Çocuklar bazen bağırmaz. Bazen anlatmaz. Bazen acılarını, öfkelerini, yönünü kaybetmişliğini göz temasından, suskunluklarından, ani öfkelerinden ya da odasının kapısını kapatma sıklığından anlarsınız. Bu sessiz alarm, bir ebeveynin fark etmesi gereken en önemli çağrıdır: Madde kullanımı ihtimali.
Madde kullanımı genellikle bir anda başlamaz. Genellikle görünmeyen bir boşluğun, görülmeyen bir yaralanmanın üstüne inşa edilir. Ergenlik döneminde ise bu yaralanmalar, aidiyet arayışı, kimlik karmaşası, baskılanmış duygular ve çevresel etkilerle daha da derinleşebilir. Ve çoğu zaman aileler ilk işaretleri fark etmez, çünkü "benim çocuğum yapmaz" cümlesi duygusal olarak bir zırh gibidir. Fakat bazı değişimler dikkatli gözler için görünür hale gelir:
Davranışsal Değişimler
Madde kullanımı, davranışlarda gözle görülür değişiklikler yaratabilir. Bu değişimler çoğu zaman aile içi dinamiklerde bir “bozulma” olarak hissedilir:
İçe kapanma: Daha önce sosyal olan bir çocuk arkadaşlarından ya da ailesinden uzaklaşabilir.
Okul başarısında düşüş: Derslere ilgisizlik, devamsızlık ya da öğretmenlerden gelen uyarılar artabilir.
Yalan söyleme alışkanlığı: Günlük hayatla ilgili küçük konularda bile tutarsız açıklamalar görülebilir.
Ani öfke patlamaları ya da kayıtsızlık: Duygu durumlarında keskin dalgalanmalar olabilir.
Kurallara karşı gelme: Ebeveynlerin sınır koymasına karşı aşırı tepkiler, isyan etme davranışları görülebilir.
Fiziksel Belirtiler
Bazı maddelerin fiziksel etkileri dışarıdan fark edilebilir hale gelir. Dikkatli bir gözlem, çocuğun bedenindeki değişimleri okuyabilir:
Gözlerde kızarıklık veya donukluk: Özellikle esrar ve uyarıcı maddelerden sonra belirginleşebilir.
Uyku düzeninde bozulma: Gece çok geç saatlere kadar uyanık kalma ya da aşırı uyuma hali.
İştah değişiklikleri: Ani kilo kaybı ya da artışı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları.
Kötü hijyen: Diş fırçalamama, kıyafet değiştirmeme gibi kişisel bakım eksiklikleri.
Vücutta izler: Kol içlerinde iğne izleri ya da ciltte morarmalar dikkat çekici olabilir.
Sosyal ve Çevresel Değişiklikler
Çocukların sosyal çevresi, davranışlarının yansımasıdır. Bu çevredeki ani değişimler, riskli davranışların habercisi olabilir:
Yeni arkadaş grupları: Aile tarafından tanınmayan, kim olduğu sorulduğunda geçiştirilen yeni kişiler.
Eski arkadaşlardan kopma: Daha önce sıkça görüştüğü kişilerle ilişkiyi kesme.
Sosyal izolasyon: Vaktin çoğunu odada tek başına geçirme, konuşmalardan kaçınma.
Evden uzaklaşma: Gece dışarı çıkmalar, eve geç saatlerde dönme ya da eve gelmeme gibi davranışlar.
Maddi Belirsizlikler ve Kaynak Sorunları
Madde kullanımı sürdürülebilir bir alışkanlık olduğu için zamanla maddi sorunlar da ortaya çıkabilir:
Açıklanamayan harcamalar: Paranının nereye gittiğini açıklayamama, sık sık “harçlık isteme.”
Evde eşyaların kaybolması: Küçük objelerin ya da para gibi değerli eşyaların yok olması.
Para çalma: Nadiren de olsa aile bireylerinden gizlice para alma durumları yaşanabilir.
Duygusal Uzaklık ve Güven Kaybı
Belki de en önemli belirtilerden biri, çocuğun duygusal olarak erişilemez hale gelmesidir:
Sürekli yorgun ya da dalgın olma: Zihinsel uzaklık, tepkisizlik.
Duygulara kapalı hale gelme: Sevgi, ilgi ya da eleştiriler karşısında tepkisizlik veya ani savunma.
İletişim kuramama: Göz teması kurmamak, konuşmalardan kaçmak, telefon ya da kulaklıkla sürekli meşgul olmak.
Bu maddelerin biri tek başına kesin kanıt sayılmaz ama birden fazlası bir arada görülüyorsa, çocuğunuzun duygusal dünyasında ya da yaşamında ciddi bir zorlanma olabilir.Önemli olan "suçlamak" değil, "görmeye çalışmak." Çünkü bazen bir çocuk, en çok fark edilmek ister.
Peki ne yapılmalı? En başta, tehditkâr ya da sorgulayıcı bir dilden uzak durulmalı. Çünkü çocuk madde kullanıyor olabilir, evet ama belki de bu kullanımın altında büyük bir yalnızlık, değersizlik ya da anlaşılmamışlık duygusu yatıyor. Aile bu sorunun üstüne “suç”la değil, “merakla” ve “kaygıyla” yaklaşmalı.
“Bir süredir seni daha içe kapanık görüyorum, endişeliyim. Bir şeyler seni zorluyor mu?” gibi açık uçlu, duygulara yer veren cümlelerle iletişim kurulmalı.
Unutulmamalıdır ki, madde kullanımı sadece bir bağımlılık meselesi değil, çoğunlukla bir bağ kuramama, bir duyguyu taşıyamama halidir. Ve bu bağ, en güçlü haliyle ailede yeniden kurulabilir.
Çocuklar konuşmasa da bedenleri ve davranışları anlatır. Sadece kulak değil, göz de açık olmalı. Belki de çocuğunuzun size en çok ihtiyaç duyduğu yer, hiçbir şey söylemediği yerdir.