USD
00,00
EUR
00,00
USD/EUR
1,000
ALTIN
0.000,00
BİST
0.000,00

İHLAS VE SAMİMİYETİ KUŞANMAK 

İHLAS VE SAMİMİYETİ KUŞANMAK 

İhlas, Aziz İslam’ın en güzel, en temel ve en duru kavramlarından biridir. İhlas; içtenliği, samimiyeti, sadakati, “hesabi” değil “hasbi” olmayı, temiz ve duru olmayı bize öğreten bir kavramdır. 

İhlas kavramı; halis, muhlis ve halas kavramlarıyla etimolojik olarak aynı kökten türeyen ve içimizi ısıtan bir özelliğe sahiptir. 

İhlas; her türlü şirkten, küfürden, kibirden ve nifaktan arınmadır. 

İmam Gazali, “İnsanlar görür diye ameli terk etmek riyadır. İnsanlar görsün diye amel etmek şirktir. İhlas da Allah-u Teala’nın seni bunlardan korumasıdır.” diyerek o ince ve “Altın Oran” değerindeki ölçüyü koymuştur. 

İhlas müminlere; saf, temiz ve duru bir ruh hali olan samimiyeti öğretir. Zira samimiyet; her türlü menfaat, ihtiras ve bencillikten azade özgün bir fıtrata kanatlanmaktır. Samimiyet; şahsiyet, karakter, erdem ve onuru kuşanmaktır. Bütün bunlar; kal diliyle değil, hal diliyle, söylemle değil eylemle ve ihlasla olur. 

Bir anekdot anlatılır. Bir ilçe müftüsünün başından geçen bir anısı: 

Anadolu’da bir ilçede müftüydüm. Günlerden Cumartesi. Kazanın pazarı da o gün kurulur. Devlet daireleri kapalı.  

Evde oturacağıma müftülüğe gideyim dedim. Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim Pazaryeri, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor. Çokta kalabalık! 

Müftülüğün karşısında bir bakkal var. Ben camdan ilçenin cumartesi günlerine mahsus bu  hareketli vaziyeti seyrederken; Lüks bir otomobil gelip, bakkalın önünde park etti. Bakkal; 

"Beyefendi dükkânın önüne park etme başka yere çek arabanı!" diye hışımla bağırarak dışarı çıktı... 

Kendi kendine de, zaten bugün pazarın kurulduğu gün, bakkala gelen yok, giden yok, birde sen engelleme diye mırıldanırken, adamcağız iyice asabileşti. Arabanın sahibi de haklı olarak; 

"Yahu burada park yasağı mı var? Niye park etmiyormuşum!" diye çıkıştı.  

Baktım gereksiz bir münakaşa çıkacak. Hemen aşağı indim, arabanın sahibine; "Beyefendi, bugün ilçenin pazarı var. Bakkal; "Belki satış yaparım" diye dükkânın önü kapansın istemiyor. Burada arabana zarar gelmesin. Müftülüğün bahçesi müsait park edecek yer var. Ben kapısını açayım, arabanı oraya park edebilirsin." dedim. "Olur…" dedi. Arabayı park ettikten sonra; 

"Beyefendi müsaitseniz yukarıda çay demledim, tek başıma içiyorum, istersen buyur birlikte içelim" dedim. "Olur, içelim." dedi. Teşekkür etti. Yukarı Müftülüğe çıktık... 

Bir yandan çaylarımızı içiyor, bir yandan tanışıyor, konuşuyorduk. 

O sırada müftülüğün kapısı açıldı. İçeriye elleri titreyen yaşlı bir hanımefendi girdi. 

Elinde içerisine incir doldurduğu küçük bir sepet ile; "Oğlum, müftülüğün kapısını açık gördüm de içeri girdim. Kusura bakmayın. Ben bu incirleri bizim bahçeden topladım. Pazara satmaya götürüyorum. Parasını da size getireceğim, İlçemizde Kız Kur’an Kursu yoktur, bizim zamanımızda da yasaktı biz cahil kaldık, çocuklarımızın, torunlarımızın okuması için Bir kız Kur’an Kursu yaptırırsınız diye…" Küçük bir sepet içinde incir… 2 veya 3 kilo ya gelir ya gelmez.  

Kur’an kursu yaptırmak için onu pazarda satacak parasını hayır olarak müftülüğe getirip verecek…Duygulandırıcı bir samimiyet, niyet ve arzu…Ben dondum kaldım. 

Misafirim de belli ki duygulandı. Hanımefendiye dedi ki: "Anne sen bu incirleri kaç liraya satıyorsun. "Kadıncağız da mütevekkil şekilde; "Ne verirseniz yavrum?" dedi. Adam da coştu: 

"Peki, bir Kur’an kursu yaptırma karşılığında bu incirleri bana satar mısınız?" 

Yâ RABB'Î!.. 

Küçücük bir sepet içindeki birkaç kilo incir ile bir Kur’an kursu. “Adam bu güzel niyeti gerçekleştirmek için harekete geçti. O kadıncağızın arzusu gerçek oldu.” 

Tanımadığımız, ilçemize ilk defa gelen şahıs üst kısım cami, alt kısım da tam teferruatlı bir kız Kur’an Kursu yaptırdı ve o ihtiyar ninenin adını yazdırdı. 

Siz ne derseniz deyin, bunun adı samimiyetten başka bir şey değildir. 

Samimiyetle, ihlâsla istersen; MEVLÂ’m karşılığını hemen, fazlasıyla verir. 

O kadıncağız, istemiş, gönülden arzu etmiş. "Benim ne imkânım var ki?" diye düşünmemiş. 

"Birkaç kilo incirden ne olur!" dememiş. Onu toplamış. "Bana gülerler…" dememiş, yola koyulmuş.  

Bunlar hep bereketin sırları… 

Muhabbetle, az bir sadaka, Rabbim ’in indinde ne büyük mükafat vesilesi!” 

İhlas ve samimiyetle yola revan olmak gerekir. İhlas ve samimiyeti kuşanarak hayatı inşa etmek, bütün kapalı kapıların açılmasına vesiledir. 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ