USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

KİBİR –TEVAZU İKİLEMİ

KİBİR –TEVAZU İKİLEMİ

Kibir; tepeden bakmacı, üstenci, dışlayıcı, ötekileştirici bir anlayıştır. “Sözünü değil, sesini yükseltmeyi marifet bilir”. Tevazu ise; kucaklayıcı, şefkat, merhamet, nezaket ve nezaheti esas alan bir duruşu temsil eder.  Zira mütevazıler bir ki, “Zambaklar, yağmurlarla büyür, gök gürültüleriyle değil.”

Mevlana, “Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol” diyerek, alçakgönüllülüğün toprakla olan sembolik ilişkisine vurgu yapmaktadır. Zira taş; kibir, gurur ve katılığın sembolü iken, toprak;  tevazünün, alçakgönüllülüğün sembolüdür.

Taş, yağan yağmuru sıçratırken, toprak yağan yağmuru emerek bünyesindeki bütün canlı organizmalara hayatiyet kazandırarak katkı yapar ve bizlere de her türlü gıdayı ikram eder.

‘‘Su, tevazu ile enginlere aktığı için Allah onu, bulutlarla dağların üzerine yükselterek onurlandırmıştır.

Tolstoy, “İnsanoğlunun değeri bir kesirli sayı ile ifade edilecek olursa; pay, gerçek değerini, Payda ise kendini ne zannettiğini gösterir. Payda büyüdükçe değer küçülür” diyerek matematiksel bir gerçeklikle, kibir ve alçakgönüllülük ikilemini güzel bir formülle ifade etmiştir. Bunu bir örnekle açıklayalım: 1 tam sayısını kesirli sayı formunda yazalım. . 1=   olur. Bu, mükemmel insanı gösterir. Çünkü gerçek değeri, kendini ne zannettiği değer ile örtüşüyor. Bu mükemmel kişinin yanındaki kişi, diyelim ki dedi ki, hayır ben 1 değilim, ben 10’um. O zaman, onun değeri, ,    olur. Diğer bir kişi, hayır ben 100’üm der. O zaman,  olur. Diğeri de ben 1000’im derse,  olur. Görüldüğü gibi, kişi kendisini büyük gösterdikçe değeri küçülmektedir. Tarihte diktatörler, Firavunlar, Nemrutlar kendilerinde sonsuz bir güç olduğunu iddia etmişlerdir. Bunun matematiksel karşılığı,,  =0  dır. Gerçekten de bunun toplumsal karşılığı budur. Diktatörlerin dönemi sona erdikten sonraki toplumsal karşılık=0 dır. Yani, bunların toplum nezdindeki karşılığı yoktur.

Dolayısıyla tevazu, insanı yüceltirken, kibir ise insanı alçaltır.

Mevlana’nın Mesnevisinde şöyle bir hikâye anlatılır:

“Kendini beğenmiş bir gramer (nahiv) bilgini, boğazdan karşıya geçmek için bir kayık kiraladı ve gösterilen yere oturdu.

Kayıkçı, olgun ve alçak gönüllü bir insandı. Hiç ses çıkarmadan küreklere asılıyor, yolcusunu sağ salim karşıya geçirmek ve üç beş kuruş kazanmak istiyordu.

Denizin orta yerine geldikleri sırada Bilgin küçümser bir eda içinde sordu:

-Sen hiç gramer okudun mu? Dil biliminden anlar mısın?

Kayıkçı:

-Hayır efendim dedi, ben cahil bir kayıkçıyım, dediğiniz şeylerden hiç anlamam.

-Vah vah dedi Bilgin, ömrünün yarısı boşa geçmiş!..

Böyle bir süre ilerledikten sonra rüzgâr şiddetini artırmaya, dalgalar büyümeye başladı. Denizde fırtına çıkmış, Bilgin korkmaya başlamıştı.

Kayıkçı olağanüstü bir güçle kurtulmaya, sağ salim karşı kıyıya geçmeye çalışıyordu. Gördü ki artık kurtuluş ümidi yok, Bilgine dönüp sordu:

-Efendim, yüzme bilir misiniz?

Bilgin:

-Ne yazık ki bilmiyorum diye inledi.

O zaman kayıkçı:

-Vah vah dedi, şimdi ömrünün hepsi boşa gidecek! Keşke gramer bileceğinize benim gibi yüzme bilseydiniz de canınızı kurtarsaydınız” der.

Kibirli olanlar, insanlara tepeden bakarlar. XY-Düzlemini esas aldığımızda Kibirli insanlar, y-eksenli dikey yaklaşımla topluma tepeden yaklaşırlar. Bu yaklaşım türü kibir odaklı insani ve İslami olmayan bir yaklaşım tarzıdır. X- eksenli yatay yaklaşım ise, göz hizasında ve yürek hizasında hem kucaklayıcı hem insani hem de İslami bir yaklaşımdır. Özellikle günümüz dünyasında insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu bu yaklaşım tarzıdır.

“Boş buğday başağı yukarı doğru diklenirken, dolu buğday başağı, tevazu ile eğilir”. Tevazu; ağırbaşlılığın ve olgunluğun şiarıdır. Kibir ise, hastalıklı bir ruh halidir. Bu hastalık türünden kurtuluşun yegâne ilacı, tevazuu kuşanmaktır.

 



 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ