USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

DİLE SIZAN ALIŞKANLIK

DİLE SIZAN ALIŞKANLIK

Son zamanlarda dikkatimi çeken küçük ama rahatsız edici bir değişim var. Sokakta yürürken, bir markette beklerken, otobüste ya da bir videoda… Cümlelerin arasına sızan bir ifade var. Eskiden “ama”, “fakat”, “de”, “da” gibi bağlaçlarla akıp giden konuşmalar, şimdi başka bir kelimeyle kesiliyor gibi.

Aslında sokakta, günlük yaşamda pek çok kişinin çok rahatlıkla kullandığı ama yazıya dökülmesi zor bir ifade… “A** koyduğum.”

Sanki dilin doğal akışına eklenmiş yeni bir bağlaç gibi. Cümleyi bağlamak için değil, boşluğu doldurmak için kullanılıyor. Üstelik sadece öfke anlarında değil, gündelik konuşmanın içine de sızmış durumda. Bir bakıyorsunuz iki genç konuşuyor, üç cümleden birinde o var. Bir bakıyorsunuz bir video, bir dizi sahnesi, bir klip… Aynı tekrar.

Bu kelimeyi sadece bir “küfür” gibi görmek eksik olur. Çünkü artık işlevi değişmiş gibi duruyor. Ne yazık ki birçok insan için bir vurgu, bir duygu boşaltma aracı, hatta bazen bir ritim unsuru haline gelmiş durumda. Cümle kurmanın parçası gibi.

Ama burada durup düşünmek gerekiyor. Bu kadar basit geçiştirilecek bir durum mu diye...

Dil dediğimiz şey sadece bir iletişim aracı değildir, aynı zamanda bir düşünme biçimidir. Ne kadar çok tekrar eden, sert ve otomatik kelime kullanırsak, ifade dünyamız da o kadar daralır. Bir süre sonra bağırarak anlatmaya başlarız ama anlatamayız. Geriye sadece gürültü kalır.

Eskiden insanlar kızdığında bile kelime seçerdi. “Ama” derdi, “fakat” derdi, “şöyle ki” derdi. Şimdi ise hız, sabırsızlık ve duygunun filtresiz hali konuşuyor.

Belki de sorun kelimenin kendisi değil. Onu bu kadar sık kullanmaya iten ruh hali.

Çünkü toplum değişiyor. Dil değişiyor. Ama en çok da öfkenin biçimi değişiyor. Bastırılmayan, filtrelenmeyen, anında dışarı çıkan bir öfke var artık. Ve bu öfke kendine en kısa yolu seçiyor.

Yine de şunu unutmamak gerekiyor. Dilin seviyesini belirleyen şey kelimelerin varlığı değil, hangi kelimenin ne kadar yer kapladığıdır. Bir kelime ne kadar çok yer kaplıyorsa, diğer kelimeler o kadar sessizleşir.

Çünkü bazı kelimeler bağlaç değildir. Düşüncenin kalitesini de taşır ve hangi kelimeleri arada kaybettiğimizi de gösterir.

Belki de mesele ne sadece bir alışkanlık ne de sadece bir dil meselesi. Daha derinde, kendini ifade etmenin zorlaştığı, duyguların kelimelere tam oturmadığı bir zamanın içinden geçiyoruz. Ve biz, o boşluğu bazen en kısa, en sert kelimelerle dolduruyoruz.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ