USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

PSİKOSİSTEM VE SOSYOSİSTEM BOŞLUK KABUL ETMEZ!

PSİKOSİSTEM VE SOSYOSİSTEM BOŞLUK KABUL ETMEZ!

Öncelikle başlıktaki bu iki kavramın Türkçesini kullanmam gerektiğini, ancak nasıl ki, ekosistem diyerek bunun Türkçe karşılığını bulamadığımız gibi, şimdilik psikosistem ve sosyosistem diyerek Türkçe tam karşılık bulamadığım için bu iki kavramı yabancı dille açıklamak zorunda kaldığımı ifade etmeliyim. (Psikosistem ve sosyosistem için Türkçe karşılık bularak şahsıma bildirenlerden elbette hoşnut olacağım)

Evet, bu açıklamalardan sonra başlayalım şimdi psikosistem ve sosyosistem üzerine mütalaalarıma.

Biliyorsunuz, “ekosistem” diye bir fen bilgisi kuralı vardır ve “tabiatta belirli bir alanda yaşayan canlıların (insanlar, bitkiler, hayvanlar, mikroorganizmaların) birbirleriyle ve cansız çevreleriyle (su, toprak , hava , sıcaklık) etkileşim içinde oldukları ve her şeyin belirli bir intizam içerisinde ve kurallar dahilinde cereyan ettiğini” anlatır. Ekosistem bir intizamı ve Allah tarafından konulmuş bir kuralı anlatır.

Psikosistem ve sosyosistem de Allah tarafından belirlenmiş birer kural ve çerçevenin adıdır. Bu kural ve çerçeveye sistem de diyebilirsiniz.

Psikosistem dediğimizde önce psiko’nun tanımlanması gerekir. Psiko kelimesinin sözlük anlamı bilinç ve zihindir. Sistem de zaten bilinen bir kelimedir. Sistem, derli toplu olan, kurallı olan ve çerçevesi önceden çizilmiş olan demektir.

Psikosistem tanım olarak şudur: İnsan zihni ve bilinci, bir sisteme tabi olmamışsa, mutlaka bir başka sisteme tabidir. Yani insan zihni ve bilinci boşluk kabul etmez. Bir kişi zihnini ve bilincini diri ve sağlam tutmazsa, o zihin ve bilinç bir başka yönlendirenin eline geç er. (Şunu demek istiyorum) Senin bilinç ve zihninin yöneticisi sen değilsen, mutlaka bir başkası bilinç ve zihninin yöneticisidir. Bunun en bariz ve en net açıklaması, insanın bir psikosisteme tabi olduğudur. O psikosistemin ne olduğuna insan kendisi karar vermezse, başkaları karar verir.

doğa boşluk kabul etmez” diye bir söz var. “İnsan zihni de boşluk kabul etmez.” Bilincini ve zihnini başıboş bırakamazsın, sen zihnini ve bilincini başıboş bıraktığında o yere başkası girer ve seni esir eder.

Psikosistemi böyle açıkladık yazımın başlığında bir de “sosyosistem” de var. Onu da açıklayalım. Sosyosistem şudur: “Toplumlar sistemsiz olmaz. Senin sistemin yoksa, başkasının sistemi vardır. Sen etkili değilsen, başkası etkilidir. Bu kural sırf toplum için değil, toplumun en alt öğeleri, mahalle, cemiyet ve en alttan en üstte her türlü sınıflarda da geçerlidir. Mesela, bir mahallede senin muhtarın iktidarda değilse, başkasının muhtarı iktidardadır. Yani bir mahalle muhtarsız olmaz. Bir sınıfta sen etkili değilsen, başkası etkilidir ve seni yönlendirmektedir. Yani yönlendirici her daim vardır. “Bu da sosyosistemin bir gereğidir.”

Biraz önce “doğa boşluk kabul etmez” demiştik ve “insan zihni de boşluk kabul etmez” diye eklemiştik ya, “toplum da boşluk kabul etmez.”

Fizikte bir meşhur kural vardır. Bileşik kaplar kuralına göre, “bir kapta yer alan sıvı, kendisine uygun bir boşluk ve o boşluğa akacak yol buldu mu, akar da gider.”

Bu bir fen bilimleri kuralıdır. Evet, bu kural, insanın bizzat kendisini inceleyen psikolojide ve toplumu inceleyen sosyolojide de geçerlidir.

Fen bilimlerindeki boşluğun olmadığını, düzen ve intizamın olduğunu anlatan kavram, “ekosistem”, insanın zihninde ve bilincinde boşluğun olmadığını, belirli kural ve etkenlerin geçerli olduğunu anlatan kavram “psikosistem” ve toplumda boşluğun olmadığını, belirli kuralların geçerli olduğunu anlatan kavram “sosyosistem” olarak aklınızda kalsın.

Evet, tekrar ediyorum, doğa boşluk kabul etmediği gibi, zihnimizde boşluk kabul etmez. Zihninde hiçbir düşünce olmayan kişiyi bekleyen son, hüsrandır. O hüsran zihni ve ruhi hastalıklardır. Günümüzün en büyük belası olan bir hastalık var. Alzheimer hastalığının nedeni, zihnin tembel ve boş bırakılmasıdır.

Konumuzun psiko boyutundan sosyo boyutuna geçelim. Sizin ilgilenmediğiniz ve boşlukta bıraktığınız çocuklarınız ve genç leriniz, başka kimselerin adeta bir ilgi alanı ve hatta oyuncağı haline gelirler. Onlara siz dinini, diyanetini, örfünü, ananesini öğretmezseniz başka fikirlere, başka kültürlere kayıp da giderler. Çünkü sosyosistem boşluk kabul etmez.

Bu yazı çerçevesinde size beyan etmek isteyeceğim bir husus da şudur: “Eğer Hak ile uğraşmazsan, seni batıl işgal eder.” Bu sözün İmam Şafi Hazretlerine ait olduğu söylenir. Bu başlık altında söyleyeceğimiz bir başka söz de şudur: “Boş insanın kafası şeytanın çalışma masasıdır.”

Bu iki teşbihte de söylemek istediğimiz, psikosistem boşluk kabul etmez.

Psikosistem ve sosyosistem boşluk kabul etmez başlığı altında şu ikazları da hatırlatarak huzurlarınızdan ayrılıyorum:

 “Bir insanın dostu ve arkadaş ı melek değilse, şeytandır.”

“Bir insanın İslami bilgisi ve şuuru yoksa, şeytanın hilesi ve tuzağına düşmesi yüzde yüzdür.”

“Bir insan Allah yolunda değilse, şeytanın yolundadır.”

“Bir insan Allah’a inanmıyorsa, şeytana inanıyordur.”

“Bir toplum İslami nizama sahip değilse, şeytani nizam içindedir.”

Evet, bu tespitlerden sonra yazımı şöyle noktalıyorum: Bu toplumda ailelerde huzur ve toplumda güven olmasını istiyorsak, İslami Bilgiler ve Şuur, çocukluk yıllarından itibaren herkese öğretilmelidir. İslami Nizam ve İslam’ın gerekleri toplumda hakim kılınmalıdır. Bu olmazsa, Doğa boşluk kabul etmez kuralı geçerli olur ve “şeytan imparatorluğunu o toplumda tesis eder.” Halbuki İslami Nizam olursa, şeytan süklüm-büklüm olur, eğilir ve ezilip gider.

Yine tekrar ediyorum. Doğa boşluk kabul etmez. Şu sosyosistemin bir kuralıdır: “Ya İslami nizamdasınız, ya şeytani nizamdasınız?”

Yine tekrar ediyorum. Doğa boşluk kabul etmez. Şu psikosistemin bir kuralıdır: “Ya İslami şuurdasınız, ya şeytani tuzaktasınız?”

Söyleyin bakalım şimdi, “biz hangi nizamdayız?”

Gerçekten biz İslami Nizamda mıyız?

Söyleyin bakalım siz, “İslami şuurda mısınız, şeytani tuzakta mısınız?”

Sorular benden, cevaplar sizden.

Ahmet Sandal

 

 

 

 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ