<div>Türkiye’nin uzun yıllardır özlemle beklediği barış ve huzur ortamının sağlanması, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan vatandaşlarımız açısından sıradan bir gelişme değildir. Çünkü bu topraklarda yaşayan insanlar terörün, çatışmaların, korkunun ve acıların ne anlama geldiğini herkesten daha iyi bilir. Yıllarca nice ocaklara ateş düştü, nice aileler evlatlarını kaybetti. Köyler boşaldı, insanlar yaşadıkları topraklardan göç etmek zorunda kaldı. Güvenlik kaygıları hayatın her alanına sirayet etti. İnsanlarımızın hafızasında silinmesi kolay olmayan acılar ve travmalar oluştu.</div> <div>Bugün geldiğimiz noktada artık geçmişin acılarını yeniden yaşamak değil, geleceğe umutla bakmak istiyoruz. Barış sadece silahların susması, çatışmaların sona ermesi veya bir anlaşmanın imzalanması değildir. Barış; insanların kendisini güvende hissetmesi, çocuklarının geleceğinden endişe etmemesi, köyüne ve memleketine korkmadan gidip gelebilmesi, devletine güvenmesi ve yarınlara umutla bakabilmesidir. Kısacası barış, hayatın her alanında hissedilen bir huzur iklimidir.</div> <div>Bu nedenle sağlanan barış ortamının kalıcı olmasını diliyoruz. Geçmişte yaşanan acıların üzerine bir sünger çekelim, birbirimizi geçmişin öfkeleriyle değil, geleceğin umutlarıyla değerlendirelim. Doğulusu, batılısı, kuzeylisi, güneylisiyle bu ülkenin bütün insanları aynı sofranın, aynı vatanın ve aynı geleceğin evlatlarıdır. Artık çocuklarımızın terörün ve çatışmanın konuşulduğu değil, eğitim, sağlık, üretim, refah ve kardeşliğin konuşulduğu bir Türkiye’de büyümesini istiyoruz.</div> <div>Ancak barışın kalıcı hale gelmesi için vatandaşın da bu değişimi günlük hayatında hissetmesi gerekir. Devletimiz barış konusunda attığı büyük adımların ardından, toplumun güven duygusunu güçlendirecek bazı sembolik ve somut adımlar da atmalıdır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yıllardır vatandaşlarımızın karşılaştığı yoğun güvenlik noktaları bu açıdan yeniden değerlendirilebilir.</div> <div>Elbette devletin bu güvenliği sağlamak, vatandaşını korumak ve gerekli gördüğü yerlerde denetim yapmak gibi vazgeçilmez bir görevi vardır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak artık barışın konuşulduğu ve yeni bir dönemin başladığı bir süreçte, güvenlik uygulamalarının da bu yeni atmosfere uygun hale getirilmesi toplum açısından önemli bir mesaj olacaktır.</div> <div>Bugün bazı güzergâhlarda birbirine birkaç kilometre mesafede hem Jandarma hem de Polis noktalarında araçların durdurulması ve kontrollerin tekrarlanması vatandaşlarda zaman zaman bıkkınlık oluşturabiliyor. Elbette her kontrolün arkasında devletin güvenlik gerekçesi vardır. Fakat ihtiyaç duyulmayan noktalardaki uygulamaların azaltılması, hem güvenlik güçlerimizin iş yükünü hafifletecek hem de vatandaşlarımızın kendisini daha rahat hissetmesine katkı sağlayacaktır.</div> <div>Devletimiz, il ve ilçeler arasındaki bazı Jandarma ve Polis kontrol noktalarını ihtiyaç ve güvenlik değerlendirmelerine göre azaltırsa, bunun toplumdaki karşılığı çok daha büyük olacaktır. İnsanlarımız yolda ilerlerken daha az kontrol noktası gördüğünde, bunu yalnızca bir uygulama değişikliği olarak değil, “Demek ki gerçekten yeni bir dönem başladı” şeklinde algılayacaktır. Barışın en güçlü göstergelerinden biri de insanların bunu hayatında hissetmesidir.</div> <div>Aslında istediğimiz çok büyük bir şey değil. Batı illerinde vatandaş nasıl yolculuk yapıyor, hangi ölçüde güvenlik kontrolüyle karşılaşıyorsa, güvenlik açısından gerekli olmadığı sürece Doğu ve Güneydoğu’da da benzer bir uygulamanın hayata geçirilmesini istiyoruz. Çünkü barışın ruhu, vatandaşlar arasında farklılık oluşturmak değil, herkesin kendisini aynı ülkenin eşit ve değerli insanı olarak hissetmesini sağlamaktır.</div> <div>Bugün Türkiye’nin önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Geçmişin acılarını unutmadan ama o acıların geleceğimizi belirlemesine de izin vermeden yeni bir sayfa açabiliriz. Devletimizin büyüklüğü, yalnızca güvenliği sağlamakla değil, huzur ortamını vatandaşına hissettirmekle de ortaya çıkar. Güvenlik ile özgürlük, devlet otoritesi ile vatandaşın huzuru birbirinin karşıtı değildir. Tam tersine, gerçek barış ikliminde bunlar birbirini tamamlar.</div> <div>Dileğimiz odur ki bugün başlayan barış süreci kalıcı olsun, bir daha bu topraklarda analar ağlamasın, gençler hayatlarının baharında toprağa düşmesin, köyler boşalmasın, insanlar doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalmasın. Devletimiz de atacağı yeni adımlarla bu umudu güçlendirsin. Vatandaşlarımız yollarda, şehirlerde, köylerde ve hayatın her alanında barışın sıcaklığını hissetsin.</div> <div>Çünkü artık hepimizin söylemesi gereken tek bir cümle var: Bu ülkenin insanları yeterince acı çekti. Şimdi sıra huzurda, kardeşlikte, birlikte yaşamakta ve geleceğe umutla bakmaktadır. Barışın sadece adı değil, kendisi de hayatımızın her alanında hissedilsin. Hoşça kalınız.</div>