Aşiret; Aile, ocak ve kabile gibi daha küçük toplulukların din, dil ve kültür yönünden büyük bir aynı veya benzerlik gösteren, birçok sülaleden oluşan, yapısındaki aileler arasında köken, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan toplulukların birliğidir.
Geçmişte tarihsel süreç içerisinde insanların başta kendilerini koruyabilmek, kendi yaşamlarını garanti altına alabilmek bir birlerini koruyup, kollamak, din, dil, ekonomik ve geleneksel birlikteliği sağlamak için böyle bir birlikteliğe ihtiyaç duymuşlardır.
Aşiret yapısı Temelde duygusal bir bağımlılık olsa bile, ağırlıklı olarak menfaat-çıkar mantığı ilişkisinde kaynaklanan toplumsal bir yaşam şeklidir.
Aşiret mensubu kişi aşirdir, aşir kişi gözü pek, gözü doygun, bereketli sofrası her zaman hazır, her an her yükü omuzlayan herhangi bir olayı göğüsleyen kişi demektir, ancak aşir kişi, mutlaka bir asirt’e mensup kişidir ve bu kişi mutlak surette erkek olması gerekir. Aşiret mensubu olmayan kişi, yani soy olarak aşiretin önemli sayılacak ailesinden gelmeyen kişi istediği kadar mert ve gözü pek, gözü doygun, eli açık, sofrası hazır olsun o kişi aşir olamaz yani tabiri caizse maraba olarak kalmak durumundadır.
Görüleceği üzere aşiret yapılanması ataerkil bir karakter yapısına sahip olup, aynı şekilde kendi içerisinde, aslında çok görünmeyen ama kast sisteminin olduğu açık şekilde görünmektedir.
Aslında çağımızda bütün bu yapılanmanın dışında aşiret anlamında toplumsal birliktelik ve büyük topluluklar olarak birlikte yaşamanın gereği bir kalmamıştır.
Hatta yaşam koşulları o kadar kolaylaşmış ki bireysel yaşamı tercih edenler daha evlenmeden tek başın ayrı bir evde yaşamaya çalışmaktadırlar. (doğru bir davranış olup olmadığı tartışma konusudur.)
Peki ya eskiden yaşam nasıldı; eskiden insanlar üç kuşak aynı evde yaşardı, dede, anne, baba ve torunlar hep birlikte geniş aile olarak yaşarlardı. O dönemlerde bu şekilde yaşamak belki de bir zorunluluktu, çünkü o dönemde belki de yaşam koşulları ancak bu şekilde insanlara daha kolay bir yaşama şansı tanıyordu.
Günümüzde artık çağın gerekliliği teknolojinin hızla ilerlemesi, teknolojinin köylere, en ücra köşelere kadar ulaşması, bunun ile birlikte imkanların artması bireyselleşen kişilerin bir birlerine olan ihtiyaçlarının azalması nedeni ile geniş aileler olarak birlikte yaşamanın çokta gerekliliği kalmamıştır.
Aşiretsel yaşamın yaygın olduğu dönemlerde geçim kaynağının çok büyük bir bölümünün tarımsal/kırsal üretime dayalı olması, tarımsal ve hayvancılıktaki iş gücünün fazla olması nedeni ile ekonominin tarıma dayanması, bireyler, aileler ve aşiretler arasındaki rekabet ile mücadelelerde daha çok dayanışmaya ihtiyaç duyulması nedeni ile birlikte yaşamaya zorlayan bir doğal yaşam zaruriyetini ortaya koymaktaydı
Artık günümüzde ekonominin çok büyük bir şekilde bağımlılığını tarım dışı bir alandan sağlanması nedeni ile aşiretsel yapıdaki toplumsal yaşama zorunluluğuna ihtiyaç duyulmamaktadır.
Günümüzde artık güvenliğin daha etkin sağlanabilir olması, hakkın -hukukun savunulabilmesi, iletişimin, ulaşılabilirliğin çok hızlı olması, adalet ve çağdaş uygar devletlerin tesis edilmiş olması, güvenliği devletlerin tesis etmesi, kurum ve kuruluşlar, sağlık ve eğitim alanlarındaki yaygınlık ve bu alanlara kolay ulaşılabilir olması, aileler yada topluluklar arasındaki birlikteliğinin gerekliliğini ortadan kaldırmış yada etkisizleştirmiş olması, toplumu bireysel yaşamaya iten bir olgu olmuştur. Dolayısı ile insanların tercihi daha az stresli, daha kolay, daha özgür ve maalesef daha tahammülsüz bir yaşam tarzı nedeni ile bu şekilde bir yaşamı insan psikolojisine tercih ettirmektedir.
Ancak Son dönemlerde ilimiz genelinde aşiretsel toplumsal yaşamaya bir özenti, bir dönüş merakı olduğunu görüyoruz.
Bu anlamda bölgemizde ve ilimizde aşiret derneklerinin kurulmasının nereden başladığına bakmak gerekir. İlk etapta metropollere (gurbette) taşınan insanlarımız arasında belki de o günün şartlarında metropollerde gerçekten dayanışma ve yardımlaşma amacı ile ihtiyaç duyulması neticesinde insanlarımızın Türkiye’nin batısındaki şehirlerde bir araya gelerek dernekleşmesi ile ortaya çıkmış ve orada kurulan derneklerin örnek teşkil etmesi ile bölgemize ve şehrimize yansıması ile ilimizde de son dönemlerde aşiret isimleri ile dernekleşemeye yöneldiliğini görüyoruz.
AŞİRETSEL YAPIYA DAYANAN DERNEKLERE İHTİYAÇ VARMI
Geçmişte aşiretler arasındaki rekabet ve mücadeleler neticesinde bir çok istenmeyen olaylar gelişmiştir. O tarihlerde aşiretler kendi kanunlarını kendileri koyar, kararları kedileri verirlerdi.
Ancak 100-150 yıl öncesinden kalan o dönem bitmiş artık. Aşiretler sürekli ataerkil bir toplum olmuştur. Yani aşiretlerde her zaman babadan gelen soy önemli olmuştur, kişi babaya ait olan aşiretten geliyorsa önemlidir, anne tarafından istediğin kadar önemli aşiretten gelsin, ama yine de çok bir önem arz etmemektedir. Anne tarafı aşireti ile kişi aşir yani aşiret mensubu yada önemli kişi olamıyordu.
Kısacası Yukarıda da anlatmaya çalıştığım gibi eskiden doğa şartları, yaşamın zorluğu, geçinebilme sıkıntısı, insanlarını kendilerini koruyabilme dürtüsü, başka kabile ve ailelere karşı üstünlük sağlama, kendilerini koruyabilme çabası vs.. adına her ne derseniz deyin, belki de ailelerin, kabilelerin, obaların, aşiretlerin bir araya gelme ve birbirlerine ihtiyaç duymaları o günün şartlarında bir nevi zorunlu birlikteliği gerektiriyordu.
Ancak günümüzde modern devlet ve devlet kurumları dikkate alındığına kesinlikle aşiret ve aşiretçilik yapılanmasına gerek yoktur.
Bütün bu yaptığımız açıklamalara karşın İlimizde de her geçen gün yeni bir aşiret ismi ile yeni bir dernek kurulmaktadır.
Geçmişten gelen toplumsal olgular olan, aşiretsel yapıların gelenek ve göreneklerin yaşatılması, bazı gelenek ve göreneklere bağlı kalınması noktasında ihtiyaç duyulan bir olgu olabilir.
Ancak toplumu 100-150 yıl geriye götürecek, toplumsal ayrışmalara neden olacak, böyle bir dernekleşmenin günümüz şartlarında ne kadar faydalı ve gerçekçi olacağı şüphelidir.
Mesela aşiret kurallarına bağlı olmak, toplumlarının gelişmesinin önünde büyük bir engel oluşturmaktaydı. Çünkü Aşiret kuralarına mutlak uyulması gereklilikti. Örnek verecek olursak yakın tarihe kadar aşiret kurallarından dolayı kızların okuması engellenirdi, aşiret toplulukları arasında ayıp ve günah sayılırdı.
Aşiret dernekleri bu anlamda heterojen (aile ve aşirete bakılmaksızın niteliği ve kariyeri ile oluşturulacak dernek ve topluluklar) bir şekilde derneklerin toplumda ayrışmaya gitmeden bilimsel çağın gereğine uygun bir şekilde olması tabi ki yararlı olacaktır.
GÜNÜMÜZDE AŞİRET DERNEKLERİNİN ETKİNLİĞİ VARMIDIR
Bu güne kadar ufak tefek etkinlikler dışında aşiret derneklerinin ciddi bir kültürel, ekonomik ya da buna benzer sosyal bir etkinliğinin olduğunu söyleyemeyiz
Aşiretçiliğin en çok etkili olduğu son 100-150 yıl öncesinde aşiret liderinin tek lafı bütün aşireti bağlardı, aşiret liderinin sözü kanundu. Aşiret bireyleri ve toplumu Çoğu zaman bünyesindeki yaşadıkları devletlerin kanun, kural ve hükümlerini dinelmezler ama aşiret liderinin söylediğini harfiyen ve büyük bir kutsallıkla yerine getirilerdi.
Ancak düzenli ulusa dayalı devletlerin kurulması ve özelikle son 30 yıldır bu durum tamamen ortadan kalkmış görünmektedir.
Peki günümüz derneklerin liderlerinin böyle bir yetkisi ve etkisi var mıdır derseniz? böyle bir durumun söz konusu olmadığını hemen söyleyebiliriz.
Aşiret derneklerinde, eski aşiret liderleri yerine günümüzde dernek başkanları mevcut olup, dernek başkanı tek başına hiç bir karar alamadığı gibi, tek başına alacağı kararı da kimse dinlemez. Alınacak karar ancak dernek yönetimi ile olur.
SON DÖNEMLERDE AŞİRETSEL DUYGULARIN GÜÇELNEMSİNİN NEDENİ
Teknolojinin gelişmesi hızlı iletişim ağlarının oluşması hemen hemen çağımızda herkesin bu hızlı iletişim araçlarını kullanıyor ve kullanabiliyor olması aynı aileye, aynı kabileye ve aynı aşirete mensup insanların bir birleri ile daha kolay iletişim kurabiliyor olması, ailenin kökenine ulaşabilir olması, ailenin soyunu iyi bilenlerin daha kolay bir araya gelip akrabalık ve aynı soydan gelme bilgilerini bir birlerine aktarılması, sosyal medyam platformlarında yayınlanması, kişiler arasında yaşanan diyaloglarda falanca kişinin bizim aşiretten, filanca kişisi de bizim aşiretten gibi bir iletişimin olması ve bunun aşiret adına övünç kaynağı olarak sunulması ve çoğu zaman bu insanların bu yönde çaba sarf etmesi aşiretçilik duygularının yaygınlaşmasını ve diğer aşiretlere ait aile mensuplarının bu şekilde birbirinden etkilenmesi ile dernekleşmeye ve aşiret varlığını göstermeye iten bir araya gelme dürtüsü oluşmaktadır.
SONUÇ OLARAK;
Gelişmiş toplumlara baktığımızda, hem gelişmiş uzak doğu toplumlarında, hem de gelişmiş batı toplumlarının hiç birisinde, aşiretsel yapıya bağlı bir toplumsal varlığı göremeyiz.
Aşiretsel toplumun yaygın olduğu ülkeler genellikle teknoloji, ekonomi ve bilim yönünden geri kalan toplumlar olup, maalesef bu toplumlar genellikle bir birleri ile uğraşmaktadır.
Buna karşılık Gelişmiş toplumların, büyük ajanslar kurarak, büyük şirketler kurarak uzayı keşfedecek teknolojik araç-gereçleri geliştirirken, insanlara bulaşan amansız hastalıklara çare ararken, hayatı her yönü ile kolaylaştırarak her gün yeni gelişmelere imza atarken bunların üzetinin sonunda dünya ekonomisine hükmederken, daha bunun gibi sayabileceğimiz sayısız örnekler varken bizlerin 100-150 yıl öncesinde kalma yöntemlere götüren derneklere sarılmamız doğru bir mantık gibi gelmiyor.
İlimizde aşiret ismi ile her gün yenisi açılan derneklere ihtiyaç olmadığı, bunun yerine eğitime, ilme teknolojiye, geleceğe, ekonomiye yatırım yapan, kooperatif, ajans şirketleri ve derneklerinin kurulmasının ve var olan enerjinin bu yönde kullanarak toplumu daha ileriye götüreceği ve geliştireceği bilinmesi gerekmektedir.