Ana içeriğe geç
Muhammed Arslan
Muhammed ArslanKöşe Yazarı

HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞAN KENDİSİNE GEÇ KALIR

Günümüz dünyasında çoğumuz adeta gizli bir yarışın içinde gibiyiz.

HERKESE YETİŞMEYE ÇALIŞAN KENDİSİNE GEÇ KALIR

Günümüz dünyasında çoğumuz adeta gizli bir yarışın içinde gibiyiz. Her mesaja anında dönmek, her davete icabet etmek, her işte işte kusursuz olmak, evde eksiksiz hissettirmek ve herkesin beklentisini karşılamak... Dışarıdan bakıldığında bu bir “her şeye yetişme” ya çabası gibi görünse de aslında derin bir öz-ihmalin hikâyesidir.

Peki, bizi herkese ve her şeye yetişmeye zorlayan bu psikolojik dinamikler nelerdir?

1. Onay Alma ve Kabul Görme İhtiyacı

Bize çocukluğumuzdan itibaren henüz küçük yaşlarda başkalarını mutlu ettiğimiz sürece "iyi", "değerli" ve "sevilmeye layık" olduğumuz öğretildi. Bu yüzden "hayır" demek, karşı tarafı hayal kırıklığına uğratmak ya da sevgisini kaybetmekle eş değer hale gelir. Hâlbuki hayır demek sizi hayırsız yapmayacaktır.

 Başkalarının beklentilerini kendi ihtiyaçlarımızın önüne koyarak aslında görünmez bir onay arayışını sürdürürüz. “Herkesin işine yararsam sevilirim, kimseyi kırmazsam kabul görürüm.” Çocukluğunda sevgiyi uslu olmakla, takdir edilmeyi başarılı olmakla, huzuru ise başkalarını mutlu ve memnun etmekle öğrenen bir çocuk, büyüdüğünde de aynı düzeni sürdürmeye çalışabilir.

Hayır demekten çekinir, birinin kendisine kırılmasını zihninde büyütür de büyütür, başkasının sorumluluğunu bile kendi omuzlarına yükler. Çünkü onun için birini üzmek, yalnızca karşısındaki insanın üzülmesi değildir; bazen sevilmemek, dışlanmak ve değersiz hissetmekle eşdeğerdir.

2. Sınır Koyma Korkusu ve Suçluluk

Kendi sınırlarını çizemeyen insan, başkalarının hayatının figüranı olmaya mahkûmdur. Sınır koymak, bencil olmak demek değildir; aksine ruh sağlığını korumanın en temel yoludur. Ancak sınır koymaya çalıştığımızda hissettiğimiz o yoğun suçluluk duygusu, bizi yeniden herkesin yardımına koşan "kurtarıcı" rolüne itebilir. Yazılarımızda sık sık tekrarladığımız gibi sınır sahibi olmayan sinir sahibi olur.

3. Yetersizlik ve Dışlanma Korkusu

"Her şeye yetişmeliyim, yoksa geride kalırım, benim hakkında başarısız ya da yetersiz diye düşünürler" ya da "Eğer orada olmazsam beni unuturlar" düşüncesi, zihnimizi sürekli bir teyakkuz halinde tutar. Bu durum, sinir sistemimizi kronik bir stres altında bırakır. Zihin her yere yetişmeye çalışırken, beden ve ruh zamanla tükenmeye başlar. Hatırlamakta fayda var: sürekli başkalarını mutlu ve memnun etmek çabası mutsuzluğun en büyük nedenlerindendir.

Kendine Geç Kalmanın Bedeli

Bütün enerjimizi dış dünyaya harcadığımızda, sıra kendimize geldiğinde elimizde sadece yorgunluk ve tükenmişlik kalır. Kendi hislerimizi duymazdan gelmeye başlarız. Sonrasında gerçekten ne istediğimizi, neyle mutlu olduğumuzu unuturuz. Son olarak da zihinsel ve fiziksel tükenmişlik yaşarız ki bu durum kişiyi depresyonun eşiğine getirebilir. Başka hayatların yangınını söndürmeye koşarken, kendi evimizin yandığını çok geç fark ederiz. Kendi iç dünyasıyla uyum sağlamayan yaşadığı hayattan doyum sağlayamaz.

Kendine Yetişmek İçin Küçük Bir Adım

Kendinize geç kalmamak, hayatı durdurmak ya da insanlardan tamamen izole ya da kopuk yaşamak değildir. Sadece odak noktanızı biraz olsun iç dünyanıza çevirmektir. Bugün kendinize şu soruyu sorun: "Her an herkese koşarken, herkesin ihtiyacını gidermeye çalışırken en son ne zaman kendime zaman ayırdım? En son ne zamana kendim için bir şey yaptım?

Son olarak; tamamlanmamış bir kapla başkasına bir tas su veremezsiniz. Kendi iç dünyanıza ayırdığınız vakit bir lüks değil, en temel ihtiyacınızdır. Bazen birilerine "yetişememek", kendinize tam zamanında ulaşmanın ilk adımıdır. Bu bağlamda “bencil” değil ama zaman zaman “benci” olmak gerekebilir.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın