<div>Batman, Körfez savaşını yakından yaşamış bir şehirdir ve o yılların korku ve paniği birçok kişi tarafından halâ anlatılmaktadır. Amerika’nın Irak’ı vurmaya başlamasıyla birlikte, Türkiye de Batman hava alanını bu ülkeye ve diğer NATO ülkelerine açtı. Buna çok tepki veren dönemin Irak Cumhurbaşkanı Saddam’ın her an için Batman’a füze atabileceği endişesi doğmuştu.</div> <div>Hem de bildiğimiz günümüz füzelerinden değil, kokusu ve etkisiyle binlerce insanı öldürebilecek seviyedeki füzelerden söz ediyoruz. O dönemde şehrimizde öyle bir panik başlamıştı ki; binlerce aile Batman’ı terketti, imkânı olmayıp burada yaşamak zorunda kalanlar ise önlem olarak evlerinin bütün pencerelerini bantla kapatmaya başlamış, Batman’da ciddi şekilde bant sıkıntısı yaşanmıştı! “Saddam bandı” adı verilen bildiğimiz koli bantlarının o dönemde ne kadar kıymetli olduğunu o dönemi yaşayanlar bilir.</div> <div>Batman hava alanına konuşlanan NATO ülkeleri askerleri kendilerine verilen görevi hemen yerine getiriyorlardı. Örneğin istihkâm birlikleri gerekli olan tonlarca ağaç sırıklarını temin ederken, bir başka ülkenin askerleri de yiyeceklerle ilgileniyor, bir kısmı silah ve teçhizatları kuruyor, örneğin Hollandalılar da el ilanları bastırarak olası tehlike halinde Batman’lıların nasıl davranması gerektiğini anlatıyorlardı.</div> <div>O dönemin tüm sıkıntılarını yaşayan bizler de doğal olarak her gün bağlı bulunduğumuz ajans ve TRT’ye haberler gönderiyor, yaşananları an be an aktarıyorduk. Nasıl bir olgu olduysa “Napalm bombası” atılacak korkusuyla Batmanlılar geceleri rahat yatamazken hava meydanında da uçaksavarlar, radarlar, tanklar ve diğer askeri araçlar konuşlandırıldı.</div> <div>Farklı ülkelerin siyahi askerleri, bir başka ülkenin sarışınları Batman sokaklarında ve caddelerinde çok rahat dolaşıyorlardı. Evet, Saddam’ın Batman’a ölümcül füze atma korkusu yaşanıyordu ama, NATO ülkelerinin birlikleri de buna hazırlıklıydılar ve hiç korkmadan görevlerini yapıyorlardı.</div> <div>Durum öyle bir seviyeye gelmişti ki; Televizyon ve gazetelerin muhabirleri Batman’ı mesken tutmuş, her gün buradan farklı farklı haberler yapılıyordu. Tabi ev sahibi olmamız nedeniyle ben ve diğer muhabir arkadaşlarımız gündemi çok yakından takip ettiğimiz için dışarıdan gelen gazeteciler hep bizi takip ediyorlardı.</div> <div>Sadece Türk değil, dünyanın çeşitli ülkelerinden o kadar farklı gazeteciler gelmeye başlamıştı ki; hepsi şimdi “Devlet mahallesi” yapılan alandan Hava alanını gözetliyor ve modern kameralarıyla olan biteni görüntülüyorlardı. Bu durum bende rahatsızlık yaratmıştı. Durumu dönemin Valisi sayın Tuncer Perçinler ile görüşüp bu konuda önlem alınması gerektiğini, gelen yabancıların kim ve hangi amaçla geldiklerini bilmediğimizi belirtip neler yapılabileceğini konuşurken sayın vali hemen dönemin Emniyet müdürü ile Jandarma Komutanını arayıp bundan sonra yerli ve yabancı hiçbir gazetecinin Batmana alınmamasını, bunların geldiği gibi geri gönderilmesi talimatını verdi.</div> <div>Biz bunun için makul bir çözüm beklerken, en azından Esentepe bölgesinde konuşlanan gazetecilerin zaman zaman kimliklerinin kontrol edilmesinin yeterli olacağını düşünürken gazetecilerin Batmana alınmaması talimatı ağır geldi ama, Vali Tuncer Perçinler geri adım atmayıp kararının uygulanmasını istedi.</div> <div>Ancak sıkıntıya biz düşmüştük. Yani yerel gazeteciler olarak Batmana girmelerine izin verilmeyen, hava alanında, şehir girişinde bekletilen gazeteciler bizi arıyor ve Vali beyin uygulamasının doğru olmadığını kendisine iletmemizi istiyorlardı. Bu durumu ilettiğimiz Valimiz kararından geri dönmeyince bir çözüm yolunu ben düşünmeye başladım ve Ankara ile İstanbuldan gelecek olan Türk gazeteciler ile yabancı gazetecilere “karayolu ve hava yolu ile gelmenize izin verilmiyor, onun için Diyarbakır’dan trene binip öylece gelin” dedim ve gerçekten de gazetecilerin hepsi bu yolu uygulayarak yeniden Batman’a giriş yaptılar ve kimse de Batmana nasıl geldiklerini sorgulamadı, treni düşünmedi.</div> <div>Bu yazı bir nostalji gibi oldu ama, konumuz bugünkü durumla ilgiliydi. Şimdilerde yaşanan İran-İsrail-ABD. savaşından etkilenip etkilenmeme konusunda kimsenin bir fikri yok ama, havada görülen bir savaş uçağı, bir İHA, bir SİHA ister istemez dikkatleri çekiyor. Bir de bazı paylaşımlarda Hava alanından siren seslerinin geldiği şeklindeki haberler insanlarımızda paniği daha da arttırıyor.</div> <div>Umarız ve dileriz ki; bu savaş bir an önce sona erer ve ülkemize hiçbir zarar gelmeden bizler de rahata kavuşmuş oluruz. Hoşça kalınız.</div>