USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

AİLE KUTSAL BİR MÜESSESEDİR

AİLE KUTSAL BİR MÜESSESEDİR

Kültürümüzde toplumun temel yapı taşı olarak kabul edilmiş olan aile, sevgi, güven ve fedakarlık üzerine kurulmuş kutsal bir müessesedir.

       Genel anlamda aile, anne, baba ve çocuklardan oluşur.       

       Birey ve toplum arasında bir köprü görevini gören ailenin temel amaçlarından biri de neslin devamını sağlamaktır.

       Toplumun nüvesi olan birey ailede yetişir. Bireyin kişiliği, sosyal çevreden, okuldan önce aile içinde inşa edilir, karakteri şekillenir.

       Bilinçli aileler, hem ruhen hem de bedenen sağlıklı çocuklar yetiştirir. Bu sağlıklı çocuklar, sağlıklı aile yapılarının üzerine sağlıklı toplumlar inşa edebilir. Aile içerisinde gördükleri sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, nezaketi toplumsal ilişkilere taşıyarak huzurlu bir ortam sağlayabilirler.

       Aile, bireyin bedensel ve ruhsal ihtiyaçlarının karşılandığı, hayata hazırlandığı, toplumu bir arada tutan değerlerin yaşatıldığı yerdir. Ne yazı k ki hızla dijitalleşen ve bireyselliğin ön plana çıktığı günümüzde,  aile bağlarının gittikçe çözüldüğünü görebiliyoruz.

       Önce geniş aile ortadan kalktı, şimdi de çekirdek aile yok olmaya doğru gidiyor.

       Son zamanlarda, boşanmalardaki artış bunu göstermiyor mu?

       Köklü ve sağlam aile geleneklerine sahip toplumumuzda üzülerek belirtiyorum, giderek artan boşanmaları yakın çevremizde de görebiliyoruz.

       Eskiden boşanma sebepleri; “şiddetli geçimsizlik”, “kötü muamele”, “akıl hastalığı”, “zina”, “terk” gibi sorunlarda olurdu. Evlenmeden önce maddiyat düşünülürdü, ancak evlendikten sonra ekonomik yetersizlik için utanılır, dile getirilmez, çoğu kişi katlanır bunu sorun bile etmez, boşanmazdı, ailenin refah düzeyini yükseltmek için eşine destek olurdu. Ama maalesef günümüzde saçma sapan nedenlerle boşanan birçok genç görebiliyoruz.

       Bir arkadaşla uzun zaman sonra karşılaşınca arkadaş,

       -Ya ben gelemiyorum ama sizler bana gelin, yapmayın arkadaşlar gelin, gelin,” deyince,

       -Neden gelemiyorsun ki? dediğimde,

       -Ya valla nasıl söyleyeyim bilemiyorum ki... Kızım eşinden ayrıldı. Altı aylık bir bebeği var. Kız tekstilde çalışınca çocuğa ben bakıyorum, dedi.

       -Bir mahzuru yoksa, neden ayrıldılar, öğrenebilir miyim? dediğimde,   

       -Valla saçma sapan bir şey yüzünden. Kızım evlilik yıl dönümünde bir şeyler paylaşmıştı. Arkadaşı da ‘Eşin sana yükte hafif pahada ağır bir hediye almadı mı ki paylaşmadın?’ deyince benim kız da ‘Yok, alamadı ama beni dışarıda yemeğe götürdü,’ demiş, arkadaşı, ‘Olur mu? Kendini öyle değersiz kılma. İlk evlilik yıl dönümünüzdü. Sana bir pırlanta alabilirdi.’ Aha bu sözlerin üzerine kızım eşiyle tartıştı, tartışma boşanmaya kadar gitti.    

       Yine bir ara arkadaşın birine hasta ziyaretine gittim.

       Normalde arkadaş şen şakrak biriydi ama o gün çok durgundu.

       -Ne oldu, canını sıkan bir durum mu var? dediğimde,

       -Ne bileyim işte... Gençleri anlamakta insan zorluk çekiyor. Oğlumla gelinim anlaşamıyorlar. Bildiğin gibi, evimiz üç katlı; alt katta kiracı, orta katta bizler, üst katta da gelin kalıyor. Anlayacağın gelin bizlerden ayrı. Oğlum evinin tüm ihtiyaçlarını karşılamış, gelinimin evinde olan benim evde yok. Kimsenin ona karıştığı da yok. Oğlum bir lokantada çalışıyor, çocuk sabah gidiyor akşam eve geliyor. İki de çocukları var. Bizim erkekleri de bilirsin, kadına değer verirler. Ama gelini memnun edemedik gitti. Kadının dırdırı bir türlü bitmedi. Emin ol ben evlendikten sonra evliliğime halel getirmemek için bir güne bir gün sevdiğim halde yazma örtmedim hep tülbent örttüm, bunlar en ufak bir şeyde ‘Boşanacağım,’ deyip duruyorlar, dedikten sonra, “Keşke gelinle konuşsaydın! Şu an evdedir,” dedi.

       Az sonra gelinin evine çıktım. Arkadaşımın dediği gibi yok yoktu. Kısa bir sohbetten sonra,

       -Çok özel değilse, eşinle neden anlaşamıyorsunuz, öğrenebilir miyim? dedim, kadın ,

       -Abla, eşim lokantada çalışıyor, ben akşama kadar evdeyim. Eşimle bir parkta el ele gezemiyoruz, bir eğlenceye gidemiyoruz, sosyal bir hayatımız yok. Ben ne yapayım böyle bir evliliğe, insan beraber gezip dolaşmadıktan sonra.

       -Yani senin ayrılmak istemenin sebebi bu mu? dediğimde,

       -Bu az mı abla! dedi.

       Sahip olduğu güzellikleri, Ailenin önemi ve dul olmanın yaşattıkları zorlukları anlatmama rağmen çok geçmeden boşandı, iki çocuk da babada kaldı.

       Bir başka gün de arkadaşlarla bir arkadaşın ziyaretine gittik. Orta yaş bir kadın geldi, bizlere ‘Hoş geldiniz’ deyip odadan çıktı. Arkadaşlardan biri ev sahibi olan arkadaşa,

       -Bu kimdi? dedi.

       -Görümcem, deyip konuşmasına devam etti. “Görümcem geç evlendi. İki yıl evli kaldı. Eşi varlıklıydı, çocuğun kendisi de ailesi de onu seviyor, sayıyorlardı, ona iyilerdi ama maalesef bizimki sahip olduğu değerlerin kıymetini bilemedi. Gördüğünüz gibi görümcem aksıyor, eşi için-eşi de aksıyordu- ‘kiloludur, düzgün yürüyemiyor, deyip ayrıldı. Her iki aile de bu evliliği kurtarmaya ne kadar çalıştıysa da bizimki kendi bildiği gibi yaptı, dedi. Daha sonraları kızın annesiyle, ablasıyla karşılaştığımda onlar da gelinin aynısını söylediler.

       Gençlerde tahammülsüzlük, sorumsuzluk, uyumsuzluk var ki giderek artan boşanmalar oluyor.

       Elbette geçinilecek gibi değilse boşanma olsun ama böyle çözülebilir ve de önemsiz sorunlarla kutsal bir müessese olan yuvayı yıkmak sadece ebeveynleri perişan etmiyor aynı zamanda geleceğimiz olan çocukları da perişan ediyor, yuvayı kurtarmanın yolu aranmalı.

       Bir zamanlar yediden 70’e herkesi televizyon başına kitleyen “Küçük Ev” dizisi, yaşamın tüm zorlu şartlarına ve maddi imkansızlıklara rağmen manevi değerleri, insan ilişkileri ve yapıcı tavırları ön plana çıkararak sıcak bir aile yaşamının sıcaklığını hepimize yaşatıyor iliklerimize kadar işliyordu.

       Diziden, aile bağları ve dayanışma, zorluklar karşısında ailenin birbirine kenetlenmesi, sorunları çözmede en büyük güç kaynağının sevgi olduğunu görebiliyorduk.

       Günümüzde de o güzel değerlerimize sahip çıkabilir, kutsal müessese olan ailemizi daha da güçlendirerek  güçlü aile olabiliriz.

       Birey ailenin, aile toplumun, toplum ülkenin geleceğini belirliyor.

       Güçlü aile, güçlü toplum demektir.

       Güçlü ve huzurlu bir toplum olabilmenin öncelikli şartı güçlü bir aile yapısına sahip olmaktır.

       Sevgiyle kalın.

  

     

 

      

 

      

      

     

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ