Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya hafta sonunda Batman’daydı. İl Başkanı Mehmet Fırat’ın daveti üzerine Öğretmenevi’nde düzenlenen toplantıya katılarak Sayın Kaya’yı dinleme ve kendisine bazı sorular yöneltme fırsatı bulduk.
İl Başkanı Mehmet Fırat’ın açılış konuşmasının ardından söz alan Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ni ziyaret ederek bölge halkının beklentilerini, sorunlarını ve taleplerini öğrenmeye çalıştıklarını ifade etti. Bu kapsamda toplumun farklı kesimleriyle bir araya geldiklerini, vatandaşları dinlediklerini ve bölgenin nabzını tutmaya çalıştıklarını anlattı.
Konuşmasında ülke gündemini meşgul eden Fon soruşturmasına da değinen Kaya, yaşananların bütün yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi. Diğer siyasi partilerle birlikte konunun araştırılması amacıyla Meclis Araştırma Önergesi verdiklerini, ancak bu önergenin AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildiğini belirtti. Kaya, ayrıca kamuya personel alımlarında yapılan mülakatlara ilişkin eleştirilerini dile getirerek, başarılı olduğu hâlde mülakatlarda elenen insanların haklarının yenildiğini ve bu konuda adaletin sağlanması gerektiğini savundu.
Mustafa Kaya’nın üzerinde özellikle durduğu konulardan biri de barış süreciydi. Saadet Partisi olarak barışın tesis edilmesini desteklediklerini, bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirdiklerini ve bundan sonra da aynı kararlılıkla hareket edeceklerini söyledi. Barışın yalnızca siyasi partilerin değil, toplumun bütün kesimlerinin sahiplenmesi gereken bir mesele olduğunu ortaya koyan Kaya, bu süreçte geriye dönüş istemediklerini de açıkça ifade etti.
Son dönemlerde yaşanan intihar olaylarına da dikkat çeken Kaya, bu gelişmelerin son derece üzücü olduğunu belirterek, intiharların arkasındaki sosyal, ekonomik ve psikolojik nedenlerin mutlaka araştırılması gerektiğini dile getirdi. Gerçek sorunların tespit edilmeden çözüm üretilemeyeceğini vurguladı.
Toplantının soru-cevap bölümünde gazeteciler de merak ettikleri konuları gündeme getirdi. Ben de Sayın Kaya’ya birkaç soru yönelttim. Özellikle kamuoyunda tartışılan Fon soruşturmasıyla ilgili düşüncelerini öğrenmek istedim. Verdiği cevap oldukça netti. Kaya, Türkiye’nin bugüne kadar benzeri görülmemiş bir durumla karşı karşıya olduğunu belirterek, bir koyup bin kazanma anlayışıyla yürütülen bu sistemin içerisinde kimler varsa hesap vermesi gerektiğini söyledi. Birilerinin milyarlar kazanırken başka insanların milyarlar kaybettiği bir tablonun kabul edilemeyeceğini ifade eden Kaya, olayın bütün bağlantılarının ortaya çıkarılması ve bu işe bulaşan herkesin hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Toplantıda gazetecilerin yanı sıra bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de söz alarak görüş ve taleplerini dile getirdi. Bunlardan en dikkat çekici olanı ise görev yaptığı caminin cemaatinin önemli bir bölümünün Türkçe bilmediğini belirten bir imamın açıklamasıydı. İmam, Kürtçenin resmî dil olarak kabul edilmesi gerektiğini savunurken, camideki cemaatin hutbeleri anlamakta zorlandığını, bu nedenle Kürtçe hutbe okunması konusunda destek beklediğini ifade etti.
Bu talebe yanıt veren Mustafa Kaya ise dilin üzerine yasak koymanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti. Bu açıklama, toplantının yalnızca siyasi gündemle sınırlı kalmadığını, bölgede yaşayan insanların günlük hayatlarında karşılaştıkları dil, kültür ve iletişim sorunlarının da gündeme taşındığını gösterdi.
Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan insanların beklentilerini dinlemek, sorunlarını yerinde görmek ve çözüm önerilerini tartışmak elbette önemlidir. Ancak asıl önemli olan, bu ziyaretlerde dile getirilen sorunların toplantı salonlarında kalmaması ve çözüm için somut adımlara dönüşmesidir.
Batman’da gerçekleşen bu buluşmada ekonomi, adalet, mülakat sistemi, intiharlar, barış süreci ve anadil gibi toplumun farklı kesimlerini yakından ilgilendiren konular konuşuldu. Farklı düşüncelerin dile getirilebilmesi, soruların sorulabilmesi ve taleplerin doğrudan muhatabına iletilebilmesi açısından toplantıyı önemli buluyorum.
Çünkü bu bölgenin artık daha fazla dinlenmeye, anlaşılmaya ve sorunlarına samimi çözümler üretilmesine ihtiyacı var. Siyasetçilerin bölgeye gelmesi kadar, buradan ayrıldıktan sonra vatandaşın sesini Ankara’da duyurması da büyük önem taşıyor.
Hoşça kalınız.

Yorum yaz
Yorumları göster0 yorum
Yorumu bildir