div> <div>Ne sevgi kaldı, ne saygı kaldı.</div> <div>Allah (cc) yâr ve yardımcımız olsun.</div> <div>Tüm insanlığa yazımın başlığındaki gibi tekrar sesleniyorum:</div> <div>“S<strong>evgide özgürsün, ancak saygıda mecbursun.”</strong></div> <div>Vesselam.</div>