Ana içeriğe geç
Ekrem Turgut
Ekrem TurgutKöşe Yazarı

Toplumsal Kaybımız: Söze Vefa

Değerli okurlarım, uzun bir aradan sonra özel nedenlerden dolayı uzak kaldığım bu köşede yeniden sizlerle buluşmanın huzurunu yaşıyorum.

Toplumsal Kaybımız: Söze Vefa

Değerli okurlarım, uzun bir aradan sonra özel nedenlerden dolayı uzak kaldığım bu köşede yeniden sizlerle buluşmanın huzurunu yaşıyorum.

Bugün kaleme almak istediğim konu; cemiyetimizi ayakta tutan en temel direk, insan olmanın en yüce nişanesi olan sözünün eri olmak ve ahde vefadır.

Sahi, sizce bir insanı "güvenilir" ve "ahlaklı" yapan şey nedir? Güler bir yüz mü, şık bir kıyafet mi, yoksa sahip olduğu servet mi? Oysa insanı insan yapan; ağzından çıkan söze gösterdiği sadakat, kul hakkına duyduğu hürmettir. Bir araç yakıtsız nasıl çalışmazsa, insanlık da sözün haysiyeti olmadan yürümez. Sözünün eri olamayanın ne inancı tamdır ne de vicdanı... Çünkü söze vefa yoksa, geriye kalan her şey koca bir boşluktan ibarettir.

Yıllardır esnaflık yapan, çarşının nabzını tutan ve hayatı bizzat içinden gözlemleyen bir kardeşiniz olarak ne yazık ki üzülerek ifade etmeliyim ki; sözün namus sayıldığı günlerden, verilen sözlerin kolayca unutulduğu günlere geldik. Ağzından çıkan sözü tutmayan, ahdine sadık kalmayan kişiler yüzünden yüzlerce dürüst insan mağdur oluyor, esnafımız maalesef verdiği sözün altında ezilip mahcup olmak zorunda kalıyor.

Borç sözü verir ama gününde ödemez... Ürün sipariş eder, sözünü tutup kapora ödemediği gibi bir de esnafa uğramayıp başkasına gider. Günlerce esnafı yorar, bindir dille sözler verir; fakat son anda bir bahane uydurup kaybolur. O esnafın sadece malı değil, iyiniyete ve insana olan inancı da boynunda bir yük olarak kalır. Yerel esnafına verdiği sözü çiğneyen, onu sömüren aynı kişi; sıra ulusal zincir marketlere geldiğinde peşin parayla alışveriş yapmaktan geri durmaz.

Ne yazık ki madalyonun diğer yüzü de sütten çıkmış ak kaşık değil. Sattığı malın kalitesine söz verip müşteriyi yanıltan, fırsatçılık ve stokçuluk yapan esnaflarımız da var. Matbaada bastırdığı sahte "Alman malı" etiketini ürüne yapıştırarak sözüne yalan katanlar, ihalelere fesat karıştırıp başka esnafların kaşelerini sahtekârlıkla basanlar... Bütün bunlar, toplumsal olarak "sözümüzün haysiyetini" ne kadar kaybettiğimizin acı birer kanıtıdır.

2016 yılından bu yana onlarca borçlumuz var. Bugün durumları gayet yerinde olmasına rağmen ödemiyorlar; çünkü "sözünün eri olmak" gibi bir dertleri yok, ödeme ahlakları yok!

İşte bu yüzden buraya acı bir not, belki de bir vasiyet düşmek istiyorum: Bana borçlu olup da gerçekten imkânı, gücü yetmeyen kardeşlerime hakkım anasının sütü gibi helal olsun. Ancak imkânı olmasına, borcunu ve verdiği sözü bilmesine rağmen parasını altına, borsaya yatırıp keyfi bir şekilde borcunu ödemeyenlere hakkım helal değildir!

Gerek ticarette gerekse aile ve dostluk ilişkilerinde söze sadık kalmamanın, ahde vefasızlığın ağır bedelini bugün toplum olarak hep birlikte ödüyoruz. Gelin hep beraber; münafıklığın en belirgin alametlerinden biri olan söze ihanet etmekten uzak duralım. Özü sözü bir, sözünün eri, ahlakının muhafızı insanlardan olalım.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın