USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

ŞEYH BAĞDU’YU ANARKEN

ŞEYH BAĞDU’YU ANARKEN

Telefon çalıyor.

Karşıdan her zamanki gibi naif bir ses.

Şeyh Selman Bağdu.

Babası merhum Şeyh Süleyman Bağdu’yu anma programına davet ediyor. Cümleler sakin, ton yumuşak, kelimeler ölçülü. Davet bir gönül selamı gibiydi. O an yine şunu düşündüm: Nezaket ayrı bir meziyet. Herkeste olmuyor. Sonradan da pek kazanılmıyor. Allah vergisi bir hâl bu.

Kanireva’ya doğru yola çıktık. Yağmur durmaksızın yağıyor.

“Bu havada çok kalabalık olmaz herhalde” diye geçiriyorum içimden.

Yanılmışım.

Alana vardığımızda binlerce insan oradaydı. Çadırlar kurulmuş, sofralar dizilmişti. Çadıra sığmayanlar yağmurun altında bekliyordu. Kimse şikâyetçi değildi. Islanan elbiseler değil, gönüllerdi.

Şeyh Selman Bağdu geldi. Önce babasının kabrini ziyaret etti. Ardından basın açıklaması yapıldı. Kalabalığın içinden yürürken bir anda alkışlar yükseldi. O an durdu. Rica etti.

“Alkışlamayın.”

Küçük ama çok şey anlatan bir andı bu.

Çünkü bazen sevgi taşınca ölçü kaçıyor. Müridlerin iyi niyetle yaptığı ama toplumun sıcak bakmadığı bazı davranışlar var. Alkışlamak gibi. Türbeye sürünerek girmek gibi. Çıkarken sırtını dönmemek için zorlananlar, hatta yer yer sürünerek ilerleyenler gibi.

Bunlar sonra dönüp dolaşıp Şeyh Selman Bağdu’ya mal ediliyor. Oysa değil. Açıkça söyleyeyim, onun da tasvip etmediği şeyler bunlar. Ama kimse sevginin freniyle ilgilenmiyor, direksiyonu görünce yargılıyor.

Türkiye’nin dört bir yanından, hatta dünyanın farklı yerlerinden gelenler vardı. Yağmura rağmen. Soğuğa rağmen. Sırf vefa için.

a

Okunan dualar, Yasinler, mevlitler…

Uzun sofralar.

Yan yana oturan insanlar.

Şeyh Selman Bağdu konuşurken barışı vurguladı. Dünya zor bir dönemden geçiyor dedi. Ülke olarak da insanlık olarak da barışa ihtiyacımız var dedi.

Siyaset yoktu cümlelerinde. Ajanda yoktu. Slogan hiç yoktu.

Sadece insan olmanın hatırlatılması vardı.

Program dualarla bitti. Yağmur hâlâ yağıyordu.

Ama kimse erken gitmedi.

Ben dönerken şunu düşündüm:

Bazı insanlar kalabalıkla büyümez.

Kalabalık, onların duruşuyla dinginleşir.

Bazı anmalar da vardır, hayatta olanları dönüp kendi yoluna bakmaya çağırır. Ve bütün bu tablo, bizi dönüp işin özüne bakmaya davet ediyordu. Sessizliğiyle iz bırakan, ardında kavga değil dua bırakan bir hayatın hatırasına…

Merhum Şeyh Süleyman Bağdu’yu bu vesileyle bir kez daha rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun. Geride bıraktığı vefa, edep ve insanlık mirası ise yaşayanlara yol olsun.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ